1.3

1004 Words
merhaba arkadaşlarr herkese iyi okumalar Adın gibi kendin de Derin'sin. Bu not banaydı. Bu müthiş zekama göz devirdiğimde notu kimin gönderdiğini düşünmüştüm. Aklıma bir isim gelmiyordu. Kaba biri olduğu belliydi ve affedebilir misin dediğine göre bana bir şey yapmış olmalıydı. Son günlerde kavga ettiğim isim yoktu. Tek bir isim hariç. Hala kollarımda bana bakan çocuğa baktım. Tabi ya ona benziyordu. Ne demişti? Abim gönderdi. Yaman.. Bana çiçek gönderip özür dilemek istemişti. İyi de beni nasıl bulmuştu ki? Burada olacağımı nasıl anlamıştı? Daha da önemlisi beni neden bu kadar önemsemişti? Sanırım arkadaş edinme işini başarmıştım. Kollarımdaki çocuğun bakışları yüzümde gezinirken gülümsedi ve bana az sayıdaki dişlerini sundu. Onun gülümsemesi ile içimde büyük bir sıcaklık oluşurken bu çocuğu neden bu kadar sevdiğimi anlayamamıştım. Çocuk çok tatlıydı fakat hissettiklerim sanki çok daha fazlasıydı. "Adın ne senin?" Merakla bana bakması ile onunla konuşmak istemiştim. "Ayaz. Senin adın ne?" Ayaz, güzel isimdi. Ona küçük bir gülümseme sundum. "Derin ben de. Yalnız mısın?" Onu tek başına bırakıp gidemez gibi hissediyordum. Neyseki kafasını iki yana salladı. "Hayır, abim yakınlarda. Birlikte sahildeydik sonra çiçekçi abladan çiçek alıp sana vermemi istedi." Kesinlikle konuşması çok düzgün ve büyük insan gibiydi. Nasıl böyle konuşabiliyordu? Bu ayrıntıyı boşverip asıl yere odaklandım. Demek beni gördükten sonra almak istemişti. Onu öpmemden rahatsız olmuş gibi durmasa da herşeyi boşverip tekrar öpmeden önce ona sordum. "Seni öpebilir miyim?" Çocuktan gelmesini beklediğim cevap yan tarafımızdan geldi. "Kardeşimi yedin bitirdin. Şimdi mi soruyorsun?" Alaycı çıkan sesi ile Yaman'ın ifadesiz yüzü de görünmüştü. Sesi ilk günkü halinin aksine ifadesiz değil alaycıydı. "Ayaz bir şey demedi. Sana ne?" Oldukça uzun olan boyu eğilmiş vaziyette olduğumdan devasa boyuta ulaşmıştı. Güldü. İlk kez gülmesini görürken bu gülüşün ona çok yakıştığını fark etmiştim. "Abi, ben Derin'i çok sevdim." Ayaz'ın sözleri içtenlikle geniş bir gülümsememe yol açmıştı. "Ben de seni çok sevdim yakışıklı." Sözlerimle birlikte uzun kirpikleri titreşti. Gözlerini açıp kapatırken oldukça sevilesiydi. "Benimle evlenirsin değil mi?" Ayaz'ın hiç beklemediğim sorusu ile gözlerim şokla açılırken bu yaşta böylesine konuşmasına elimde olmadan bir kez daha şaşırmıştım. "Ayaz!" Yaman'İn uyarmak ister gibi otoriter sahibi ifadesiz sesi ile ona ters bir bakış atmak istedim fakat o kadar uzundu ki gözlerine ulaşamamıştım. "Bunları konuşmak için çok erken Ayazcım. Hem emi-" Sözlerimi kesen şey Yaman'ın büyük cüssesinin bizim yanımıza benim gibi eğilmesi olmuştu. "Derin sana uygun değil abicim." Sitemkar bakışları abisine çevrildiğinde Yaman'ın gözlerinde her ne gördüyse açılan küçük dudakları geri kapandı. Yerimden ayaklandım. "Benim artık gitmem gerek. Kendine iyi bak Ayaz. " Eğildiğim yerden nihayet kalktığımda Ayaz'ın elindeki çiçeği almaya yeltenmemiştim. Yaman'a son bir bakış atarak arkamı döndüğümde ifadesiz suratı bir şey demeyeceğini düşündürmüştü fakat konuştu. "Bana bir numara ver." İşte bu beklediğim bir şey değildi. Benimle arkadaş olmak, tanışmak mı istiyordu? Yok, sahilde gördüğü her kıza çiçek almak hobisiymiş! Saf mısın Derin?! Bu aptallığımı yaşadığım şoka bağlamak istiyordum. Yaman'a geri döndüm. "Neden?" Yüzünde ufak, hayal sanabileceğim bir kıvrıma dudaklarında can verdi. "Sana dürüst olacağım Derin. İlgimi uzun zaman sonra çeken birisin. Bunu hoşlanmak olarak algılama lütfen. Amacım seni tamamen normal bir arkadaş olarak tanıyabilmek. Çünkü içimden bir ses senin sürprizlerle dolu olduğunu söylüyor." Ona tamamen dönerek yüzümde ufak bir gülümseme ile dinledim. Madem benimle arkadaş olmak istiyordu,o zaman olurduk. Bora'yı normalleştireceğime dair inancımı arttırıyordu. Yine de ona tam olarak güvenemeduğimden ,çünkü yeni tanışmıştık, telefon numaramı vermek yerine sosyal medya hesabımın adını söylemiştim. Daha sonrasında bir şey demesine izin vermeden küçük eliyle abisinin büyük elini tutmaya çalışan Ayaz'a el sallayıp arkamı döndüm. Etüte geç kalmıştım! Hızlı adımlarla etüte ulaşmaya çalıştığımda aklım Yaman'daydı. Ortak hiçbir şeyimiz olmadan nasıl arkadaş olabilirdik ki? Bu düşüncelere etüte vardığımda son verip son denemenin sonucunun verdiği motivasyon ve gazla derse başlamıştım. Önceliğim Türkçe denemesi çözmek olmuşken ardından ödevlerimi yaparak matematik dersine yetişmek için etütten çıkıp dershaneye varmıştım. Geç saatler olduğu için dershanede gececi tayfanın dışında kimseler yoktu. Boş sınıfa geçip öncelik olarak hocanın verdiği ödevleri çıkarıp yapamadıklarımı sormuş, sınav sonucum için tebriğimi almış ve hocamın verdiği gazla yeni konuyu dinlemiştim. Uzun süren dersin ardından babama haber vermediğim için yakınarak eve ilerlerken aynı mesafe olan sahil yolunu kullanmak istemiştim. Belki sahilde süt mısır satan birini bulabilirdim. Etrafıma bakına bakına ilerlerken gün henüz bitmeden Yaman'ı tekrar görmüştüm. Sahildeki bankta saatin geç oluşuna aldırmadan tek başına oturuyor ve karanlık denizi izliyordu. Bir kafenin önünde gördüğüm süt mısır arabasına ilerleyip iki bardak aldım. Ücretini öderken babam aramış ve nerede kaldığımı, gelip almasını isteyip istemediğimi sormuştu. Ona sahil yolundan geldiğimi ve canımın süt mısır çektiğini birazdan evde olacağımı söylemiştim. Anne ve babamın sözünden pek çıkmazdım. Derslerim konusunda gösterdiğim çaba, emek ve adı her ne haltsa ben de gördükleri için yaptığım bu kaçamaklara haberleri olduğu ve çok uzun sürmediği sürece izin verilirdi. Şu an da öyle olmuştu. Şanslıydım. Tekrar sahil tarafına geçip elimdeki bardaklarla banktaki dalgın Yaman'ın yanına oturduğumda rahatsız etmekten korkarak düşük tonda konuşmuştum. "Selam" Yanına oturduğumu fark etmeyip konuştuğumda beni fark etmesi onun ne kadar dalgın olduğunu ortaya seriyordu. Sahilde yatıp kalkıyor olabilir miydi? Sahildeki evler herkesin tahmin edeceği gibi oldukça pahalı evlerdi. Buraya yakın bir yerlere oturuyor olmalıydı. Bizim evimiz sahile pek yakın sayılmazdı. Fakat yürümeyi seven bir insan olduğumdan bu durumu dert etmezdim. Ancak Beril ederdi. Onların evi bizimkinden daha çok sahile yakın olduğu halde... "Sürprizlerle dolusun derken sürpriz yapmanı kastetmemiştim." Omuz silkerek arkama yaslandım. Bakışları konuşmadığım için bana döndüğünde elimdeki bardaklardan birini ona uzattım. "Nasıl sevdiğini bilmediğim için kendi zevkime göre aldım. Soğutma, yoksa yenmez." Yüzünde bu kez net görülebilecek fakat kısa süreli bir gülümseme oluştu. "Teşekkür ederim." Önemli olmadığıyla ilgili bir şeyler mırıldanıp iç çektim. Elimdeki mısırı yerken derdinin büyük olduğu tanısına varmıştım. Allah bilir ne düşünüyordu ki yanına oturan bedenimi fark etmemişti. "Ne oldu?" İç çekmemle mısırından bana dönmüştü. "Hayatım çok yorucu." Gerçekten de öyleydi fakat aklındaki her neyse en azından bir süreliğine unutmasını istemiştim. "Niye k-" Yaman'ın sesini bir ses böldü. Bora'nın sesi.. "Derin?" Hayatta bazı anlar vardır. Ne düşüneceğinizi şaşırdığınız. bu aralar ben bu durumu sıkça yaşıyordum. Bora'nın çok da uzakta olmayan bedeni ve sesi ile bir kez daha bu duruma düşmüştüm Gözlerim Yaman'dan ayrılıp Bora'ya döndüğünde kaşlarının da çatık olduğunu gecenin karanlığında fark etmiştim. Yaman da tıpkı benim gibi dönmüştü duyduğumuz sese. Bora'nın gözleri benim üzerimden Yaman'a çevrildiğinde ne demem gerektiğini bilmiyordum. Ona doğruları mı söylemeliydim? Bölüm sonuuu Düşüncelerinizi buraya alalım. Okuyan herkese çok teşekkür ederim Derin biraz akıllı ve mantıklı kararlar alan yaşından büyük davranmaya çalışan bir kız olsun diye uğraşıyorum. Sizce oluyor mu? Bora'nın davranışları sizce nasıl? Siz Derin'in yerinde olsanız nasıl davranırdınız? Bir anda hikayeye dahil olan Yaman'a ne diyorsunuz? Arkadaşlık teklifinde samimi midir? Evett tüm sorularım bu kadardı. Şimdiden teşekkür ederim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD