0.08

1084 Words
merhaba arkadaşlarr, kendinizi belli edin lütfen :( herkese iyi okumalar Sabah, gözümü zorlukla açabilmiştim. Gece, zorlukla uyuyabildiğimden sabaha yansımıştı. Hazırlanıp evden çıktığımda etütte sınava girmeye kendimi hazır hissetmesem de girecektim. Saçlarımı topuz yapıp önümdeki sorulara odaklanmaya başladığımda Özge de yan tarafımdaydı. Sınav yüzünden fark edemesem de oldukça heyecanlı ve süslü bir vaziyetteydi. Onun bu haline daha sonra gülmeye karar verip sınava odaklanmıştım. Süre akarken oldukça çabalıyor ve en iyi sonucu çıkarmaya çalışıyordum. Sınav bittiğinde optikler toplanmış ve cevap anahtarları dağıtılmıştı. Bir tık daha kolay gelen denemenin sonuçlarını kontrol ettiğimde tam da tahmin ettiğim gibi iyi gelmişti. Gülümseyerek gönül rahatlığıyla Özge ile etütten çıktığımızda avm'ye gitmiştik. Kısa sürede gelen Erdem ve yanında kim olduğunu bilmediğim bir erkek masamıza oturmuşlardı. Kaşlarımı çatmamaya çalıştım. Neden birini getirmişti ki? Anında gerilen bedenim bu tarz şeylerden asla hoşlanmadığım içindi. "Erdem ben." Özge ile ilk geldiğinde sarılmasından anlamıştım fakat uzattığı elini tutup yine de bilmiyormuş gibi kafa sallayarak sıktım. "Derin ben de." Kafasını sallayıp elimi bırakmış ardından karşımda oturan çocuğa bakmıştı. "Arkadaşım, Poyraz." Elini uzatan çocukla bu kez de onun elini tuttum. "Memnun oldum." Ona kafamı sallayarak salak gibi ikinci kez adımı söylemekten vazgeçerek elimi çekmiştim. "Sipariş verdiniz mi?" Samimi davranmaya çalışıyordu fakat bana lakayıt geliyordu. Neden bilmiyordum ama iyi bir ilk enerji almamıştım. Yanılmak istiyordum. Gelen menüde bana göz kırpan sevdiğim yemeklere inat tavuklu salata sipariş edip hafif bir şekilde geçiştirmek istemiştim. "Kilo takıntın var sanırım?" Kaşlarım çatılırken karşımda adını unuttuğum çocuğa baktım. "Ne alaka?" Çok kaba davranmıştım fakat yapım maalesef ki böyleydi. Sezgilerime çok güvenirdim ve ona göre davranırdım. Karşımdaki ikili ise hoş hissettirmiyordu. "Kalori olayı, protein falan işte. Kusura bakma sporla ilgilenince ister istemez dikkatimi çekti." O dedikten sonrasında gözlerim vücuduna kaymıştı. Evet,sporla ilgileniyor gibiydi. "Pek dikkat etmiyorum. Canım ne isterse." Anlamışcasına kafasını sallayıp masanın izin verdiği sürece üzerimde gözlerini gezdirdi. Sınava gireceğim için rahat olmak adına bir tayt ve üzerine de bir sweat giymiştim. Rahatsızca yerimde kıpırdandığımda gözleri üzerimden çekilmişti. Elini ensesine atıp kaşırken konuşmuştu. "İhtiyacın da yok gibi zaten." İltifat mı etmişti? Bana? Bazen çok cahil kalıyordum. Yakışıklı bir çocuktu ve derdi çapkınlık,günü geçirmek ise yanlış kişiyle uğraşıyordu. Öyle şeyleri beceremezdim. "Teşekkür ederim." Kafasını iki yana sallayıp 'önemli değil' dediğinde yemeklerimiz de gelmişti. Ortada dönen muhabbette genellikle dinleyici olarak kalıyor ve bana direkt soru sorulmadığı müddetçe konuşmuyordum. Sohbet yön değiştirmiş ve konu kitaplara gelmişti. Poyraz, kitaplar hakkındaki konuşmada sesim çıktığını duyduğunda daha çok katılmaya başlamıştı ve sıkıntım biraz olsun azalmıştı. Yine de okuduğumuz kitaplar uyuşmuyordu. O tek tür kitaplar okuduğunu belli etmişti. Saygım sonsuzdu fakat benim okuduğum kitaplara hakaret etmeye başladığında yanılmadığımı anlamıştım. İlginin üzerinde olmasını seven, tipinin farkında olduğu için coşmuş egosuyla ben merkezli bir çocuktu. Egosu çok büyüktü. Yemek yerinden kalkmış ve filme girmeye karar vermiştik. Oradan sonra da eve kaçmayı ve kimseyle konuşmaya vaktim olmayacağını düşündüğümden kabul etmiştim. Fakat sevgilisiyle sarılarak yürüyen Özge ile Poyraz iyice bana yaklaşmış ve neredeyse dip dibe yürümemizi sağlamıştı. Hareketleri beni rahatsız etmeye başladığı için onu uyarmıştım. "Biraz uzaklaşır mısın?" Ancak uzaklaşmak yerine iyice laubali davranmaya başlamış ve açtığım saçımın bir tutamını tutmuştu. "Kasma, güzel olacak." Ne saçmalıyordu bu ? "Rahatsız oluyorum. Son kez söylüyorum. Çekiyor musun? Çekeyim mi?" Yolun ortasında durup dibimdeki bedeni ile kavga ederken önden kaptırmış giden Erdem ve Özge fark etmiyorlardı. Yakın tavırları nedeniyle etrafımızdan geçen insanlar bizi büyük ihtimalle sevgili sanıyorlardı fakat ben bir tartışma başlatmaya hazırlanmıştım ki Poyraz geri adım attı. "Tamam, sakin ol." Geri adım atmasıyla ters bakışlar atarak yanından geçip gitmiştim. Eve gitmeyi istesem de buraya Poyraz için değil,Özge için geldiğimi ve şimdi gidersem korkak gibi kaçmış olacağımı düşündüğümden gitmekten vazgeçmiştim. Sinema bölümüne geldiğimizde bir komedi filmi, bir romantik film ve bir de korku filmi vardı. Korku filmlerinden nefret ederdim. Bu yüzden komediye girmeyi teklif edecekken romantik filmi isteyen Özge ile olur dercesine başımı sallamıştım. Tatlı bulduğum oyuncu bir kızın başrolü oynadığı için kabul ettiğimde bilet sırasına girmeleri ile geride kaldım. Korku filmine bilet alan Poyraz ile sinirle ona çemkirdiğimizde omuz silkmişti. "Bu kadar korkmayın. Bir şey olmaz." Diyerek mısır almaya gittiğinde telefonumu çıkarıp Eren'i aramıştım. "Eren beni gelip kurtarır mısın?" Korku filminden ziyade daha fazla Poyraz'a Özge'nin hatrı için de olsa katlanamayacağım için gelmesini istemiştim. Sanki beni görmüş ve birlikte oturmayı teklif etmiş gibi.. Eren'e durumu anlattığımda sinirlenmiş ve halledeceğini söylemişti. Telefonumu kapatıp Özge'nin mahcupça bana bakan gözlerine gülümsemeye çalıştım. Arkadaşları ile sorun yaşadığını söylemiş ve beni dostu olarak gördüğünü söylemişti. Onu tek bırakmak istediğim son şeydi fakat dayanamamış çaresizce aptal bir plan yapmıştım. Poyraz geri adım atmasaydı hiçbir şey umrumda olmaz ve avm'yi başına yıkardım. Bu asla tamam denmeyecek bir olaydı. Şu an tamam demiş gibi gözüküyor olmaktan da nefret ediyordum. Hemen şimdi gitmeliydim. Gitmek için Özge'ye ilerleyip gideceğimi söylemek istediğimde yüzü düşmüştü. Bu düşüneceğim son şeydi. "Üzgünüm Özge ama ben daha fazla çekemeyeceğim. Gidiyorum." Arkamı dönüp gidecekken kolumdan tuttu. "Derin ben özür dilerim. Haberim yoktu. Birlikte gidelim. Erdem'e söyleyeceğim. Bekle beni." Sıkıntıyla kafamı sallayarak onu onayladığımda hızlı adımlarla sevgilisinin yanına ilerledi. Onların konuşmasını duyan Poyraz bana doğru geliyordu. "Abartmıyor musun? Tamam dedim sonuçta. Dünyadaki tek kız sen değilsin,seni unutamam diye düşünme. Günlerini mahvetmeye hakkın yoktu." Şaşkınlıkla açılan gözlerim sinirle kapandı. Gözlerimi tekrar açtığımda karşımdaki ahmağın sert kayaya çarptığı gözlerimden okunuyordu. "Ben-" Tam konuşuyordum hatta bağırıyordum ki kolumdan tutulup çekildim. "Derdini bana anlat Poyrazcık. " Tanıdık gelen sesi, burnuma dolan kokusu ve kolumdaki el.. Bora gelmişti. "Bora hall-" Bora'nın gözleri bana çevrildiğinde koyu yeşil gözlerinin sinirden kahveye dönük bir renk almış olduğunu fark etmiştim. Yine de bana karşı sesi düşük desibeldeydi. "Bana bırak Derin." Asla sakin olmayan sesi ile söylediği sözleri onaylamıştım. İçimdeki huzursuzluk kaybolmuştu. Bora gelmişti ve biz şimdi gidecektik. Muhtemelen Poyraz'a sinirle birkaç cümle söyleyip beni rahat bırakmasını isteyecek ardından da gidecektik. Rahat bir nefesi içime çektiğimde geri bırakamamıştım. "Sen kimsin birader?" Poyraz'ın sözleri üzerine Bora sinirle konuşmuştu. "Bora ben. Birader." Yakasından kavradığı Poyraz'a kafa attığında ağzımdan kaçmak isteyen şaşkınlık nidasını tuttum. "Ne yapıyorsun lan?" Sinirle bağıran Poyraz ile araya girmeye çalıştım. Avm'nin ortasında kavga etmek ne demekti? Mantıklı davranan Bora neredeydi? "Haddini bildiriyorum şerefsiz." Araya girme çabam Erdem'in beni çekmesiyle son buldu. Ne Bora ne de Poyraz fark etmişti beni! Erdem ve birkaç kişinin araya girmesiyle çok geçmeden ayrılan ikili ile ne ara başladığını anlamadığım kavga büyük bir hızla bitmişti. Bora adı gibiydi. Sert bir fırtına gibi esmiş ve önüne kattığını yok etmişti. Erdem de nasibini almıştı. Şimdi elimi sımsıkı tutup fırtınasına beni çektiğinden habersiz arkasında beni de sürüklüyordu. Hızlı solukları, kanayan kaşı, elimi sıkan eli.. Farkında değil gibiydi. Böyle bir yanının olduğundan haberdar olmayan ben ise sert fırtınada sürüklenen bir yaprak parçası gibiydim. Kalbim ağzıma kadar gelmişti. Daha önce canlı hiçbir kavgaya denk gelmemiştim. Hiç beklemediğim anda hiç beklemediğim bir kişi tarafından başlamıştı. Bilmediğim, bilmediği bir gerçek vardı. Bora, önce benliğimdeki duvarı sert fırtınasıyla kaldırıp atmıştı. Şimdi ise kalbimin duvarlarını kaldırıyordu. Karşısında bir ağaç gibiydim. Fidan mı yoksa köklü bir ağaç mı olduğumu zaman gösterecekti. Sert fırtınası beni de yok edecek miydi yoksa karşı durup onu durdurabilecek miydim bilinmezdi. Fakat bir şey belliydi. Şu an otoparkta arabasının yanında kollarımı ona sardığım ve bana sarılan bu adamdan her ne gelecekse razı olmuştum.. Bittii Bölüm sonu düşünceleriniz? Poyraz gibi insan diyemeyeceğim varlıklar maalesef ki var ve günümüzde bu konu bu kadar hassasken böyle yazıp yazmamak arasında çok kaldım fakat sessiz kalmamamız gerektiği için yazmaya karar verdim. Bölüm açıkçası içime sinmedi ama umarım siz beğenmişsinizdir. Şunu da demeden geçemeyeceğim Bora'ya çok fena düşüyorum. siz peki? Neyse efenim, diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD