1.6

1002 Words
Herkese merhaba arkadaşlarr ! Nasılsınız ?  Umarım iyisinizdir. Sizi çok oyalamak istemiyorum, buyrun bölüme lütfen. Dipnot: Yorum yapmayı unutmayın lütfen. şimdiden teşekkür ederim. Herkese iyi okumalar o zaman :) Kalbimde baş göstermiş ve vücudumu ele geçirmiş olan acı , daha önce yaşamadığım için de olsa gerek çok daha katlanılmazdı. Koşmuş olmanın verdiği yorgunluk yok olmuştu. Terlemiş vücudumda sırtımdan kayan ter damlasını vücudum buz kestiği halde hissedemiyordum. Gözlerim ağlamak istiyordu. Ayaklarım kaçıp gitmek istiyordu. Ellerim, hiçbir suçu olmadığı halde Bora'ya tokat atmak istiyordu. Dudaklarım ' neden ' diyerek hesap sormak istiyordu. Gözlerim gördüğü manzarayı yok etmek istiyordu fakat kalbim acı içinde olduğum yerde kalmamı sağlıyordu. Onun hiçbir şeyi değildim. Hesap sorabilecek ya da onu ayırabilecek bir konumda değildim. İlk kabullenişimin böylesi bir an olmasını asla istemezdim fakat ben Bora'ya aşık olmuştum. Nefes almaya çalışırken kalbimin yaptığı baskıdan aldığım nefesleri bile hissedemiyordum. Sanki zaman onları öyle gördükten sonra durmuştu. Önünde durduğum aletten nihayet uzaklaşıp soyunma odalarına zorlukla ilerleyen bacaklarım odaya girdiğim anda güçsüzleşmişti. Kapının önünde yere çökmüş ve sırtımı duvara yaslamıştım. Sanki bir astım hastası gibi nefes alamazken gözlerimden inen bir damla yaşı birkaç damla takip etmişti. Kafamı yaslandığım kapıya çarparak kendime gelmeye çalıştığımda soyunma odasının boş olması en büyük şansım olmuştu. Sertçe gözlerimi silip oturduğum yerden kalktım. Hızlı ve sert adımlarla lavaboya geldiğimde gözlerim aynadaki aksime takılmıştı. Dağılmış saçlar, çirkin gözler.. Suyu açıp avucumu altına tuttuğumda avucuma dolan suyu sertçe yüzüme çarpmaya hazırdım. Aptaldım. Ne sanmıştım? Benim gibi hissettiğini mi? Onun gibi birinin bana karşı bir şeyler hissettiğini mi? Kendine haksızlık ediyorsun Derin. Seni Yaman'dan kıskandı. O yüzden buradasınız unutma. İşte bu o an benim duygusallığımı bırakmama yardımcı olmuştu. İç sesim doğru söylüyordu. Beni kıskandığı açıkça ortadaydı. Kalp kimi seçeceğine kimseyi karıştırmıyordu. Yüzümü kenardaki peçetelikten çıkardığım peçete ile nazikçe kurularken kapı tıklatılmıştı. "Derin, içeride misin?" Bora'nın dışarıdan gelen sesi ile gözlerim aynadan gözlerimi buldu. Ağladığım belli olmuyordu. Saçlarımı düzeltirken konuşmuştum. "Evet, girebilirsin." Kapı çok geçmeden açılırken Bora'nın adım sesleri duyulmuş ve ardından geniş lavabonun aynasına görüntüsü düşmüştü. At kuyruğu yaptığım saçlarımın bozulan kısımlarını düzeltmeye çalışırken çok kısa bir süre Bora'ya bakıp tekrar kendi yüzüme dönmüştüm. Bora'ya her bakışım aklıma o kadını getirecekti. Bundan emindim. "Bulamadım seni." Hareketlerimi izlerken düşük perdeden çıkan sesi sanki ruhsal bir yorgunluğa girmiş gibiydi. "Buradayım işte." Hafifçe omuz silkip küçük bir gülümsemeyi hiçbir şey görmemiş gibi sunmayı unutmamıştım. "Gidelim artık." Bora'dan gelen teklifle tek kaşımı kaldırdım. Alaylı gözlerim onun gözlerine çevrildiğinde konuştum. "Daha yeni başlamıştık." Üzerindeki siyah sporcu tişörtü yapılı bedenini saklayamamışken omuz silkti. "Kadını sevmedim ve yakamı bırakmıyor." Burun burunayken sevmemiş gibi gözükmüyordunuz Bora bey? Yine de kısmi dürüstlüğüne şaşırmıştım. "Sen de çözümü gitmekte buldun yani, öyle mi ?" Gözlerinden tuhaf bir ifade geçmişti. Ona doğru dönerek lavabo tezgahına yaslandım. "Hayır, salon güzel olduğu için bir sevgilim olduğunu söyledim. " İşte buna şaşırmıştım. Girdiğim şokun etkisi hız kesmeden konuşmaya devam eden Bora sayesinde katlanarak attı. Sanki bir an önce söyleyip tepkimi görmek istiyormuş gibiydi. "Başta inanmadı. Ben de inansın diye senin sevgilim olduğunu söyledim. " İrice açılan gözlerim ile saniyeler akmaya devam ederken hiçbir tepki veremeden öylece kalmıştım. Ne demişti o? Senin sevgilim olduğunu söyledim. Senin sevgilim olduğunu söyledim. Senin sevgilim olduğunu söyledim. Beynimde kendini tekrara almış sözler dolaşırken Bora yüzündeki tedirginlikle bana bakıyordu. Ben mi abartıyordum yoksa o mu fazla sakindi? Ağzımı açıp ona bağırmaya başlayacaktım ki gözleri önce uzağımızda kalan ve görünmeyen kapıya ardından da hızlıca bana çevrilmişti. Büyük adımlarla yanıma geldiği yetmiyormuş gibi açılan ağzıma elini kapatıp özel alanımı işgal etmişti. Ayak parmaklarımın ucunda hissettiğim ayakkabısı ile tüm bedenimi kapattığı ve bedenlerimiz arasında boşluk kalmadığı ortadaydı. Eğdiği başı at kuyruğum yüzünden açıkta olan boynuma yakın bir şekilde duruyordu. Verdiği nefesi omzuma ve boynuma çarpması ile hissedebiliyordum. Şokun üzerine bir de böylesine bir yakınlaşma yüzünden başlayan kalp çarpıntıları heyecanımı açıkça ortaya koyarken binlerce düşünenin aynı anda aklımdan geçtiği ve aynı zamanda hiçbir şey düşünemediğim saniyelerin içinde kalp atışlarımı fark etmemesini umdum. "B-ben kusura bakmayın." Gelen kadın sesi ile Bora'nın neden böyle davrandığı anlaşılırken ağzımdan çektiği elini belime belli belirsiz koymuştu. Kadının, evet hala adını bilmiyorum, sesiyle onu hızla itip kendimden uzaklaştırdım. "Asıl ben özür dilerim. Burada olmamalıydım ama sevgilimin bana kızgın kalmasını hiç istemedim." Bora'nın sözleri üzerine şaşkınlığımı içimde yaşadım. Böylesine bir oyunculuk yeteneği olduğunu hiç beklemememiştim. Bora, tam tanıdım dediğim anda beni şaşırtmayı başarıyordu. Buna sevinmem mi gerekirdi? Sürprizlerle dolu olmasına ve beni şaşkına uğratmasına? Peki ya sevgililik olayı? Ona sevinmem mi gerekirdi? Aşık kalbim bu duruma fazlasıyla sevinmişti. Bora sözlerini söyleyip soyunma odasından çıkmıştı. Kadınla yalnız kaldığımızda içimdeki dört odacıklı organın düzenlediği mutluluğun aksine dışımdan oldukça somurtkan gözüküyor olmam beni iki kişilikli biri gibi hissettirmişti. Kollarıma iki elimi sürtüp bakışlarımı yere indirdim. Eşyalarımı koyduğum dolaba ilerlerken bir an önce üzerimi değiştirip buradan ayrılmam gerektiğinin bilincindeydim. Bugünlük sahiplendiğim geçici dolabımın küçük anahtarı ile dolabı açarken kadının sesi duyuldu. "Çok şanslısın biliyorsun değil mi?" Dolabın üzerindeki ellerim donup kalmışken dönüp ona baktım. Sessizliğim daha devam edecek olduğunu hissettiğimden kaynaklıydı. Ona şu an gerçeği söylemek ve aslında şanslı olmadığımı anlatmak isterdim. "Bora... Seni çok seviyor belli " Kuruyan dudaklarımı ıslattım ve kendimi yalan söylemeye hazırladım. "Evet... Çok seviyor beni." Dudaklarımdaki gülümseme dolabıma tekrar dolaba dönene kadar sürmüştü. Kadın bir şey dememiş ve soyunma odasından çıkmıştı. Üzerimi değiştirip Bora'nın nerede olduğunu düşünmeden soyunma odasından çıktım. Hemen kapının yanına üstünü değiştirmiş bir şekilde yaslanmış olan Bora beni görünce toparlandı. "Derin ben.. özür dilerim. Sana sormadan.." Kafamı iki yana sallayarak sorun olmadığını belirttim ve ilerlemeye başladım. "Hadi gidelim artık." Spor salonundan çıkacakken elimi bu kez gerçekten elimi tutan Bora akıl sağlığı denen bir şey bırakmamıştı. Kendimi ana bırakarak elimi kavrayan büyük eli kavramıştım. Bora bu hareketimle bana dönüp yeşil gözleriyle göz kırptığında iç çekmemek için kendimi zor tutmuştum. Hayran bakışlarım onun sırtına odaklanmışken o sarsılmaz ifadesi ile önüne dönmüş ve ilerlemişti. Kadının önünden geçerken bakışlarının üzerimize ve birleşmiş ellerimize kaymış olması beni germişti. Rol yapmakta zorlanıyordum. Bora'nın aksine... Büyük spor salonunun büyük kapısından çıkarken gözlerim hala Bora'nın üzerindeydi. Ona dalmışken bedenim bir bedene çarptı. Bora'nın da adımları sekteye uğrarken birleşmiş ellerimiz de ayrılmıştı. "Bu iki oldu... Küçük kız." Bu ses.. Tanıdıktı... Bölüm sonuuu Düşüncelerinizi buraya alalım Derin bu bölüm hislerini kabul etti. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bora'nın sevgili yalanını ortaya atması nasıldı? Derin'in  içinde yaşadığı bu kargaşada sizce kim haklı? Neyse diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD