1.1

1061 Words
merhaba arkadaşlarr herkese iyi okumalar Ne düşüneceğimi bilmediğim, donup kaldığım, hiçbir şey hissedemediğim fakat kalbimin son sürat attığı bir andı. 'Neden bu kadar heyecan yaptın ki? Abartma' diye düşünebilirsiniz fakat öyle değildi. Okulum oldukça başarılı bir okuldu. Şimdiye kadar ilk üçte yer almış ama hiç birinci olmamıştım. Üstelik Türkiye geneli bir denemeydi! Haberi getiren çocuğun söylediği sözlerin ardından donmuş bedenime Beril sarılmıştı. "Hak ettin ve başardın!" Gülümsemek isteyen dudaklarımda farkındalıkla birlikte kahkaha firar etmişti. Sımsıkı Beril'e sarılıp karşılık verdiğimde bir süre sarılı vaziyette kalmıştık. Ardından ayrılıp birlikte listenin asıldığı yere gitmiştik. Okul dağılmasına rağmen bitmemiş kalabalık herkesin sonucu merak ettiğini öne sürüyordu. Listenin fotoğrafını çekmek için telefonumu çıkardığımda Beril de sırasına bakmıştı. Omuz silkti. Sanırım beklediği gibiydi. İlk onda adının olduğunu görmemle tepkisinde şaşırmadığımı fark etmiştim. Listenin fotoğrafını çekip akşama kadar dayanamayacağımdan babama fotoğrafı attım. Beni terk edenlerle birlikte gülümseyerek listede en başta olan adıma baktım. Türkçede üç yanlışım vardı. Matematikte yalnızca iki boşum vardı ve onlar da geometri sorusuydu. Sosyal soruları şansıma denemelerde karşılaştığım tarzda gelmişti. Fizikte yalnızca bir yanlış bir boşum vardı. Kimyadaki bir yanlışımın aksine biyoloji tamamen doğrulardan oluşuyordu. Bu skoru gerçek sınavda yapmam demek istediğim üniversiteye yerleşmem demekti. Okuldan çıkıp etüte geçmek istesem de oldukça terlemiştim. Bu yüzden etüte geçemeyip Beril'le evlere dağılmıştık. Apartmanın girişinde gördüğüm Bora ile ne hissedeceğimi şaşırsam da hızlı adımlarım sekteye uğramadı. Terliydim ve bir karar almıştım. Ondan uzak duracaktım. Hiçbir sorun olduğu anlaşılmasın diye başımla selam verip 'Merhaba' demiştim. Yüzümde solmayan gülümseme ile onun uzamış sakalları ve dağınık saçlarına bakmıştım. Yorgun görünüyor gibiydi. Beni durdurmak istiyor gibiydi. "Seni mutlu gördüğüme sevindim." Benimle son diyaloğu ağlayarak ona sarılmamdı. Ondan sonra son kez göz göze geldiğimizde beni görmemiş gibi yaparak geçip gitmişti. Ona yemek götürdüğüm anı saymak istemiyordum çünkü o kadar kısa bir andı ki! Şu an neden bana böyle bir şey demişti? "Evet, mutluyum." Daha fazla bir şey demedim. Terliydim ve anneme vermem gereken bir haber vardı. Sanırım bu etkilenme işinden kurtuluyordum. kalbimin sesini tamamıyla bastırdığımda tamamıyla özgür olacaktım. Bir hafta gibi bir sürede aklıma gelmelerini azaltmıştım. Şimdi onu tekrar görüp kendimi kaptıramazdım. korkuyla yanından kaçarak geçip merdivenleri tırmandığımda onu görmemle aklımdan çıkan sınav sonucumun mutluluğu ile sinirle saçlarımı çekiştirdim. " Saçmalama Derin, başarına odaklan." Uzun saçlarım ile bir münakaşaya girdiğimizde kısa sürede de bitirmiştim. kapıyı çaldığımda annem gülerek açmıştı. " Benim doktor kızım mı gelmiş ne? " Duyduğumsözlerle birlikte kahkaham merdivenlerde yankılandığında anneme serzeniş etmeden geri kalmamıştım. "Ya babam hemen söyledi mi? Sana sürpriz yapmak için atmamıştım bile sonucu! " Annem gülerek kapıyı iyice açtı. Ayakkabımı çıkartıp içeri geçerken apartman kapısının yeni kapandığını sertçe kapanmasından anlamıştım. Bora yeni mi gidiyordu? "O nasıl bir sesti öyle?" Annemin sözleri ile omuz silktim. "Onu boşver de benim akıllı kızım birinci mi olmuş?" Bu sözleriyle ile gülerken onu onayladım. "Yani yaptık bir şeyler sultanım." Annem bu egoma gülse de ardından endişeyle konuşmuştu. "Terlisin besbelli. Yine voleybol mu oynadın? Geç hadi doğru duşa! Hasta olacaksın." Onu onaylayıp yanağına bir öpücük kondurarak yanından geçtim. Odama çantamı fırlatıp duşa geçtiğimde içimden sınav sonucumu öğrendiğim andan beri bitmeyen bir söz dönüp dolaşıyordu. "Şükürler olsun Allah'ım." Belki altı üstü bir denemeydi ve gerçek sonucum yanından bile geçmeyecekti fakat gecemi gündüzümü, tüm hayatımı verdiğim sınav için bir şeyler yapabildiğimi görmek yorgunluğumu alıp götürmüş ve tüm motivasyonumu tekrar toplamama sebep olmuştu. Duştan çıktığımda saçlarımı nemli bırakmış ve hazır olan sofraya kurulmak için odadan pijamalarımla çıkmıştım. Bu akşam etütten olmuştum ama evde çalışacaktım artık. "Birincinin sevdiği yemek mi kokuyor?" Gülerek içeri doğru bağırdığımda üzerimdeki ayıcık desenli pijama takımımla oturma odasına girmiştim ki Bora'yı görmüştüm. Bunun bizim evimizde ne işi vardı? Babamın önünde bir şey demek istemediğimden ve babamın konuşmasından üzerimdeki pijama takımını unutmuş bir şekilde ona selam verdim. Babam oturduğu koltukta yanına elini vurarak yanına oturmamı istediğini belli etmişti. Babamın yanına oturduğumda yanağımdan makas alarak bana sarılmış ve saç diplerime bir öpücük kondurmuştu. "Seninle gurur duyuyorum." Yüzümde oluşan gülümseme ve yaşattığı hisler sınavı kazandığımda yaşayacağım mutluluğu şimdiden bahşetmiş gibiydi. "Saçlarını kurutmamışsın. Hasta olacaksın." Babama sardığım kollarımla hafifçe omuz silktim. Babam bu kez Bora'ya yönelik konuşmuştu. "Ders çalışmanız işe yaramış herhalde. Derin'in fiziği bu kez iyi gelmiş. Zehir gibi matematiği var, fizikte nasıl böyle oluyor anlamıyorum." Babamın sözleri ile derin bir iç çektim. "Onu bende anlamıyorum baba." Babam ve Bora sözlerime gülerken babam Bora'ya yönelik konuşmaya devam etti. "Belli bir ücret de verelim biz sana oğlum. Bizim kıza yardım et. Hem sen de öğrencisin. Bir faydamız dokunur. Ne diyorsun Derin, Bora abinden ders almak istiyor musun?" Babamın bakışları bana döndüğünde gerginliğimi anlamaması için kollarından çıktım. Mutluluğun da bir süresi vardı. Babam o gece beni Bora'nın çalıştırdığını sanıyordu. Bana sonrasında 'nasıl geçti?' dediğinde geçiştirmek için 'iyi' demiştim ve babam da 'en iyi öğretmen öğrencidir diye boşuna dememişler.' demişti. Bu kadar büyük bir şey teklif etmesini beklememiştim. Şimdi ne diyecek olursam olayım iki ucu da sıkıntılı bir değnekti. İstemiyorum dersen babam 'hani iyiydi, sen dersten mi kaçıyorsun' diye yakınmalara başlayacak diğer derslerdeki yanlışlarımı bile buna bağlayacaktı. Sürekli olarak dersten kaçtığımı söyleyip duracaklardı. Diğer yandan istiyorum demem de çok zararlıydı. Ondan yolun başındayken kurtulmaya çalışırken ona esir olacaktım. Hızlı bir karar vermem gerekiyordu. Babamın ve Bora'nın bakışları da üzerimde ne diyeceğimi merakla beklerken gülümsemeye çalıştım ya da ben öyle sandım. "Mühendislik zor bir bölüm baba. Bora abinin de dersleri olur. Zora sokmayalım onu da." Ne evet ne de hayır demişim gibi olmuştu. Yine de hayıra daha yakın olan cevabım ile bir nevi pası Bora'ya atmıştım. Gözlerimden yalvaran ibareler geçtiğinden emindim. Kabul etmesini istemiyordum. Ona yakın olmak istemiyordum çünkü ruhsal sağlığım açısından oldukça tehlikeliydi. "Sınav zamanı ders yapmazsanız sizde. Bora ne zaman müsait olursa. Bir derste bile etkili olmuş baksana." Babam neden bu kadar uğraşıyordu? Ne vardı bu Bora'da? Sadece senlik değil demek ki Derin. Çocukta şeytan tüyü var. Herkesi etkiliyor! İç sesim kesinlikle haklıydı. Herkesi etkisi altına alıyordu. Başta ondan hoşlanmamış olan Eren bile onu sevmiş ve onu çağırmama rağmen işi olduğu için Bora'ya haber vermişti. Sorunun bende olmadığına sevinmiştim. Onu herkes seviyordu. Eren'in ya da babanın senin sevdiğin gibi sevmediğine eminim Maalesef haklıydı. En tehlikeli grupta ben yer alıyordum. Şimdi gözler Bora'ya dönmüştü. Onun vereceği cevabı kuruyan dilim damağımla kesilmeyi bekleyen kurbanlık koyun gibi beklemeye başlamıştım. Benim cevabım bir nebze 'Benlik sorun yok Bora da tamam derse okeyim' der gibiydi. Umarım Bora işin iç yüzünün böyle olmadığını anlar ve kabul etmezdi. "Derin çabuk kapan bir öğrenci Kemal amca. Ayrıca ücrete falan da gerek yok. Yardım etmeye çalışırım." İrice açtığım gözlerim ve hayır dercesine kaldırdığım gözlerimle 'hayır de' diyen ifademe karşılık verdiği cevap bu muydu? Resmen kabul etmişti! Asmamaya çalıştığım suratım çoktan düşmüştü. Yapacak bir şey yoktu. Ders yapacağımız zaman bir bahane bulacaktım artık! Yemekte annem mantı yapmıştı fakat moralim mantığım yüzünden bozulmak isterken kalbim tarafından heyecana uğradığından iç içe girmiş duygularımla ne yapacağımı bilememiş ve midem kendini kilitlemişti. Yine de yemeye çalıştığımda yemek öyle böyle bitmişti. Annem bir haftadır annesinin olmadığı Bora'nın anne yemeğini özlediğini düşünüp bize yemeğe çağırmıştı. Tam sıyrılıp odama gidecekken Bora konuştu. "Biz artık ders çalışalım. Sonra da giderim zaten." Anlaşılan kaçmak mümkün değildi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD