Düğün salonuna geldiğimizde büyük bir kalabalık bizi karşıladı. Salon o kadar büyük ve itişamlıydı ki, gözlerimi alamıyordum. Akif'in kolunu sıkıca tutuyordum, içeri girdiğimizde herkes ayağa kalkıp bizi alkışlamaya başladı. Beyaz yuvarlak masaların etrafında kırmızı sandalyeler vardı, tam ortada yuvarlak kırmızı bir halı seriliydi. Nikah memur gelmiş bizi nikah masasında bekliyordu. Alkışlar eşliğinde nikah masasına doğru ilerledik. Akif sandalyeyi çekti, oturmam için, duvak tülde olsa yüzümü göremiyordu. Ama ben onun yüzünü gayet net görüyordum. Saçlarını kestirmiş damat tıraşı olmuştu, herkesi kıskandıracak bir yakışıklılığa sahipti. Sandalyeye oturdum, benim şahidim, Eda'ydı. Onun şahidi ise kuzeni Mert'di. Ailesini yeni yeni tanıyordum, Mert'i bile yeni görmüştüm. Nikah memuru ö

