10.BÖLÜM❤

1811 Words
SELİNDEN Sabah erken kalkmıştım bugün baranla nikah tarihi almaya gidecektik. Yataktan kalkıp Banyo ya gittim rutin işlerimi halledip odaya geri döndüm. Yatağı kapatıp dolaptan kıyafet seçtim. Üstüme bej renginde uzun kollu, kısa, belden bağlamalı elbisemi giydim. Koluma kahve tonlarında saatimi taktım. Çanta olarak da siyah kol çantamı aldım. Banyoya gidip saçlarımı taradım zaten hafif dalgalı olduğu için pek bir şey yapmadım. Makyaj olarak da kapatıcı, pudra, alık, rimel ve ruj sürdüm. Son olarak da yanıma güneş gözlüğümü alıp aşağıya indim hiç bir yere uğramadan direk mutfağa girdim. Sibel anne kahvaltı hazırlıyordu bende yanına gittim. ''Günaydın.'' ''Günaydın kızım'' ''Yardım edeyim mi?'' ''Her şey hazır aslında sadece sofra kurulacak.'' ''Tabi hemen kurarım.'' Mutfaktan çıkıp salondaki masayı açtım. Üstüne masa örtüsü örtüp kahvaltılıkları taşımaya başladım. Tabakları ve çatal bıçakları da dizdim. Aslında canım kuymak istiyordu baranın dün yaptığı kuymağın tadı hala damağımda. Mutfağa geri dönüp ''Anne senden bir şey rica edecektim.'' ''Tabi söyle kızım.'' ''Şey benim canım kuymak istiyor bana nasıl yapıldığını tarif eder misin?'' ''Öğretirim kızım ama evde en iyi yapan baran yani onun tadı gibi olmaz.'' Of her şeyi güzel yapmak zorunda mıydı. ''Neyi en iyi yaparmışım'' Mutfağa baran girince göz göze geldik Her zaman ki gibi yine üstümü süzdü. ''Selinin canı kuymak istemiş de onu diyorduk sen yapar mısın?'' ''Yaparım tabi sen içeri git selim yardım eder bana'' ''Tamam bende şu kızları uyandırayım.'' Sibel anne mutfaktan çıkınca bende kuymak için kilerden mısır ununu aldım. Dolaptan da tereyağ ve kuymak peynirini çıkardım. Malzemeleri tezgaha koydum. Tava yukardaki dolaptaydı boyum oraya yetişmediği için barandan yardım istedim. ''Boyum yetmiyor da üsten kuymak tavasını alır mısın?'' Baran dolaptan direk kolumu kaldırıp almıştı. ''Ee hadi başlasana'' ''Ben diyeceğim sen yapacaksın'' ''Yaa içerde millet kahvaltı yapmak için bekliyor sonra bana gösterirsin olur mu?'' B:iyi tamam ama söz ver. S:söz Baran hızlıca yapmıştı. Fokur fokur kabaran kuymağın altını kapattık. Sibel anne çaydanlığı gelirken getirmemizi söyledi. Baran çaydanlığı alıp içeri gitmişti bende hızlıca mutfağı toplarken hande geldi. Yeni uyanmıştı belli. H:bana su ver ''Pardon'' ''Anlamadın herhalde su ver dedim.'' ''Kalk kendin al ve bir daha bana emir verme.'' Sinirle arkamı dönüp kuymak tavasını aldım ve hızlıca mutfaktan çıktım. Masaya kuymağı koydum. ''Haydi sofraya Mehmet Baran hadi'' Herkes masaya oturmuştu bende çayları bardaklara koyup baranın yanına oturdum. Mehmet baba da sofraya oturup başlayın dedi. Tabağıma kahvaltılı almak için uzanmıştım ki sandalyenin çekilmesiyle az kalsın düşecektim. Baran fark etmiş olacak ki hemen belimden tuttu. ''Yerimden kalk.'' Arkamı dönüp handeyi görünce sinirlendim. ''Ne dediğini anlamadım.'' ''Burası benim yerim kalk.'' Handenin annesi Esma teyze ben cevap vermeden konuştu. ''Hande buraya gel saçma sapan konuşma otur şuraya!!.'' Hande cevap verecekken ''Yanıma otur hande'' Hande bana sinirli bakışlar atıp Esma teyzenin yanına oturdu. Esma teyze mahcup olmuş bir şekilde bana baktı bende ona kafamı sallayıp sorun yok dedim. Baran kulağıma eğilip ''İyi misin?'' Sadece kafamı salladım. Tüm iştahı gitmişti sadece baranın yaptığı kuymaktan biraz alıp yemiştim. ''Bugün mü gideceksiniz nikah tarihi alamaya oğlum'' ''Aynen baba zaten bugün tarihi alırız. Çarşamba nikâh, Perşembe kına cuma da düğün olacak.'' ''Hayırlısı neyse o olsun oğlum.'' ''Annenler ne zaman gelecek Selin kızım'' ''Onlar sabahtan yola çıktılar inşallah akşama gelecekler.'' ''Doyduysan çıkalım mı?'' ''Olur çıkalım '' Mehmet babadan izin isteyip masadan kalktık. Ayakkabılarımızı giyip evden çıktık. Baranların evi biraz merkezin dışındaydı ama o kadar uzak değildi en fazla 20dk sürüyordu. Bizde 15dk içinde merkeze gelmiştik. Trabzon belediyesine geldik. Arabadan inecekken baran durdurdu. ''Ne oldu?'' ''Kameramanlar var.'' Camdan bakınca en az 9-10 tane kameraman vardı. Baran arabadan inip kapımı açtı. Üstümde elbise olduğu için baran önümde durup rüzgarı kesmişti. Bende yavaşça inip baranın elini tuttum. Bizi fark eden kameramanlar üstümüze doğru gelmeye başladı. Baran elimi bırakıp belime elini koyup beni kendine çekti. Hepsi etrafımıza gelince baran beni kendine biraz daha çekti. ''Düğün ne zaman olacak'' ''Neden bu kadar acele ediyorsunuz?'' ''Gerçekten birbirinizi seviyor musunuz?'' ''Bu evlilik şirket evliliğimi'' ''Evlenince şirketler de birleşecek mi?'' ''Selin hanım hamile mi?'' Sorular devam ederken yürümeye çalışıyorduk. En sonunda baran sinirlenmişti ''Arkadaşlar rica ediyorum sorularınızı şuan cevaplamayacağız evlendikten sonra bir basın toplantısı düzenleyeceğiz o zaman tüm sorularınızı yanıtlayacağız şimdi izin verirseniz önemli işlerimiz var.'' Deyip yürümeye başladık. ''Selin hanım hamile olduğu için mi acile ediyorsunuz?'' Baranın gerildiğini hissettim bundan 1 ay önce asansör de bayıldığım için baran beni hastaneye götürmüştü. Beni kucağında taşıdığı için baya konuşulmuştuk sonra ortaya hamile olduğum iddiaları çıkmıştı. Baran hızlıca arkasını dönüp ''Böyle asılsız olayları nerden çıkıyorsunuz bilmiyorum ama en yakında bulacağım ve avukatlarımızla baya görüşecek.'' Baranın elini tutup ona gülümsedim. Ele ele içeri girdik. 2 saatin sonunda nikah tarihini almıştık. Çıktığımız da yine kameramanlar vardı ama hızlıca yürüyüp arabaya bindim baran yine önüme geçip bana yardımcı oldu. ''Kahve içmeye gidelim mi hem tatlı da yeriz.'' ''Olur gidelim nereye gitmek istersin.'' ''Onu sana bıraktım ama en güzel yere gidelim.'' Baran bana gülümseyip kafasını salladı. Radyonun sesi kısıktı ama sevdiğim şarkı çalıyordu. Daha fazla dayanamayıp radyonun sesini açtım ve söylemeye başladım. (Şarkı Ebru Gündeş - Çingenem) Hem dans edip şarkıyı söylüyordum baranda bana gülüyordu bir yandan da parmaklarıyla direksiyonda ritim tutuyordu. Eğlenceli bir yolculuktan sonra deniz manzaralı bir yere gelmiştik. Şarkının bitmesine üzülsem de yine de kahve içmek beni mutlu ederdi. İçerisi gerçekten çok güzeldi baranla birlikte manzaranın en güzel gözüken yerine geçtik. Ben kahve ve suffle, Baranda çay ve kabak tatlısı söyledi. Ve etrafa bakarken fotoğraf sesi duydum önüne döndüğümde baran resmimi çekiyordu. ''Yaa Baran'' Elinden telefonu almaya çalışıyordum ''Ya baran sil lütfen'' ''Bakarız'' Tekrar almak için hamle yapacakken garson geldi. Önüme suffle ve kahvemi bıraktı baranın da çayını ve kabak tatlısını bıraktı. Bir yandan tatlı mı yerken barana da resmi silmesi için dil döküyordum. ''Selin başımı şişirdin kızım ya silerim bir ara'' ''Bir ara?'' ''Hıhı bir ara silerim.'' Kendimi tatlıya o kadar kaptırmıştım ki baranın dediğini duymadım. Kafamı tatlıdan kaldırıp varana baktım. ''Efendim.'' ''Diyo-'' Lafını yarıda kesip kahkaha attı ''Ne oldu ya'' ''en tatlı mı yedin yoksa savaş mı yaptın.'' Tam yüzümü eleyecekken ''Dur elleme'' deyip peçete alıp yanağımı ve dudağımın bir kısmını sildi. B:şimdi devam edebilirsin kedi hanım. Biraz daha oturup baran hesabı ödeyince kalktık. Arabaya binip eve gittik nasıl olsa yarın nikah vardı bu üç gün benim için çok yorucu geçecekti. Ertesi gün... Sabah kızların sarsmasıyla uyandım. ''Gelin hanım hadi kalkın nikahınız var bugün'' ''Ablaaa hadi kalk artık ya'' Sonunda naz ve elifin çenesine dayanamayıp kalktım. Saat 11 olmuştu nikah 1.30'da olacaktı. sıcak bir duş aldım. Ardından üstüme bornozumu giyip banyodan çıktım. Odaya gelip üstüme gri eşofman ve crop giydim. Nikah saat ikideydi. Saçlarımı tarayıp dağınık bir topuz yaptım. Elbisemi, ayakkabımı elime alıp odadan çıktım. Aşağıya indim kızlarda hazırdı. Merdivenlerden baranın indiğini gördüm yanıma gelip elimden eşyaları alıp arabaya koydu. Bende öne oturdum. Kemerimi takıp arkama yaslandım. Baran da binice 10 dakika içinde kuaföre geldik. Kızlar arabadan inip içeri girdiler. ''1 yada 1.5 saat sonra gelir alırım sizi oradan da nikah salonuna gideriz.'' ''Olur'' Uykudan uyandığı için çok tatlı duruyordu. Dayanamayıp yanağını derinde öptüm o sırada kokusu burnuma geldi. Belli yeni banyo yapmıştı. Hemen arabadan inip kuaföre girdim. saçlarım nemli olduğu için kuruttuk. O sırada ece de gelmişti oda hemen selam verip yerine geçti. Saçlarımı su dalgası yapacaktık. 1.5 saat sonunda saçım da makyajım da hazırdı. Kuafördeki kabine grip elbisemi giydim. Ayağımda topuklu ayakkabılarımı da giyince kalbinden çıktım. Kızlarda hazırlanmış beni bekliyorlardı. Ece kiremit renginde dar üstü güllü bir elbise giymişti. Naz da baranın asla izin vermeyeceği toz pembe renginde askılı önünde yırtmacı vardı ve biraz göğüs dekoltesi vardı. Elif de mint yeşili askıları zincirli yırtmaçlı elbise giymişti. Hepsi birbirinden güzel olmuştu. Kalbinden benim çıktığımı görünce. ''Harikaa olmuşsun yenge'' ''Yaa abla çok güzel olmuş.'' ''Teşekkür ederim.'' ''Vallah tek ben değil sizde güzel olmuşsunuz.'' Birbirimizi övdükten sonra saçlarım için biraz daha sprey sıkıldı her şey hazırdı sadece baranı bekliyorduk. Yarım saat sonunda baran kuaföre giriş yapmıştı üstünde siyah takım elbisesi vardı harika gözüküyordu jilet gibi olmuştu elinde benim çiçeğim vardı yanıma doğru geldi. ''Biz çıkalım 5 dakika sonra gelirsiniz.'' Onlar çıkınca baş başa kalmıştık birbirimize bakıyorduk. Sonunda sessizliği baran bozmuştu B:selin çok güzel olmuşsun. Gülümseyip başımı eğdim. Baran iyice yanıma gelip ellerini belime sardı. Beni kendine sıkıca çekti onun gözlerine bakarken o benim dudaklarıma bakıyordu. ''Selin'' Sesi o kadar arzulu çıkıyordu ki ne yapacağımı bilmiyordum yavaşça bana yaklaşıyordu. İkimiz de biliyorduk birbirimizden etkileniyoruz gözlerimiz kaçırmalar yada birbirimize temas etmemiz ikimizde farkındaydık. Dudaklarımın üstünde derin bir sıcaklık hissettim. Gözlerimi kapatıp öpüşüne karşılık verdim.1-2 dakika aralıksız öpüşmeden sonra dudaklarımızı ayırdık. Yavaşça gözlerimi açıp gözlerine baktım. Tutkudan gözleri kararmıştı. Bana gülümseyip elimi tuttu. ''Hadi dışardakileri bekletmeyelim.'' Arabaya binip nikah salonuna gittik. Gelin ve damat odasına girdik kahvaltı yapmadığımız için baran birkaç şey almıştı onları yemeye başladık. ''Naz canım kardeşim sen herhalde bu odadan dışarı çıkmayacaksın.'' ''Yok abi gayet de çıkacağım.'' ''hıhı çıkarsın.'' ''Ya baran karışma kıza gayet güzel olmuş.'' Baran zaten yanımda oturuyordu. Kafasına bana çevirip ''Güzelim bence sen karışma'' ''Ni-'' Bana güzelim mi? Dedi evet dedi bana güzelim dedi hemen kafamı önüme çevirdim. ''Gayet güzel olmuşsun.'' ''Saol yenge'' Baran kolumu belime koyup kendine çekti beni. Uzaklaşmak için hareket yapacağım zaman yine daha sert çekti. ''Baran bıraksana yaa'' ''Yok ben böyle rahatım.'' Ona gülüp çayımdan bir yudum aldım. Odadayken naz bir kaç resmimizi çekmişti. Sonunda nikah saati gelmişti. Salon dolmuştu baranların tarafı baya genişti. Nikah memuru da gelince baran elimi tutup odadan çıktık. Salona girdiğimizde alkış sesleri yükseldi. Biz de gülümseyip masaya oturduk. ''Öncelikle hepiniz hoş geldiniz bu iki gencin nikah merasimini gerçekleştirmek üzere buradayız öncelikle gelin hanım adınız soyadınız '' Selin Kaya'' ''Damat bey adınız soy adınız'' ''Baran Aksoy'' ''Sayın selin kaya hiç kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan Baran Aksoy eşiniz olarak kabul ediyor musunuz? ''Evet'' Salonda alkış sesleri yükseldi sonra ''Siz baran Aksoy hiç kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan Selin Kaya'yı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?'' ''Evet'' ''Sizde şahitlik ediyor musunuz?'' ''Evet'' ''Bende bana Trabzon Belediyesinin verdiği yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum. Şurayı imzalayın sonra da Gelin hanımı öpebilirsiniz.'' İmzalarımızı atıp ayağa kalktık Tüm salon ayağa kalkıp alkışlamaya başladı baran da beni kendine çevirip alnımdan öptü. Nikah memuru aile cüzdanını bana verdi. Baran elimden tutup aşağıya indirdi. Herkese sarıldıktan sonra eve gitmek için yola çıktık. Arabada sadece biz vardık. Eve gelince üstümü değiştirip imam nikahı için hazırlandık. Başımı örtüp üstüne daha uzun bir elbise giydim. Yüzümdeki makyajı çıkarıp. Aşağıya indim. Salona girdiğimde imam gelmişti. Yerde iki minder vardı birinde baran oturuyordu bende yavaşça üstüme dikkat edip yanına oturdum. İmam ilk başta soruları sorduktan sonra ''Söyle bakalım kızım Mehir olarak ne istersin.'' ''Ben bir şey istemiyorum.'' ''Öyle olmaz kızım bir şey iste hadi'' ''Kilosu kadar altın ve şirket hisselerimin yarısı'' ''Baran hayır ya'' ''İmam ben ne diyorsam onu kabul et.'' ''Tamam o zaman sen Mehmet oğlu baranı eş olarak kabul ettin mi?'' ''Ettim'' ''Ettin mi?'' ''Ettim'' ''Ettin mi?'' ''Rttim'' Sen Mustafa kızı Selini eş olarak kabul ettim mi? ''Ettim'' ''Ettin mi?'' ''Ettim'' ''Ettin mi?'' ''Ettim'' Bende Allah katkıda sizi karşı karı koca ilan ediyorum. Allah bir yastıkta kocatsın. Duada okuyup ayağa kalktık büyüklerin elini öptükten sonra ailecek yemek yemek için sofra kurduk. ----------------------------------------------------------- Yeni bölüm ile karşınızdaydı umarım bölümü beğenmişsinizdir Sizleri seviyorum sevgili okuyucularım BARAN&SELİN ?❤
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD