37*

1139 Words

Mavi Yılmaz Kar taneleri birer birer yüzüme düşerken hayranlıkla onları izliyordum. Neredeydim, ne yapıyordum, burada ne işim vardı diye sorgulamak yerine, kar tanelerinin intiharlarını seyrediyordum. Öyle değil miydi? Onlar da gökyüzünden düşüp yok olmuyorlar mıydı? Kimisi şanslıydı; eriyip suya karışıyor ve bir şekilde hayatına devam ediyordu. Ya buharlaşanlar? Onlar yok oluyordu. Benim de bir gün yok olacağım gibi. Ama tek isteğim, yok olmadan önce su gibi birine can verebilmekti. Büyüyüşüne tanıklık etmek mesela… mesela anne olmak gibi. Cihangir… Adını anımsamamla birlikte bir bebek sesi çınladı kulaklarımda. O an etrafımı algılamaya başladım. Mezar gibi derin bir çukurun içindeydim. Başımda dört kişi vardı… Kumru… Hastalıklı bir gülümsemeyle bana eğildi: “Zeynep… Gün bugün. Özgü

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD