*********** İnsanın içini minik bir kurt gibi kemiren duyguydu kaygı. İnsanoğlu kaygılandı mı yüz hatları gerilir, keskinleşir, yüreğine bir tahta kırığı saplanır ve usul usul batardı. Yapmakta olduğu işlere odaklanamaz, hayal gücünü de işin içine katarak olması muhtemel veya imkansız bir yığın aksiyon silsilesini gözlerinin önünden uçuruverirdi. Bu duygu insanı bir sefer esir aldı mı anca kaygılanmaya sebep veren nesneler veya kişiler ortadan kalktığı an hücrelerimizden sıyrılırdı. Kaygı tehlike filizlerini kalbe salıveren öldürücü bir tohumdu. Kaygının ağlarına düşmüş insanlardan biriydi Süheyla Hanım. Misafirlerini gönderdikten sonra Aybala ile evi toplamıştı. Yorgunluktan gözleri çukurların içine düşse de ailesinin karnını düşünmekteydi. Akşam yemeği pişirmeye gücü kalmamıştı. Günden

