23. İLK DURUŞMA!

1030 Words
KARACA'NIN AĞZINDAN... "Taraflar arasında barış olma ihtimali var mı?" dedi hâkim bey. 2 hafta önce boşanma davasını açmıştım. Elimde belgeli kanıtlarım vardı. "Söz alabilir miyim sayın hakim?' dedim. Avukatım söz almadan asla konuşmamam gerektiği konusunda sıkı sıkıya tembihlemişti beni. Hakim söz verdi... "Eşim Tolga bundan aylar öncesinde beni başka kadınla aldatmış, ondan çocuk sahibi olmuştur. İçinde bulunduğum bu üzücü sadakatsizlik dramında barış ihtimali söz konusu bile olamaz!" dedim. Beni dinledikten sonra bakışlarını Tolga'ya çevirdi hâkim. "Söz alabilir miyim?" dedi aynı şekilde. Hakim yine söz verdi... "Ben eşimi seviyorum sayın hakimim." dedi Tolga. Başka da hiçbir şey demedi. "Söz alabilir miyim sayın hakim?" dedi avukatım. Artık sıra ondaydı... "Müvekkilimin eşi boşanmak istemediğini söylüyor ama elimizde sadakatsizliğini kanıtlayan belgeler mevcut sayın hakim. Hepsini video ve kayıt olarak dilekçeyle birlikte mahkemenize sunduk. İncelenmesini talep ediyoruz." dedi. Soğuk savaşın rüzgar uğultuları salonu buz gibi hâle getirmişti. Tolga neye güvenerek böylesine rahattı bilmiyorum ama bu rahatlığı beni geriyordu. "Sayın hakimim!" diye söze girdi şeytanın, pardon Tolga'nın avukatı. Benim avukatım da çok iyiydi. Kim ayarladı, kim vesile oldu bilmiyordum. İsmini gizli tutmak maksadıyla tüm masrafları karşılamıştı. Demekki birisi sesimi duymuş, maruz kaldığım olaya el atmak istemişti. Ne de iyi insandı... "Müvekkilimin yaptığı hataya rağmen eşi onu affetmiş, aynı evde kalmaya devam etmiştir. Bu nedenle o video kayıtları artık boşanma sebebi değildir." "Ama..." dediğim sırada avukatım kolumdan kavradı beni. Kulağıma doğru usulca "Bunu size söylemiştim..." dedi. Hakimin tokmağı masaya indiğinde yerimde irkildim. "Sayın hakimim..." diye söze girdi benim avukatım. Tolga'nın rahatlığının sebebi ortaya çıkmıştı. Avukatım da söylemişti, 'Geçersiz sayılır ama biz yine de mahkemeye sunalım, işimize yarar.' demişti. "Müvekkilim aile bütünlüğü bozulmasın diye eşine son bir şans vermiştir ama bu geçmişte yaptığı sadakatsizliği affettiği anlamına gelmez. Üstelik geçtiğimiz günlerde eşinin sevgilisi olduğunu iddia eden kadın müvekkilimin yolunu kesmiş, eşiyle tekrar görüşmeye başladığını söylemiştir." "Yalan! Ben kimseyle görüşmüyorum!" diye söze girdi Tolga. "Nasıl görüşmüyorsun? Bizzat yüzüme karşı söyledi bunları!" dedim beri durmayarak... "YETER!" diye bağırdı hâkim. "BURASI MAHALLE DEĞİL! MAHKEME SALONUNDASINIZ! BİRBİRİNİZE DEĞİL BANA HİTAP EDİN!" Başımı mahcubiyetle yere eğdim. Kolay olmayacağını biliyordum ama bu denli zor olacağını da tahmin etmiyordum. "Kadının size söylediklerine dair elinizde kanıt mevcut mu?" dedi hâkim. "Yok..." dedi avukatım. "Ama şunu eklemek isterim ki benim müvekkilim o eve sevgi ve af duygularıyla değil, ekonomik olarak sıkıştırıldığı, tüm çalışma imkanlarının elinden alındığı ve bir annenin en hassas noktası olan evladını anneye göstermemekle tehdit edildiği için dönmüştür. Baskı adı altında olan durum geçerli af sayılmaz!" Avukatım gerçekten sağlamdı. Ağzı iyi laf yapıyor, her itiraza vereceği cevabı oluyordu. Şimdilik sükutumu sürdürdüm... "Söz alabilir miyim sayın hakim?" dedi Tolga'nın avukatı. Hakim söz hakkı verdiğinde "İtiraz ediyoruz!" dedi. "Müvekkilim hakkında söylenenlerin hepsi tamamen soyuttur ve hepsi müvekkilimi karalamaya yöneliktir. Bu tehditlerin yapıldığına dair ses kaydı, mesaj dökümü ya da tanık beyanı yoktur. İspatlanmayan iddiaya itiraz ediyoruz!" dedi. Ama durmadı, durmaya da niyeti yok gibiydi. "Davacı taraf müvekkilimi kötü bir baba, eş olarak göstermek için asılsız söylemler üretmektedir." "Sayın hâkim! Söz alabilir miyim?" dedi avukatım. Hâkim söz verdi. Artık bir an önce çıkıp gitmek istiyordum şu salondan. Tolga'ya bakmamaya çalışıyordum ama mümkün değildi. Kendinden emin duruşunun altında yatan 'Benden asla boşanamazsın!' duruşu beni yeterince tedirgin ediyordu. "Sayın hâkim! Tehditler her zaman gizli yapılır, ardında asla delil bırakmaz! Ancak müvekkilimin tehditlerden etkilenen ruh durumuna yakından şahitlik eden tanıklarında dinlenmesini talep ediyoruz." Derya vardı tanık olan. Tüm derdimi ona dökmüştüm. Tolga'nın nana çalışacak iş imkanı sunmayacağını, kalacak yer bile bırakmayacağını söylemiştim... Hâkim sadece isim aldı ama Derya'yı içeriye çağırmadı. Avukatım bunu bana önceden bildirmişti. Tanıklar bir dahaki duruşmada dinlenir demişti. Gerçekten çok yorucu bir süreç olacaktı benim için... "Sayın Hakim, aldatıldığını belgelerle kanıtlamış, gururu son derece kırılmış bir kadın neden o eve geri döner? Kalacak yeri yokken ve karşı taraf bu kadar güçlüyken sevgi için mi geri döner? Asla! Çocuğunu kaybetme korkusu ve ekonomik tehditle karşı karşıya kaldığı için geri döner!" "Söz alabilir miyim sayın hakim!" dedi şeytanın avukatı! Uzadıkça uzadı bu duruşma. Madem sonuca varılmayacak, ne diye hâlâ atışıyorlar? Deliller sunuldu, açıklamalar yapıldı. Aslında Tolga'nın avukatı her b.ka itiraz etmese mahkeme şimdiye bitmişti ama! Hakim söz verdi... "Sayın hâkim! Meslektaşım çok güzel bir senaryo çizdi ancak hukuk varsayımlarla değil, kanıtlarla işler. Davacı tarafı eve geri dönme konusunda gösterdiği iradesini tehdit kılıfıyla kapatmaya çalışıyordur." İki avukat biraz daha konuşmaya, aralarında çekişmeye devam ederken ben yalnızca Tolga'ya bakıyordum. Bizi bu hallere düşüren kişiye... Evimizde, sıcak yuvamızda oğlumuzla beraber mutlu günlere kucak açmak varken bu soğuk duvarların arasında birbirimizle düşman olmuştuk. Tolga vazgeçmeyecekti biliyorum. Vazgeçmek gibi niyeti olsaydı bu işi anlaşmalı boşanma olarak ilk celsede hallettirirdi. Ama o beni süründürmek, ona yeniden kendi ayaklarımla dönmemi görmek istiyordu. O gün bağ evinde büyük kavga yaşamıştık. Benim hakkımda Alev'e söylediği cümleler aklıma geldikçe delirmiş, Tolga'nın üstüne üstüne yürümüştüm. Pekiyi bahsi geçen şahıs geri durdu mu? Hayır! Haklı gibi üste çıkmaya çalışmış, yeniden aklıma girmek için türlü yollara başvurmuştu. Yine susmuştum, yine o eve geri dönmüştüm. Taa ki Alev'in tekrardan karşıma çıkıp zehir dolu cümlelerini bana akıttığı güne kadar... Tolga'nın ona döndüğünü söylemişti. Başta inanmasam da bunun ihtimalini yükselten kişi olmuştu Tolga. Telefon şifresi geri gelmiş, ekranı tekrardan ters dönmüştü. İşte o gün gerçekten boşanmaya karar vermiştim. Alışverişe çıkma bahanesiyle bir sürü avukatla irtibata geçmiştim. Tam umudum tükenmişti ki en son şu an avukatlığımı yapan Sergen bey beni aramış, durumdan haberdar olduğunu söyleyerek buluşmak istemişti. Başta zor olmuştu buluşma işi çünkü Tolga'ya haber uçacağını biliyordum. Ama beklenenin aksine her şey kolay ilerlemişti. Buluşmaya gitmiş, anlaşmayı sağlamıştım. Benim salaklığım... Meğer Tolga'nın her şeyden haberi varmış. 'Madem bu kadar ısrar ediyorsun boşanma konusunda... O zaman aç davayı Karaca! Bak bakalım boşanabiliyor musun benden!' demişti. Yine tehdit etmişti beni ancak geri adım atmadım. Davayı açtım. Üstüme geçirdiği eve de bugün geçiş yapmıştım. Hakim geçici velayeti bana vermişti. Mahkemenin en güzel tarafı da buydu ama Tolga'nın neden karşı çıkmadığını merak etmiştim. Avukatım 'Tolga bey karşı çıkarsa eğer bu çocuğuyla sizi tehdit ettiği ihtimalini güçlendirir. Yani stratejik hamle yaptı.' demişti. Karşımda duran kişi tahmin ettiğimden daha kurnazdı... Ama bilmediği bir şey var ki ben yıllarca o kurnaz tilkiyle yaşamıştım. Huyunu, suyunu kendi annesinden bile daha iyi biliyordum. Şimdilik açık vermemişti ancak elbet verecekti. Tek yapmam gereken Derya'nın uzaktan akrabası olan kızı o şirkete sokup Tolga'ya yaklaştırmaktı. İşte ondan sonrası çorap söküğü gibi gelecekti! Bir dahaki mahkeme için önümüzde 3 ay vardı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD