12. ALP'İN MİNİK KALBİ...

1391 Words
KARACA'NIN AĞZINDAN... Derya'ya gitmekten başka hiçbir şansım kalmamıştı. Yollarda sürünüp perişan olacağıma Mert'in asık suratını çekmeyi tercih ettim. Bakalım ne kadar dayanabileceğim? ... "Size de zahmet verdim ama..." dedim mahcubiyetle. "O nasıl laf Karaca? Zaten başından buraya gelmemen hataydı. O pislik herifin prangaları altında kalmadın ya, oh..." dedi çayından bir yudum daha alırken. "Ben odama geçiyorum Derya. Malûm, yarın iş var. İşin bitince gelirsin canım." Benimle ikili diyaloğa girme tenezzülünde bile bulunmadan odasına geçtiğinde gururum paramparça oldu. Oğlum için kalıyor olmasaydım tek saniye daha durmazdım şu çatı altında. "Ee..." diyen Derya eşi de ortalıktan çekilince saçını güzelce toplayıp tüm bedeniyle bana döndü. "Her şeyi baştan anlat Karaca." dedi. "Senin bildiğinden fazlasını bilmiyorum Derya. Yani şimdilik sular durgun. En son işte evi terk ettim, buraya geldim." "Ne iyi ettin bacım. Alp'i de yanına alınca hayatın düzene girer." "Alıcam zaten. Oğlumu ona bırakmam! Ama başlangıç olarak kendime ev bulmam lazım." "Saçmalama istersen! Burası da senin evin." "Olmaz Derya!" dedim itiraz ederek. Mert zaten içeri girdiğim andan beri yüzünü asmıştı. Patronuyla arası bozulsun istemiyordu ama beni de kovamıyordu. Yani küfür etmeden argo kelime kullanmaya çalışıyordu ve başarıyordu da. Maksimum bir gece durabilirdim, gerisi kesinlikle uymazdı bana. "Tolga, Mert'in patronu. Araları bozulmasın şimdi benim yüzümden." "Ne alaka?" dedi alaya alarak. "Sen, beni dinle. Gözünün yaşına bakmadan dışarı koyar Tolga. Durduk yere işsiz kalmasın adam." "Ee ordan çıkarsa başka yerler var Karaca." "Adam yıllarını vermiş oraya. Lütfen itiraz etme!" "O zaman annemin evinde yaşa he Karaca..." Sönmek üzere olan mumum rüzgarın kesilmesiyle eski parlaklığına ulaşmaya çalışıyordu. Derya'nın rahmetli annesinden kalan eski bir ev... İster eski, ister yeni. Başımı sokabileceğim çatım olduktan sonra böyle küçük detaylara takılı kalacak kadar ince düşünemezdim. "Olur mu ki?" dedim. "Neden olmasın? Sadece bana ait, kimse de bir şey diyemez!" "Bunu bana yapar mısın sahiden?" "Yaparım..." dedi ellerimi tutarak. Dolan gözlerinin ardında yatan gerçeklik Alev'in ihanetiydi. Bizim arkadaşımızdı pislik! "O iğrenç kadının gerçek yüzünü görene kadar verdiğimiz tüm emeklere yazıklar olsun!" "Olsun!" dedim cümlesine katılarak. Bana verdiği desteği ömrüm boyunca unutmayacaktım. Araya girdiği, Tolga'yla bizatihi konuştuğu için hayranlık duyuyordum arkadaşıma. Saatlerce sıkılmadan konuştu Tolga'yla. Yüz yüze gelmek istemediğinden telefon yoluyla iletişim kurdu ama olsun... Benim için çabaladığını görmek içimi hoş tutuyordu. Çeşitli yollardan ettiği hakaretlerle Alp'i buraya getirmesine ikna olmuştu. Oğlum her an kapıdan içeri girebilirdi ve ben yerimde duramıyordum. Onu öyle özlemiştim ki... Tolga'nın yanında kendini yalnız hissettiğinden emindim. Benim varlığıma, bana alışkındı annesinin yakışıklısı. Gelir gelmez kucağıma alıp sımsıkı sarılacaktım. Kokusuna, minik ellerinin yüzümde gezinmesine hasret kalmıştım. ••• "Kapı çaldı!" dedim Derya'ya heyecanla. "Dur deli! Az sakin ol!" "Ben açıcam Derya!" Koşarak önüne gittiğim kapıyı tereddütsüz açtım. Karşımda beliren Tolga, Tolga'nın elini tutan yaşam nefesim... "Anne..." dedi babasının elini bırakıp bana sarılarak. Ayaklarım bu sefer bedenimi taşıyamadığı için eğilmemişti. Kendi canımdan olan oğlumun kokusunu doya doya içime çekmek için çökmüştü. "Oğlum..." dedim. Bir anne için saatlik uzaklık dahi yeterlidir evladını özlemesine. Hatta dakikalar bile kâfidir. "Annesinin bebeği..." dedim yanaklarından öperek. "Oh... Özledin mi anneyi oğlum?" "Çok özledim anne... Neden beni bırakıp gittin?" Gözlerim tam önümde öküz gibi duran Tolga'ya çevrildi. Kesin 'Annen seni bırakıp gitti.' demiş oğluma. "O da nerden çıktı anneciğim?" dedim. Yavaşça kollarımı geriye çekerek güzel yüzüne baktım oğlumun. Saçlarını okşadım, yanaklarından bol bol öptüm. "Derya teyzen biraz rahatsızdı, ona yardımcı olmaya gelmiştim." "Babam da öyle dedi zaten anne." diyince Tolga göğsünü gere gere baktı bana. 'Nasılda yanıldın Karaca?' der gibiydi bakışları. Kibir üstüne yapışmıştı bu adamın. Asla kendinden ödün veremiyordu. "Annen seni bırakıp Derya teyzene yardıma gitti dedi anne. Ama bi daha beni bırakıp gitme tamam mı?" "Tamam anneciğim. Hadi kapıda kalmayalım. İçeri geçelim, bana orda da kocaman sarıl tamam mı?" "Hayat!" dedi Tolga. "Sen Alp'le ilgilenir misin? Karımla konuşmamız lazım biraz." Hayat abla saklandığı yerden çıkarak Alp'i aldı ve müsade isteyerek içeri geçti. "Bu neydi şimdi Tolga?" dedim ayağa kalkarak. "Konuşmaya geldim hayatım. Şimdi önümden çekilirsen içeri geçeceğim." "Önce ayakkabılarını çıkart!" dedim. "Bunu yapmadığımı çok iyi biliyorsun! Çekil önümden bitanem." "Eve ayakkabılarla girilmiyor Tolga! Herkes hayatını sana göre kurallayamaz! Şimdi ya ayakkabılarını çıkarıp içeri öyle geçersin ya da seni kapının eşiğinden bile geçirmem!" Paşa paşa çıkarttı o ayağındaki para saçan ayakkabılarını. Biraz sinirlendi, öfkesini gözleriyle bana kusmaya çalıştı ama ödün vermeden önüne terlikleri koyup kenara çekildim. Yüzüne bakmak bile gelmiyordu içimden. İçeri geçince Derya'ya baktım. Gözleri dolu doluydu. İnsanın yanında böyle sağlam dostunun olduğunu bilmesi ne güzel bir şeydi... "Hadi gel de güzelce konuşalım bacım..." dedi. Kapıyı kapattım, saçlarımı geriye doğru ittim. Laftan anlayana sabaha kadar konuşurdum ama anlamayana saniye dil dökmek istemiyordum. Herkes salondaydı, Mert bile... Tolga baş köşeye kurulmuş, evin sahibi gibi oturuyordu. "Ne söyleyeceksen söyle ve defol git!" dedim. "Ayıp oluyor karıcığım!" "Bana karım deme Tolga!" "Kanunlar önünde hâlâ karım değil misin? Karımsın Karaca! Sen kabul etsen de, etmesen de benim karımsın!" "Harem başı mı yaptın beni? Karın olarak metreslerine baş olmamı mı istiyorsun?" "Bak..." dedi göz ucuyla Derya ile Mert'e bakarak. "Hata olduğunu söyledim sana. Buraya da zaten Derya ısrar etti diye geldim. Yoksa Alp'in yüzünü bile göstermezdim ya sana... Derya'ya dua et sen!" "Sen kim oluyorsunda bana oğlumu göstermiyorsun? Yok Derya!" dedim arkadaşıma dönerek. "Bununla oturup konuşmamın imkanı yok! Adam kendini beğenmiş, kibirli herifin teki! Burnunun büyüklüğünden önünü göremez hâle gelmiş!" Tolga oturduğu yerden ayağa kalkıp dibimde aldı soluğu. "Burnumu büyüten senin varlığın hayatım. Bana verdiğin değer, sevgi, saygı, bağlılık... Erkek olduğumu sen öğrettin bana. Hani evden içeri giriyorum da seni görüyorum ya... Soframı kurmuşsun, aşçı olmasına rağmen her gün usanmadan mutfağa girip sevdiğim yemekleri yapmışsın... İşte o an benim karım olduğun için şükür ediyorum. Hayatımda muazzam bir detaysın sen Karaca..." Sözleri büyülü gibiydi. Her cümlesinde bana yaklaştığını anlamayacak kadar kapılmıştım. Parmaklarını saçlarıma götürdüğünde yumuşak dokunuşlarıyla içim eridi. Seviyordum kocamı. Zaten severek evlenmiştik. Görücü usulü gibi gözüken aşk evliliğiydi. İşaret parmağına doladığı bir tutam saçımı burnuna götürerek kokusunu doya doya içine çekti. "Yemin olsun şu kokuyu bile köpek gibi özledim Karaca..." dedi. Ben ise suskunluğuma devam ediyordum. O ise benim sükutumu fırsat bilip cesaretle bana yaklaşmaya devam etti. Öyle ki yanımızdaki herkesin bizi yalnız bıraktığını bile anlamayacak kadar büyülüydü anın verdiği hissiyat... "İnadın bittiyse eğer evimize dönelim bitanem..." dedi saçlarımı okşamaya devam ederken. "Buralar sana göre değil. Sen bizim evimize alışkınsın Karaca. O lükse, o konfora layıksın. Alev bebeği aldırdı, önümüzde engel kalmadı. Alp'te, ben de seni özledik Karaca..." 'Seni özledik Karaca... Seni özledik Karaca...' Yıllardır Alev'le birlikte olmuştu, günlerce beni o soğuk çarşafın üstünde tek başıma sabahlatmıştı. Acaba başına mı bir şey geldi diye gecelerim zehir olurken kendisi metresinin yanında sabahlıyordu. Ne o günlerde bir pişmanlık vardı yüzünde ne de benim yüzüme bakarken ufak bir utanç duygusu... Her şey benim yakalama ihtimalimle başlamıştı. Tolga ömründe hiç tatmadığı duyguyu tatmaktan korkuyordu. Çünkü çok iyi biliyordu ki Karaca giderdi, Karaca buna asla göz yummazdı. Ve gitti de... Her şeye rağmen, onun gücüne rağmen Karaca gitmeyi tercih etti. Mücadelemi yarıda kesmek için elinden geleni yaptı ama ben düşsem de direnmeye devam edince yalpalandı. Aslında buraya Derya istediği için gelmemişti. Tolga bu kez şansını arkadaşlarımı araya katarak denemek istiyordu. Maksadı 'Ayağına kadar geldim beni affetmen için.' dedirtmekti. İki güzel sözle manipüle olacağımı benden daha iyi biliyordu. Amacına ulaşmıştı, kollarının arasında eriyip gidiyordum. Ta ki gerçekler yüzüme soğuk su gibi çarpana kadar... "Hani şu geceler boyu yanına uğramayıp özlemediğin karını mı özledin Tolga?" dedim geriye çıkarak. Bu planın da elinde patladığını anladığında alt dudağını ısırarak gözlerini kapattı. "Metresinin koynunda geceleri sabah ederken acaba evde beni bekleyen karım kim bilir hangi zorluklarla gözünü sabaha açıyor diye düşünmediğin kadın mıydı özlediğin? He Tolga! Salak mı sandın sen beni? Yaptığın pisliği hemen unutacağımı mı düşündün sahiden?" "Karaca..." dedi yeniden yaklaşma girişiminde bulunarak ama ben hükmü çoktan vermiştim. Kendime saygısızlık yapamazdım. "Oğlumun yanına gidiyorum! Sen de bu kararıma alışsan iyi olur Tolga çünkü günün sonunda senden boşanacağım!" dedim. "BOŞANMA YO-..." sesinin tonu yükselirken çıka gelen Alp ikimizi de susturmaya yetti. "Anne!" dedi ayaklarıma yapışarak. "Bizimle geleceksin dimi?" Tolga 'Al!' dercesine baktı yüzüme. 'Hadi de çocuğa, biz boşanacağız de!' diye de devam ettirdi... "Ben biraz daha burda kalacağım Alp." dedim. Oysa içim yanıyordu. Oğlumdan uzak kalmak beni mahvediyordu ama çaresizlik insana her şeyi yaptırıyordu... "Ama ben seni çok özlüyorum anne..." Ayaklarıma sarıldığında gözümden damlayan yaş oğlumun yüzüne düştü. Dayanamıyordum. Her zorluğa göğüs gererdim de, Alp'sizliğe asla... O yaşın düştüğü yerden bakışlar yükseldi bana doğru... Alp doğrudan bana baktı... Üzüldüğümü, ağladığımı her zaman anlayan çocuktu Alp. Babasının bana olan saygısızlıklarına çoğu kez istemsizce şahitlik etmişti. "O zaman sen git baba!" dedi elimden tutarak. "Ben annemle kalacağım! Sen evine git!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD