13. TOLGA'NIN ISRARI...

604 Words
KARACA'NIN AĞZINDAN... Benimle kalmayı tercih eden küçücük beden hayata tutunma sebebimdi. Eğer onun o minik kalbi olmasaydı ben çoktan yıkılmıştım... "Saçmalama Alp! HAYAT!" diye bağırdı Tolga. "HAYAT NERDESİN!" "Buyrun Tolga bey..." dedi salona gelen Hayat abla. "Alp'i al, dışarıdaki arabaya götür!" Bunu yapmana asla müsade vermem Tolga. Canımı benden alıp da zorla kendi esirin etmene göz yumamam! "Anne..." dedi bacağıma sımsıkı sarılan oğlum. Babasının onu götürmesinden korkuyordu ama ben nefes aldığım sürece bunu yapamazdı. "Sakın!" dedim elimi önümüze gelen Hayat ablanın göğsüne koyarak. "Hayat abla bunu sakın yapma!" "Hayat, ne diyorsam onu yap! Oğlumu al, derhal arabaya geç!" "Ben seninle gelmek istemiyorum baba!" dedi Alp. Küçük kalbine sığdırdığın koca yüreğinden öperim seni çocuk... "Babanın sözünü dinle oğlum. Annenin kalacak yeri yok Alp! Seni dışarılarda süründüremem. Hem de bu soğukta!" "Anne..." dedi Alp. Aşağıdan bana uzanmakta olan masum bakışlar elimi ayağımı bağlıyordu. "Baban biraz abartıyor sanırım annecim." dedim zorla tebessüm ederek. "Derya teyzenin ayarladığı evde kalacağız. Sadece Derya teyzene ait olan ev!" Üstüne basa basa, Tolga'nın gözlerinin içine baka baka söyledim o ince ama önemli olan detayı. "Evet küçük adam. Annen, bana ait olan evimde kalacak. Bak ne dicem Alp... Sen Ali'nin yeni arabalarını gördün mü?" dedi Derya. Her halimden anlayan can kardeşim... "Yok..." dedi kafasını sallayan oğlum. "Ne arabası var ki Ali'nin?" "Görmek ister misin?" Gözlerimin içine onay almak istercesine bakan oğluma verdiğim güvenle Derya teyzesinin yanına gidip gerilim hattına dönen bu ortamdan uzaklaştı. Ne de olsa çocuktu Alp... "Sen benimle gelsene bi..." Üstümdeki ter soğumadan kolumdan tutulup zorla dışarı çıkartıldım. Yukarımda ince bir kazak, altımda günlük pantolon... Hava çok soğuktu. Tolga içinde pinekleyen öfkesini oğlunun da olduğu evde kusmak istemediğinden bizi dışarıdaki aracına götürdü. Karşı çıkmadan aracın arka koltuğuna oturdum. O benim tam tersime bütün öfkesiyle bindi yan koltuğuma... "Derya'nın evi de nerden çıktı Karaca?" dedi direkt. Ve bom! Tolga Korman yenilginin ayak seslerini hafiften de olsa duymuş, korkudan hareketlerine dahi yön veremez olmuştu. "Bi yerden çıkmadı, hep vardı Tolga." "Asla kabul etmiyorum!" dedi itiraz ederek. "Pardon da neyi kabul etmiyorsun acaba? Sana mı soracağım bir de?" "Tabii ki de soracaksın! Küflü duvarların arasında ne karımı ne de oğlumu yaşatmam!" "Hayatıma bu denli karışmana müsade edemem!" "Ben de bu saçmalağına müsade edemem! Emir, kapıları kilitle!" Şoför koltuğunun boş olduğunu tahmin ediyordum. Saklandığı yerden çıkan Emir, kapıları kilitleyerek aracı çalıştırdı. "Dur!" dedim kilitli kapıyı zorlayarak. Bunu yaptığına inanamıyorum! Adam yenilgiye o kadar uzak ki kaybetmeye yakın olduğunu anladığı an zora başvurdu. "Tolga durdur şu arabayı! Bunu yapamazsın, hakkın yok!" "Bağ evine sür! Diğer adamı da ara, Hayat'la Alp'i eve götürsünler. Karımla bir kaç gün baş başa kalmamız gerekecek." "Tolga açtır kapıları! Ben senin kölen değilim!" "Karımsın ve bu benimle gelmen için yeterli bir sebep. Şimdi uslu durki sinirlenmeyeyim!" "Tolga istemiyorumdan neden anlamıyorsun? Seni istemiyorum, senin paranı istemiyorum, sana ait olan hiçbir şeyi is-te-mi-yo-rum!" "Benim, seni istemem yeterli bir sebep! ŞİMDİ O ÇENENİ KAPAT VE ARABANIN KOLUNU RAHAT BIRAK!" Sesimi yükseltmem gereken kişiyken sesini yükselten kişi olarak beni her zamanki gibi hayrete düşürmüştü. Elimin en yüksek şiddet ayarında yüzüne ağır bir tokat bıraktım. Öyle ağırdı ki sesi arabanın içini dolduracak kadar büyüktü... Yüzü sağ tarafa döndü. Çenesini sıktığını kasılmalarından anlayabiliyordum. Şoförünün yanında yediği tokat çok ağrına gitmiştir. "Senden nefret bile etmiyorum artık!" dedim tiksinti duyarak. "Anla Tolga, kabullen! Beni kaybettin! Öleceğimi bilsem yine de karın olmayacağım! Gerekirse sokaklarda kalırım, o eve asla dönmem!" Büyük konuşmak hayatın önümüze çıkaracağı gerçeklere gebe kalırmış. Tolga; bundan daha ileri gidemez dediğim her şeyin bir tık üstüne çıkarak hayal kırıklıklarımı çoğaltacak. Benim hikâyem eşimin beni avuçlarının arasında tutmak için verdiği mücadelenin aslında kaybedişe dönüşünü gösterecek. Bazı zamanlar düşecek, bazı zamanlar düştüğüm yerde ezilecek, bazı zamanlarda düştüğüm yerden dimdik ayağa kalkacaktım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD