Ufak bir karartıdan ibarettir insan, fakat tablonun tamamı sayar kendisini. Bu da yetmez, tabloyu yapan el olmaya çalışır. Sonra o karartıyı renklendirir. Ama ne kadar yoğun boyarsa boyasın, içindeki karayı gizleyemez. Ölümle burun buruna gelen insan içinse arafta geçen sürede hep hayatına kattığı renkler gözünün önüne gelir. Sevgili, anne, baba, kardeş, eş dost. Bir de kursakta kalanların, yaşanmamışlıkların esamesi olan soluk renkler. İnsan gözünü kapayınca tablonun tamamını görür. Asıl sanatkarın ise kendisi olmadığının farkına varır. Bilincim kapanmak ve kapanmamak arasında gidip gelirken, çevremde yankılanan uğultudan sadece bir kişinin sesini ayırt edebiliyorum. "Zehra güzelim, beni duyabiliyor musun?" diyor. "Korkma, ben yanındayım, sana hiç bir şey olmayacak." Kendi kanımdan ürett

