Bölüm 1 – Vazgeçilmez
Bana küçüklüğümden beri kim olduğumu hiç unutturmadılar.
Annem, Neva, her fırsatta özel olduğumu söylerdi. İnsanların benim gibi bir kıza sahip olmak için neler verebileceğini, girdiğim her ortamda fark edileceğimi, dikkatlerin zaten beni bulacağını…
Buna inanmak zor değildi. Çünkü gerçekten de öyle oluyordu.
Bir yere girdiğimde konuşmalar yavaşlardı. Bakışlar bana dönerdi. Kimisi hayranlıkla, kimisi kıskançlıkla ama mutlaka bakarlardı. Alışıktım. Hatta bazen bunun sıradan olduğunu bile düşünürdüm. İnsan sürekli ilgi görünce, bunun başka türlüsünün mümkün olduğunu hayal edemiyor.
Seçilmek güzel bir şeydi.
Ama ben hiçbir zaman seçilen olmadım.
Ben seçendim.
Şirkete gittiğim sabahlar küçük bir sahneye çıkmak gibiydi. Topuk seslerim zeminde yankılanır, cam duvarlara yansımamı izlerdim. Güzel görünüyordum. Her zamanki gibi.
Her şey yerli yerindeydi.
Asansör kapısı açıldığında içeri biri daha bindi. Yeni olmalıydı, yüzünü hatırlamıyordum. Üzerinde dikkat çekici hiçbir şey yoktu zaten. Sade, sessiz, sıradan.
Ben telefonuma baktım. O da başka bir yöne.
Sorun değildi. İnsanlar bazen ilk anda cesaret edemezdi. Bana bakmak, sandıkları kadar kolay değildir.
Kat geldiğinde indi.
Gitti.
Hepsi bu.
Üzerinde durmadım. Durmam da gerekmezdi. Hayatımda benden daha önemli şeyler vardı.
Ama akşam odama çekildiğimde, nedensizce o anı hatırladım. Asansördeki sessizliği. Başını kaldırmayışını.
Garipti.
Belki çekinmiştir, dedim kendi kendime. Evet, kesin öyledir. İnsanlar çoğu zaman yanımda nasıl davranacağını bilemez.
Sonuçta herkes eninde sonunda bana bakar.
Buna alışırlar.
Alışacaklardı