Günler haftaları kovaladı. Zerya, konağın içinde sessiz bir hayalet gibi dolaşıyordu. Şerwan ise gündüzleri tarlalarda, akşamları ise odasındaki sedirde uyuyordu. Ancak Mardin küçüktü ve dedikodular erkenden kapıya dayandı.
Şerwan’ın amcası, "Bu evlilikte hala bir müjde yok, aşiret varis bekler!" diye baskı yapmaya başladı.
O gece Şerwan odaya sinirli girdi. Zerya, elinde bir parça telkari gümüşle uğraşıyordu. Şerwan onun yanına oturdu. İlk kez bu kadar yakındılar. Zerya’dan gelen mis gibi sabun ve kekik kokusu, Şerwan’ın sert savunmasını bir anlığına düşürdü.
"Bize huzur vermeyecekler Zerya," dedi Şerwan sesi kısılmış bir halde.
Zerya, cesaretini toplayıp elini Şerwan’ın nasırlı elinin üzerine koydu. "O zaman onlara istediklerini değil, gerçeği gösterelim Şerwan. Bizim gerçeğimiz, bu nefretin içinde yeşeren bir dostluk olsun."
Şerwan, Zerya’nın gözlerindeki o hüzünlü ışıltıya baktı. O an anladı ki; zoraki başlayan bu bağ, Mardin’in en sarsılmaz kalesi olmaya adaydı.Zerya ve Şerwan, konaktaki odalarında o sessiz anlaşmayı yaptıkları gecenin sabahında, avludan gelen feryatlarla uyandılar. Kapı sertçe çalındı. Gelen, Şerwan’ın sağ kolu Azad’dı.
"Ağam," dedi Azad nefes nefese. "Zerya’nın abisi... Botanların oğlu Azad, kızı bırakıp şehre dönmüş. Şimdi kapıda, 'Kardeşimi geri alacağım' diye bağırıyor."
Zerya’nın beti benzi attı. Abisinin dönmesi demek, berdelin bozulması ve "kan davasının" en baştan, daha kanlı bir şekilde başlaması demekti. Şerwan kuşağındaki silahını kontrol etti, yüzü kireç gibiydi.
"Sakın dışarı çıkma Zerya," dedi Şerwan tok bir sesle. "Bu artık kadınların değil, namlusunu sevdaya doğrultan adamların meselesi."Şerwan aşağı indiğinde, Hevî aşiretinin silahlı adamları avluyu doldurmuştu. Kapının önünde ise Zerya’nın abisi, perişan bir halde duruyordu.
"Kardeşimi verin!" diye bağırdı genç adam. "Kız kaçtı, gitti başkasına! Berdel bozuldu, Zerya’nın burada kalmasına gerek kalmadı!"
Şerwan’ın amcası Hazer Ağa, kalabalığın arasından öne çıktı. Sesi yer altından geliyormuş gibi boğuktu:
"Berdel bozulursa kan akar evlat. Zerya artık bizim namusumuzdur. Madem getirdiğin kız kaçtı, o zaman sen öleceksin ki bu davanın hesabı kapansın."
Zerya, yukarıdaki cumbadan olan biteni izliyordu. Abisinin boynuna yağlı ilmeğin geçirilmek üzere olduğunu gördü. O an, Şerwan’ın amcasına karşı gelip gelmeyeceği her şeyi belirleyecekti.