⛓️
Bölüm şarkımız
Bu kan artık tükenmeli
Ayrılık tükenmeli
Bu savaş tükenmeli
En başa dönülmeli
•Mabel Matiz-Fırtınadayım
}•{
Yargılamak çok kolaydır. Ne yaşadığını bilmeden. Neler olduğunu bilmeden yargılamak. Ağlayan bir insana acıyarak bakmak çok kolaydır. O insanın yaşadıklarını bilmeden, duymadan yargılamak çok kolaydır.
Sessiz çığlıklarımla sana sesleniyorum ne zaman duyacaksın beni ey sevgili.
Bayılmalarım artıyordu. Yaşadıklarım bana çok fazla geliyordu. Hayatta kalma amacım beni bitiriyordu artık. Kim olduğumu bilmiyordum. Annem bana iyi davranmasa da benim annemdi ona bir şey olmasını istemiyordum.
Yine aynı odadaydım. Başımda birsi dikiliyordu. Gözlerime ışık çok fazla geldiği için tam açamamıştım. Başımda dikilene baktım. Kutaydı bana korkmuş bir şekilde bakıyordu.
Elimi tutuyordu. Elimi tutan eline baktım. Nefret dolu bakışlardı bunlar. O bu bakışlarımı gördüğüne rağmen ellim tutu ve öptü ve sonra da konuşmaya başladı "Beste bayılmaların artmaya başladı. Yemek yemedin mi sen hı. Doktor geldi şekeri düştüğü için bayılmış dedi. Ayla yemeğini getirmedi mi?" ona boş boş baktım. Sadece bunu yaptım. O ise bir cevap bekliyordu.
Cevap vermedikçe elimi daha çok sıkmaya başladı. Elimi ondan kurtarmaya çalıştım ama elimi bırakmıyordu. Yeniden konuştu "Beste eğer bana cevap vermezsen Aylayı öldürürüm anladın mı."
Bu adam gerçekten de deliydi. Ona cevap vermek istemiyordum ama Ayla için verecektim. "Ayla bana yemek getirmeye gitmişti ama ben dışarıya çıktım. Oldu mu aldın mı cevabını. Yeter artık sesini duymak istemiyorum. Senden de bıktım. Tehditlerinden de." Biraz doğrularak onun gözlerinin içine bakarak konuştum "Sen busun anladın mı elde edemedin mi tehdit edersin. Tehdit ettiğin kişinin değer verdiği kişilere. Beni bırak Kutay seni istemiyorum. Senden nefret ediyorum. Bırak artık beni çektirdiklerin yetmedi mi." Boynunda ki damarları sinirden belli olmaya başlamışlardı ve gözleri kıpkırmızı olmuştu.
Daha yeni sevgiyle bakan gözleri artık öldürme arzusu ile bakıyordu. Bu onun beni sevmediğini çok belli ediyordu. Ben onun kafasında kurduğu bir yerdeydim. O benim onu sevebileceğime inanıyordu.
Benim onu sevmem demek gururumu yerler altına almam demekti. Onu sevmem imkansızdı zaten. Bana yaptıkları akıl kârı değildi. Kutay'ın bir doktora gitmesi gerekiyordu.
Gözümden yaşlar akmaya başladı yeniden o benim babamı öldürmüştü. Beni sevmeyen birisi olabilirdi ama babamdı. Kimliğimde onun adı yazılıydı. Onu sevmiyor olabilirdim ama babamdı işte o benim.
Kutay bunu yaptığına çok ama çok pişman olacaktı. Onu kendi ellerimle bitirecektim. Beni sevdiklerimle tehdit eden herkesi bitirecektim.
Bana bağırmaya başladı "SENİ NE KADAR SEVDİĞİMİ NEDEN GÖRMÜYORSUN BESTE. GÖR ARTIK BENİ(!)" Ona sadece baktım o ise masamda duran her şeyi eliyle yere fırlattı. Beni görmüyorsun diyor ben onu görüyordum. Onu en karanlıkta görüyordum. Ben karşımda beni karanlığa çeken bir adam görüyordum.
Bende ona bağırarak konuştum "BEN GÖRÜYORUM ANLIYORMUSUN BEN HER ŞEYİ GÖRÜYORUM. BENİ KARANLIĞINA ÇEKMENİ GÖRÜYORUM. SEN BENİ SEVMİYORSUN KUTAY NEDEN ANLAMIYORSUN HI" (!) devamını getirmeden ağlamam daha çok artmıştı.
Kutay ise sadece bana baktı. Ayağa kalktım yanına gittim. Pencereden dışarı bakıyordu. Ormanlığın karanlığına bakıyordu. O karanlığı kendisi yaratmıştı. Yavaşça bana döndü yüzüne ellerimi yavaşça dokundurdum.
Yüzü soğuktu. Ölü gibiydi. Yüzünü okşadım. Gözlerini yumdu sanki hiç sevgi görmemiş çocuk gibi. Aynı benim gibi ona sessiz bir şekilde konuştum "Kutay artık beni bırakmanın zamanı gelmedi mi. Benide kendinle karanlığa gömdüğünü görmüyor musun? Seni sevemem Kutay ben seni asla sevemem Kutay. Sen beni tüketirsin. Sen beni yok edersin."
Kutay'ın gözleri gözlerimle buluştu. Derin okyanusları ölü toprak rengi gözlerimle buluştu. Gözlerime öyle bir anlamla bakıyordu ki. Ama benim gözlerim ona o kadar boş bakıyordu.
Onu asla sevemezdim. Onun bana olan sevgisine inanmıyordum.
Âni bir hareketle elimden tutarak beni duvarla arasına aldı. Ne olduğunu anlamadan dudaklarıma yaklaştı ve konuştu "Sen benimsin, benden başkasıyla asla olamazsın anladın mı. Sadece benim. Kimseye yâr etmem seni." Dedilerinden sonra dudaklarıma daha çok yaklaştı ve beni yavaşça öpmeye başladı.
Öpüşmesine karşılık vermedim. Veremezdim. Sevmediğim adamın dudaklarına nasıl karşılık verirdim. Onu kendimden yitmeye çalıştım ama olmadı. Daha çok öpmeye başladı.
Duvarla beni arasına kıstırmıştı bırakmıyordu. Dudaklarını ısırdım bırakmasını isteyerek ama onun daha çok hoşuna gitti.
Tam ayağımla kasıklarına vuracakken Ferda hanım içeriye girdi korku dolu gözlerle "Ne için bu kadar bağırıyorsunuz. Arabadan indiğim anda sesiniz geliyor napıyorsunuz siz aa..." Kadın beni Kutayla öyle görünce çok şaşırmıştı.
O sırada bende Kutay'ı kendimden yitebildim. Yittiğim anda yüzüne vurdum. Beni izinsiz öpemezdi. Ferda hanım bize şaşkın şaşkın bakıyordu.
Ben ise yattağa doğru ilerledim ve oturdum. Kutay ise sinirle odadan çıkmıştı. Ferda ise şaşkın yüzüyle bana bakıyordu. Aramızda birşey var zannediyordu. Hemen Ferdaya konuştum "Aramızda hiç bir şey yok. Kardeşin beni zordan öptü ve hak ettiğini aldı." Ferda bana ağzı açık bakıyordu.
Ferda yavaşça yanıma yaklaştı ve konuştu "Onu ilk defa red eden kadınsın. Biliyorsun o yakışıklı ve bütün kadınlar onu elde etmek için bildiğin savaşıyor. Sen ise onu red ediyorsun. Seni seven bir adamı istemiyorsun. Ona bir şans vermelisin Beste."
Sinirle ona baktım ne diyordu bu kadın " Siz nediyorsunuz Ferda hanım beni kaçırıp bir bodrum'a kapatan. Sonra ise bana psikolojik şiddet uygulayan. Beni çıplak bir şekilde zincirlere bağlayan. Bana tecavüz etmeye kalkan. Babamı öldüren. Beni sevdiklerimle tehdit eden adamla bir dünya kurmamı mı istiyorsunuz bu asla olmayacak. Anladınız mı bu asla olmayacak. Benim için ölsede onu asla sevmeyeceğim."
Ferda üzülmüş gibi gözüküyordu ama oyuncuydu. Bunlar bana yapılırken o her şeye göz yumuyordu. Bunların hepsini ben yaşamıştım. O değil.
Ona kapıyı gösterdim. Çıkmasını istiyordum odadan. Bana saygısı olmayan kadına saygı göstermeyecektim. Ne demek istediğimi anladı ve bir şey demeden kendisi odadan çıktı.
Ben ise yatağa uzanmış tavana bakıyordum. Çok beyazdı ama bir gün oda kirlenecekti. Bir gün burada birisi sigara içecekti. O dumana maruz kalacaktı. Ya da insanların kirine maruz kalacaktı.
Bir on dakika öylece tavana bakmıştım. Birden kapı çaldı. Ben ise "Kutay ya da Ferda isen odaya girme." Odanın kapısı açıldı. İçeriye Ayla girmişti. Elinde bir yemek tepsisi vardı ama yüzü hiç iyi görünmüyordu.
Yanağının bir tarafı kızarmıştı. Birisi ona vurmuştu. O ise yavaşça tepsiyi masaya indirdi ve sanki cöbünden bir şey düşmüş gibi kağıdı yere düşürmüştü. Kapıdan çıkmadan hemen "Beste hanım Kutay bey yemeği yemenizi istedi." Kapıyı açtı arkasında bir kadın daha vardı.
O kadını görmemi istediği için o kadar açmıştı kapıyı. Sonrada ses etmeden dışarıya çıkmıştı. Ben ise koşarak yerdeki kağıdı aldım ve hızlıca açarak içindekileri okumaya başladım.
"Merhaba Beste, sana bu son mektubumdur. Artık yüz yüze konuşma zamanı gelmedimi sence de. Kutay'ın sonuna çok az bir zaman kaldı hazır mısın? Hazır değilsen de kendini hazırlaman gerekiyor.
Bu son değil bu bir başlangıç Beste, bu senin başlangıçın Kutay'ın sonu.
Çok az kaldı biraz daha dayanmanı isteyeceğim senden. Kardeşim biraz tehlikede ama o tehlike de geçecektir. Yüz yüze konuşmamız dileğiyle:)
ACARALP SOYKAN."
}•{
🦋