MEHİR Gözlerimi araladığımda yoğun ışıktan dolayı gözlerimi kırpıştırdım. Kirpiklerimin ahenkle dans etmesine son verip gözlerimi tamamen açtım. Başımın neden ağrıdığını bilmiyorum, birisi kafama odunla mı vurdu? Uzandığım yatakta doğrulurken nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Küçük bir oda, tek kişilik bir yatak, eski bir dolap, şampanya rengine boyanmış ama boyası kirlenmiş duvarlar... "Burası neresi ya? Daha önceki rüyalarımda hiç eski bir oda görmedim. Bu işin altından da at çıkar mı acaba?" O esnada pencereden gelen kişneme sesiyle şansıma hürmetlerimi ilettim. Kim bilir bu defa neyin karşılığında beni bırakmayı teklif edecek? Kalleş AT! Pencereye doğru yürüyüp perdeyi çektim. Penceredeki demirliklere bakıp yüzümü buruşturdum. Kafesteki bülbül gibi hissettiğim bu anlar

