Hastanenin koridorları her zamanki gibi yoğundu. Asaf, beyaz önlüğüyle ameliyathaneden çıkarken derin bir nefes aldı. Sabahki vakadan sonra nihayet biraz dinlenebilecekti. Ama başını yastığa koymak yerine aklında aynı cümle dönüp duruyordu: “Abi deme.” Kendi kendine gülümsedi. “Bir kere de ağzından düşürmese şaşarım,” diye mırıldandı. Sonra kahve almak için kantine yöneldi. Tam o sırada koridorun ucundan bir ses duydu: “Asaf abi!” Asaf istemsizce gülümsedi, ama o gülüşte biraz da pes etmiş bir hâl vardı. Arkasına döndü — Berfin elinde küçük bir kutu taşıyordu, nefes nefeseydi. “Sen burada ne arıyorsun?” diye sordu Asaf, hem şaşırmış hem de belli etmeden sevinmişti. Berfin kutuyu kaldırdı. “Öğle molanda aç kalma diye geldim. Sabahki kahvaltıda da birşey yememiştin zaten.. Bend

