Yemekten sonra Murat fazla konuşmadı. İnci bunu fark etmişti ama sorgulamadı. Onun sessizliği çoğu zaman sertliğinden değil, içinde bir şeyleri büyütmesindendi. Arabaya bindiklerinde Murat direksiyonu şehrin daha uzaklara gitmek için kırdı. İnci camdan dışarı bakarken yol yavaş yavaş daha da ıssızlaştı, küçük evlerin yerini ağaçlar almaya başladı. Ormanlık alana vardıklarında hava serinlemişti. Ağaçların arasından süzülen ışık, akşamın turunculuğuyla karışıyordu.. Şehrin ışıkları yavaş yavaş arkalarında kaldı. Sokak lambaları seyrekleşti, asfalt yerini dar ve uzun bir yola bıraktı. Yolun iki yanında ağaçlar belirmeye başladığında İnci camı biraz indirdi. Serin hava içeri doldu. Çam ve toprak kokusu, şehrin üstlerine sinmiş ağırlığını alıp götürüyordu. “Bir yere mi gidiyoruz?” diye sordu

