Odaya girdiğimizde, içimde tarif edemediğim bir heyecan vardı. Baran’ın yüzü her zamanki gibi sakindi ama içimde garip bir tedirginlik vardı. Tam geri çekilecekken, bir anda kapının kilitlendiğini duydum. Başımı hızla çevirdiğimde, Baran’ın elini kapının üzerindeki kilitte gördüm. Kalbim hızlandı. “Ne yapıyorsun?” diye sordum.Sesimin titremesine engel olamadan. Baran yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle bana döndü. “Sana bazı şeyleri öğreteceğim.” dedi, gözlerinde o kendinden emin ifade vardı. ''Biliyorum ama...'' “Heyecanlanma.” dedi, sesi yumuşaktı ama alaycıydı da. Ama ben çoktan gerilmiş, yanaklarımdaki sıcaklığı hissetmiştim bile. Kaşlarımı çattım. Beni köşeye sıkıştırdığını düşünüyordu. “Sen çok tecrübelisin, değil mi?” dedim, sesime istemsiz bir öfke karışarak. “Kaç ki

