Nikah dairesinin önüne geldiğimizde kalbim deli gibi atıyordu. Ayaklarım geri geri gitmek istiyordu ama Baran elimi sıkıca tutuyordu. Buradan kaçmama izin vermeyecekti. Bunu biliyordum. Kapıyı açtığımızda içeride bizi bekleyen bir adam vardı. Orta yaşlı, hafif göbekli bir adam… Gözlüklerini düzelterek bize baktı. Önündeki kağıtlara göz gezdirip yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. “Hoş geldiniz. Baran Bey ve Efsun Hanım, değil mi?” Baran başını salladı. “Evet, biziz.” Ben ağzımı açamadım. Adamın gözleri bana döndü. Hafif başımı sallamakla yetindim. “Ben nikah memuru Hakan Karaman. Nikah işlemleriniz tamamlandı. Şahitleriniz de burada.” dedi, arkamızda bekleyen iki adamı işaret ederek. Baran’ın adamlarıydı. Her zaman peşinde olan, gölgeleri gibi gezen korumalar… Biri uzun boylu, esmer

