Ali Efe, Baran’ın sinirli hâlini fark edince hafif bir gülümsemeyle ayağa kalktı. “Sadece Efsun’u yoklamaya geldim.” Baran’ın gözleri kısıldı, çenesini sıkıp bir adım attı. “Ne münasebet? Efsun’un nasıl olduğunu merak etmek sana mı düştü?” Ali Efe, Baran’ın gözlerindeki kıskançlığı sezinlemişti. Hafifçe omuz silkerek bana dönüp başını eğdi. “Ben çıkayım o zaman. Sana iyi akşamlar, Efsun.” Baran hafifçe yana çekildi ama gözlerini Ali Efe’den bir an bile ayırmadı. Ali Efe kapıdan çıkarken bile arkasına dönüp bakma gereği duymadı. Kapı kapanınca Baran derin bir nefes aldı, sonra gözlerini bana dikti. “Bu herif burada ne arıyordu?” Tam ağzımı açacaktım ki, annem elinde bir tepsiyle içeri girdi. “Efsun, çay…” Gözleri Baran’la benim aramda gezindi, sonra kaşlarını kaldırdı. “Ne oluyor bura

