Terasın soğuk taşları ayaklarımı üşütüyordu ama umursamadım. Üzerimde ince bir hırka vardı, rüzgâr tenime dokundukça tüylerim ürperiyordu. Kollarımı kendime sardım, uzak ufka bakarak derin bir nefes aldım. Güneş yavaş yavaş batıyordu. Gökyüzü, turuncu ve mora çalan renklerle boyanmıştı. Kafamın içinde Gülsüm Hanım’ın sözleri yankılanıyordu. “Baran sana çok değer veriyor.” Ama neredeydi? Derin bir iç çekip gözlerimi kapattım. İçimde tarifi zor bir boşluk vardı. Onunla tartıştığımız an gözümün önüne gelince karnıma bir sancı saplandı. Kapının hafifçe gıcırdadığını duydum. Başımı çevirdiğimde Kadriye’yi gördüm. Üzerinde mutfak önlüğü vardı, yüzünde hafif bir gülümsemeyle bana bakıyordu. “Hava buz gibi, burada ne yapıyorsun sen?” Omuz silktim. “Biraz nefes almak istedim.” Kadriye içini ç

