8.Bölüm Hayatın altı, üstü

799 Words
Nazlı'dan Ben acının vücut bulmuş haliydim. Zümrüt hanımın her canı sıkıldığında acı çıkarır gibi beni öldüresiye dövdüğü kimsesiz bir kız çocuğuydum. Kimin diyetini ödüyordum ben? Annemin günahını mı? Yoksa babamın mı? Babamdan bana kalan herşeyi alın bırakın beni desem. Bu defa da benden yaşça büyük bir ağaya satardı amcam beni. Oysa abisinin emanetiydim. Babam, gözünün önünde vurulurken ona emanet etmişti kızını. Üç gündür yine eskisi gibi konağın hizmetine devam ederken Tarık ağamın odasında o küçük koltukta uyuyordum. Tarık ağam dün çok geç gelmişti eve. İçtiği sarsak halinden belli olurken uyumadığım halde gözümü açıp bakmadım. Üç gün sonra gidiyoruz demişti. Sabaha gidecek miydik? Keşke gitmeden bir kerecik annem ve babamın mezarını görebilseydim. Onlarla vedalaşırdım. Hiç yerlerini bile bilmiyordum. Bir kez Cihat abi'ye söylediğimde Cemal ağa beni söylediğime pişman etmişti. Gür sesiyle " bu evde o kadının adı dahi geçmeyecek." demişti. Annemdi o benim. Ne günah işlemişse işlemiş olsun. Yedi yaşına kadar hatırladığım kokusu hâlâ buram buram burnuma geliyordu. Hatırladığım annem. Hiçte kötü biri değildi. Nazlımm.. diye severdi beni. O saçımı acıtmamak için canını dişine katardı. O öldükten sonra saçımdan tutulup yerlerde süreklendim. " Kızım! " Ayşe ananın sesiyle uykudan uyanır gibi ıslanmış gözlerimle ona döndüm. " Hadi yemeğini ye. Şimdi gene aç kalırsın. Ben sessizce yemek yerken yanıma oturup eliyle saçlarımı okşadı. Ona bakıp gülümsedim. Şu üç günde Zümrüt hanım beni konakta görmezden geliyordu. Tarık ağanın dediklerinden mi çekiniyor merak ediyordum. " Sorayım sorayım diyorum, soramıyorum kızım. " " Neyi Ayşe ana? " " Bu Tarık ağam, iyi davrandı mı sana? " Yutkundum. Gözlerim kendiliğinden akarken yanağımdan yaş süzüldü. Benim için hazırladığı ekmeği acı çeker gibi ısırdım. " Onun acısı da bellidir kızım. Seninle değil derdi. Tarık ağam diğerleri gibi değildir. Ben biliyorum o da senin masum yüreğini görüp anlayacak zamanla." Gözlerimi gözlerine dikip derin bir şekilde baktım. " Nasıl olacak Ayşe ana? " Tarık ağam, benim abimdir. Nasıl olacak? " " Ne abisi kızım. Artık Tarık ağam senin erindir. Sende hizmette kusur etmeyeceksin. Hem başka çare var mıdır. Artık bütün köy, kasaba hepsi senin Tarık ağamla nikahlandığını duydu." Kafamı çaresizce yere eğerken bende ne olduğunu iyi biliyordum ya zaten. Hem ben gönül vermiş olsam bile Tarık ağam beni beğenmezdi. Hiç değilse kocam beni sevseydi de şu kimsesiz kalmış kalbim biraz sevgi görseydi. Bundan sonrası ne olacak ancak yaşayıp görecektim. Ha bu konağın esareti, ha Tarık ağamın esareti. İkisi de benim için aynıydı. ***** Yeniden uyuduğum tekli koltukta uyanırken yatakta uyuyan Tarık ağama baktım. Ayşe ananım dediği gibi Tarık abi burdaki erkeklere benzemiyordu. Yıllarca arada bir geldiği konağa bir gün durur ertesi günü giderdi. Çok karşılaşmazdık. Bir iki kere karşılaştığımız olmuştu. Lakin yine aynı şekilde bana sert ve öfkeli bakmıştı. Bakışlarında sanırsın anasını ben öldürmüşüm gibi bir öfke olurdu. Ayşe ana kızının elbiselerinden bana bir elbise vermişti. Tıpkı beni ve içimi anlatıyorsu elbise katran karası. Simsiyah dümdüz elbiseyi banyoda giyinip çıktım. Burada banyo yapmaya cesaretim olmadığından aşağa çalışanlarla birlikte kullandığım banyoya girip yıkandım. Akşam sabah ilk uçakla gideceğiz demişti. Uçağa daha önce hiç binmediğim için biraz çekinsemde benim yanımda korktuğumu söyleyebileceğim kimsem yoktu. Dedemin yanına girip elini tuttum. " Dede! " " Nazlı kızım." Üzgün sesiyle bana acı dolu bakarken benim gözlerimden de yaşlar akmaya başladı. Adım Nazlı'ydı ama annemden sonra hiç nazlanmadım. " Dede, ben gidiyormuşum bugün." dedim elini öperken. Elini çekip saçlarıma götürdü. Tarazlı eli saçlarımı severken üzüldüğünü belli eden sesiyle bende boğazımdan gelen hıçkırmaya mani olamadım. " Yolun açık olsun kızım. Cihat abinin verdiğini al." " Dede, bende gidersem sen ne olacaksın? " " Bana, Ayşe ile Cihat bakar. Beni merak etme sen. Ben bu yaşıma kadar yaşıyacağımı yaşadım. Göreceğimi gördüm. Artık son nefesimi vereceğim zamanı beklerim. " " Deme öyle dede. Sende olmassan bana kim kızım der? " " Burada kalırsan bu konak senin mezarın olacak yavrum. Yaşatmadıkları hayatını onların insafına koma artık." Yeniden hıçkırıp yatakta yatan hasta adama sarıldım. Bedenim sarsıla sarsıla ağlarken yüreğimin yangınına merhem olmuyordu bir türlü. Başka sarılıp vedalaşacağım bir akrabam da yoktu. Dünden bu yana Ayşe anamla sarılıp ağlaşıyoruduk. Avluya indiğimde Tarık ağam abileriyle vedalaşıyordu. Usulca yürüyüp başım yerde yanlarına vardım. " Tez zamanda hükümet nikahını istiyorum Tarık! " diyen Cemal ağanın elini öpen Tarık ağam derin nefes alırken kafasını benden tarafa dönünce bir an göz göze geldik. Her şey için beni suçlarcasına sert bakışları içime işlerken kafamı eğdim. Bendim bu hikayede yanan fakat kimse benim yanmaktan küle döndüğümü görmek istemiyordu. Elimde küçük bile olsa bir çantam, eşyam yoktu. Umutlarımı alıp çıkıyordum yola. Hâlâ umut edecek kadar da hayatı sevdiğimi görünce bile kendime kızssam da. Ayşe anam isyan etme, elbet seninde bir çıkış yolun vardır derdi. Benim çıkış yolum beni sevmeyen, abi dediğim beni de bu evdekiler gibi eli kanlı sanan bir adamla evlenmiş bilinmezliğe doğru gidiyordum. Nereden bile bilirdim ki hayatımın üstünün altından daha kötü olacağını. Bilinmezdi işte. Yaşamadan bilinmezdi. Tarık ağam bana yeni bir yara mı, yoksa deva mıydı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD