6.Bölüm Erkek değil misin?

919 Words
Tarık'tan Ne kadar da güzeldi hayatım. Bir adet çapulcuya benzer dini nikahlı karım, diğer yandan benden evlilik teklifi bekleyen Ela vardı. Hayatımı altüst etmişti abim ve sözlüsü olacak koca meraklısı kuzenim. Bu durumu Samsun'da ki çevreme anlatamazdım. Kıçlarıyla gülerlerdi bana. Ama hayatın gerçekleri buradaydı. Ben orada özgürlüğümün tadını çıkarıtken şu düştüğüm esareti kabullenemiyordum bir türlü. Öfkemi dizginleyemiyordum. Kurdukları saçma sapan düzene ve odamda beni bekleyen, bana layık gördükleri lağam faresine öfkem dinmiyordu. Abimin cenazesine gelmiş hayatım değişmişti. Ben, başarılı bir doktordum. Ancak bu geri kalmış beyinleri asla düzeltemezdim. Evlenmeyi kabul etmesem Cemal ağa ne yapar eder bana barınacak yer koymazdı biliyorum. Çaresiz kabul ettiğim kız kendi kendine seviniyordur şimdi. Abime he demiş beni mi rededecek. Kalabalık salon beni boğmaya başlarken oturduğum yerden ayaklandım. Abilerim ve babamın neşesi yerindeydi. Beni ateşe attı kendilerde etrafında eğleniyordu işte. " Nereye gidersin Tarık? Daha erkendir! " Şirvan abim imayla bana bakıp sırıtırken elimi yumruk yapıp dişlerimi sıktım. " Bunaldım çıkıp hava alacağım! " " Al, al bol bol hava al. İhtiyacın olcak." Sinirlenip pişmiş kelle gibi sırıtan suratına bakmayı bırakıp hızlı adımla dışarı çıktım. Merdivenlerin dibinde Zümrüt hanım gene iş başındaydı. Zaten her şey onun başının altından çıkıyordu. " Uğursuzu çıkardın mı Tarık'ın odasına Gülten? " " Çıkardım hanım ağam." " Eyice bir tembihledin mi? İnsan gibi davransın Tarık'a." Hayret, Zümrüt hanım ilk kez beni düşünüyordu. Söylediklerimden sonra düşman kesilir sanmıştım. Yada sevdiği adamın kızını gözünün önünden kurtaracağım ya, onun minnetini yaşıyor olmalıydı. Burada durup onların saçma muhabbetine ortak olmaya niyetim yoktu. Merdivenlere dönmüştüm ki. Zümrüt hanımın söylediği ile olduğum yere dondum kaldım. " Sabaha Gülsüm karısını çağır gelsin. Eyi bir muayene etsin kızı. O iş olmuş mu olmamış mı emin olalım! " Sinirle yumruğumu sıktım. Dört bir yandan elimi kolumu bağlayan aileme ne desem boştu. Hele Zümrüt hanımın duru çüşü yoktu maşallah. " Sen bilmiyorsun hanım ağam.. eczaneye ilaç almaya gittiğinde bir adamla konuşurken görmüşler bunu! " Kaşlarımı burnumun üstüne indirip burnumdan soludum. " Benim başıma bela olmadan Tarık alıp götürecek inşallah. Eee anasının kızı ne olacaktı." Sinirle geri arkamı dönüp odama adımladım. Zaten bu kıza niye öfkeliyim anlamazken adımlarımı hızlandırdım. Benim nikahıma girmeyi kabul ettiyse edebiyle durmayı öğretirdim ben ona. **** Nazlı'dan Avlunun ortasında boynuma geçirdikleri urganın ipini tutup dedemin yanına çıkmıştım. Dedem keskin bir dille evlenmemi isterken beni ne hale soktuğundan haberi bile yoktu. Evlenmem dediğim anda yiyeceğim dayağın boyutundan elbette haberdardım. Lakin ölsem daha iyi değil miydi? Abi dediğim adamın nikahına gireceğime ölsem daha iyiydi. Gülten yengenin beni getirdiği Tarık ağamın odasıyla boş bakışlarlarımı odada gezdirdim. Tertemiz yatak, mis gibi kokan bir oda. Yıllardır penceresiz odamın içinin kokusu asla değişmezdi. Yoğun küf ve rutubetli kokardı. Lakin şimdi kurbanlık koyun gibi bu odada kafam yerde beklerken keşke küf kokan odamda kendi çabamla temiz tutmaya çalıştığım yatağımda olsaydım diye geçiriyordum içimden. Ağlamaktan gözlerim artık yanmaya başlamıştı. Dedem Tarık ağamın bana sahip çıkacağını söylemişti. Hiç sevmeyi sevilmeyi hayal etmemiştim bu güne kadar ama abi dediğim bir adamın nikahına girmeyi de istemezdim. Şimdi ne olacaktı? Sabahına Zümrüt hanım kanlı çarşafı isteyecekti. Olmadığını gördüğünde olan gene bana olurdu. Tarık abi erkekti. Ona bir şey olmazdı. Kusurlu gene ben olurdum. Hem Tarık abi gibi bir adam beni beğenmezdi. Koskoca okumuş doktor olmuş adam. Benim gibi cahil birini sevecek, isteyecek hali yoktu ya. Ben, nikahı bile kabul etmez demiştim Cemal ağanın tehdidi ile kabul etmek zorunda kaldı. Amcam ne dediyse tastamam yapardı. Üzerime bakınıp yatağa oturmaya çekindim. Yere oturup bacaklarımı kendime çektim. Geceleri kokudan uyuyamzdım. şimdi buranın kokusu bile uykumu getirmişti. Tarık ağam bugün odasına bile uğramaz diye düşünürken sertçe açılan kapıyla mayışan gözlerim sonuna kadar açıldı. Kapıyı kapatıp işaret parmağını sallayarak sinirle konuşan Tarık ağamla oturduğum yerden hızla ayaklanıp kafam yerde, elimi önüme bağladım. " Kulağını aç beni iyi dinle.. benim nikahımda olduğun sürece edebinle oturacaksın! " Söylediklerine şaşırırken hafif kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Sinirden gözlerinin içi kıpkırmızı olmuş, dişlerinin arasından yüzüme tükürür gibi yüreğimi delmeye devam etti. " Senin için Yımaz olmassa Tarık olur olabilir. Ananın yolundan gidiyor olabilirsin. Hakkınızı da yememek lazım hani, hiç aşağılarda da gözünüz yok! Annen, amcamın kırkı çıkmadan başka bir ağa arayışına girmiş sen de Yılmaz abimin derdini öğrenince mi arayışa girdin? Göğsüm hızlı aldığım nefesle inip kalkarken gözlerim akmaya başlamıştı. Ben, Tarık abi'ye ne yapmıştım da o da herkes gibi zehir kusuyordu bana. Acıyla dolmuş zaten ağlamaktan şişmiş gözlerimi öfkeli bakarak gözlerine diktim. Ölmüş anamı neye karıştıtıyordu ki şimdi. " Kendini bana layık görme, sakın ha sakın! Başka umutlara da kapılma. Sen gittiğimiz yerde benim akrabam olarak kalacaksın anladın mı? Evlenmeyi kabul ettiysen sonucuna katlanacaksın! " Sinirden elim ayağım yaprak gibi titriyordu. Her şeyi söylesin, pis desin, uğursuz desin.. ama namusuma laf demesindi. " Sen, erkek değil misin ağam? Madem benimle evlenmek zor geldi.. neye kabul ettin? Evlenmem deseydin, olmaz deseydın..!" " Ne diyorsun lan sen! " Elim yumruk olmuş gözlerine öfkeyle bakıyordum. " Hadi Yılmaz ağam kendine güvenmemişti de evlenmem dememişti .. sen neyine güvenmedin de evlenmem demedin? " " Ne sanıyorsun lan sen kendini! " Tarık ağamın sert sesi odada yankı yaparken etrafta saklanacak bir yer aradım. " Ben neyse onu dedim ağam." Bir anlık öyle bir şeyi nasıl dedim niye çıktı ağzımdan bilememiştim. Ama Tarık ağamın ölmüş anama laf etmesi gururuma dokunmuştu. Sinirle bana doğru iki adım daha atarken ellerimi önüme bağlayıp olduğum yerde büzüldüm. Sert sesi yeniden kulağıma gelince hafif kafamı kaldırdım. Sertçe kaldırdığı eliyle kendimi yüzüme inecek olan tokada hazırladım. Ben alışıktım dayak yemeye. " Demek karım olmaya bu kadar mereklısın öyle mi? " Şaşırıp gözlerim ilk kez gözlerinin içine bakarken ne olduğunu anlamadan beni arkamda duran yatağa omzumdan tek eliyle ittirdi..... ****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD