Tarık'tan Nazlı'yı arabanın arka koltuğuna koyarken Zeynep abla da geçip kafasını kucağına aldı. Yeniden nabzını kontrol edip şöför koltuğuna geçtim. Nabzı o kadar yavaştı ki duymakta zorlanıyordum. Basabildiğim kadar gaza basarken akşamdan sabaha fenalaşan kıza ne olduğu ile ilgili kendimi sorguluyordum. Bilmediğim bir hastalığı falan mı vardı acaba? Doktor olabilirim ama öyle yüzüne bakınca hastalığını anlayacak değilim ya. Ama yüzünün solgunluğu ve kısık aldığı nefes alerjik bir durum olduğunu gösteriyordu. Ama neye? Akşam peynir zeytinden başka bir şey yemediği tepsiyi mutfakta görmüştüm. "Ah kızın yüzü kireçten bile beyaz oldu Tarık bey." "Az kaldı.. az kaldı...az kaldı." diyerek biraz daha hızlı sürmeye çalıştım. Nazlı'ya bir şey olacak korkusu yüreğimi ele geçirmiş bir

