Nazlı'dan
Ölüm gerçekti, vardı ölüm. Ölmeyecek gibi yaşıyor oluşumuz kendi gafletimizden, kendi acizliğimizdendi.
Oturduğum yerde gözlerimi açmak istemiyorum. Göreceğim manzara beni korkutuyor. Dedemin acı feryadı ve ağlaması geliyordu kulağıma.
" Yılmaz, ne yaptın oğlum! "
Tüm konak halkı bir bir odaya doluşuyordu. Ayak sesleri ve acı haykırışları geliyordu kulağıma. Zümrüt hanımın acı içinde haykırışı ile kulağımdan elimi çekip gözlerimi yavaşça açtım.
"YIIIIILLLLMAAAAZZZZ!!!!"
Yılmaz abi yerde, kafası kanlar içinde. Elinde kendine kıydığı tabancası, sırt üstü, haraketsizdi. Midemden gelen safra genzimi yakarken kusmak isteyip kusamadım. Elimi yere koyup hıçkırığıma engel olamadım. Etrafıma bakmıyordum, zaman durmuştu sanki. Gözümün önünde bir can gitmişti. Hayatın acımasızlığına kapılan bir can.
Acımasız olan hayat mıydı? Yoksa insanlar mı? Zümrüt hanımın doyumsuzluğu, her zaman kendini beğenmiş bencilliği ile bir oğlu daha gitmişti. Bedenim buz kesmiş gibi oturduğum yerden kalkamıyordum. Kanım çekilmişti, tenim buz gibi kemiklerime değiyor acı veriyordu.
Etrafımda insanların acı dolu haykırışları kulağıma uğuldama gibi geliyordu. Yılmaz abi, erkekti, benim gibi aciz miydi de vurmuştu kendini? Benim söz hakkım yoktu ama o, istemiyorum dese, onu dinlerlerdi. Derdini anlatabileceği bir anası çare olacağı bir babası olmamıştı demek ki. Bazılarının iki kanadı birden kırıkken, bazılarımızın kanadı varken uçamıyordu.
" GİTTİ OĞLUM!!! GİTTİ ASLANIM GİTTİ...! "
Artık bir işe yarar mıydı çaresiz feryat figanlar?
Yavaş hareketle dedeme döndüm, yattığı hasta yatağında sessizce göz yaşı döküyordu.
" Allah'ım sıra benimdi, benim canımı alsaydın."
Dedemin isyan eder gibi konuşması kulağıma gelirken yeniden sesli bir şekilde hıçkırdım. Kendisi ölmeyi beklerken, önce kendi evladı ve gelinini toprağa vermişti. Ardından Reşat abi, şimdi de Yılmaz abinin acı ölümüyle sınıyordu Rabbim onu. Kolay değildi. Hiç kolay değildi. Acısını en iyi ben anlardım. O evlat acısı yaşamıştı ama benim kolum kanadım kopmuştu.
Bütün ev halkı Yılmaz abinin başında abileri çaresizce bağırıyordu.
" Cihat ambulansı ara! "
Artık hiç bir tedavi Yılmaz abi için bir çare olmazdı. Beyni param parça kanlar içindeydi.
Başında Zümrüt hanım çaresizce ağlayıp dövünüyordu. Keşke yaşarken görseydi evladını. Dinleyip çare olsaydı derdine.
****
3 gün sonra...
Konak genç bir adamın yasını tutuyordu. Mutfaktan çıkmıyordum. Gelen gidenler, baş sağlığı dileyenler. Ben küçüklüğümden beridir başın sağolsun sözünü sevmezdim. O, öldü senin nasıl başın sağ olurdu? Oluyordu işte. Öldüm dediğin yerden Allah yeniden kaldırıp hayata devam ettiriyordu.
Tarık abi duyduğu abisinin ölümüyle ertesi gün konağa gelmişti.
" Al kızım. Bunu Cihat abine ver. Dışarda bekliyor."
Ayşe anaya kafa sallayıp verdiği tepsiyi elime aldım. Konak'ta kadın misafir kalmamıştı ama erkekler büyük salondaydı. Üç gündür sessiz akıtıyordum göz yaşımı. Evdeki insanlar gibi insanların gözü önünde ağıt yakmıyordum. Hem onların yanına oturmaya hakkım yoktu.
Mutfaktan çıkıp merdivenlerin başında bekleyen Cihat abinin yanına çıktım. Damda Zümrüt hanım ve gelinler, onların aileleri vardı. Zümrüt hanım üç gündür doğru düzgün konuşmuyordu. Tepeden tırnağa giydiği siyah kıyafetlerle dizlerini dövüyordu.
Tepsiyi verip aşağı inecekken Zümrüt hanımın bağırmasıyla korkuyla irkilip ondan tarafa döndüm.
" SENİN YÜZÜZÜNDENN!!! UĞURSUUUZZ! OROSPU... ! "
Bir an da gelip örgü yaptığım çalarımdan tutup çekerken beni merdivenlerden sürükler gibi indirdi. Hissettiğim acı saç diplerimden içime işledi. Yine ne yapmıştım ki.
" SENİN YÜZÜNDEN... YEDİN OĞLUMUN BAŞINI... UĞURSUZUN KIZI..! "
Bir yandan hakaretlerinin ardı arkası kesilmezken saçlarımı sertçe bırakıp yüzüme yediğim tokatla yere düştüm. O hırsla gelip tekrar saçlarımı tutan kadının gözlerine kaydı gözlerim. Acı vardı, fakat o acının suçlusu ben değil, ta kendisiydi. Kendine bir suçlu bulmak kolayına geliyordu.
Tekrar yüzüme inen tokatla ellerim sertçe taş zeminle buluşurken göz yaşlarım da sel oldu. Fakat onu durduran kimse olmazdı. Daha sinirini atamamış olacak ki yerden aldığı dal parçasını hiç acımadan vurmaya başladı. Kafamı kollarımın altına alıp yerde her darbede acı içinde inleme sesim konağın avlusunu dolduruyordu. Tek duyulan benim yerde her darbede acı içinde kıvranma sesim ve Zümrüt hanımın bitmek tükenmek bilmeyen öfkesinin sesleriydi.
" OROSPUNUN KIZI... OĞLUM GİBİ SENDE ÖL UĞURSUZ!! "
Gelecek olan yeni bir dal parçasının darbesini beklerken başka bir sesin gelmesiyle kolumu kafamdan çektim.
" Dur Zümrüt hanım, ne yapıyorsun? "
Tarık ağam, Zümrüt hanımın elinden tutmuş bana vurmasını engelliyordu. Zümrüt hanım sertçe Tarık abinin elinden kurtulup ona da bağırdı.
" BIRAAK! SEN KARIŞMA...! BU ÖLMEDEN BANA RAHAT YOK! "
" Ne yaptı? Suçu ne? "
" Bunun yüzünden oğlum canına kıydı...! Bu uğursuz yüzünden kıydı canına..! "
" Senin oğlun, onun yüzünden değil, senin yüzünden, sizin bitmek tükenmek bilmeyen elalem ne der takıntılarınız yüzünden canına kıydı! "
" Ne dersin sen? Doğru konuş.. ! "
Tarık ağam benim önüme geçip Zümrüt hanıma duymak istemediği şeyler söyleyince gözlerinden çıkan ateşi görebiliyordum. Tarık abi buralardaki diğer erkekler gibi değildi. Daha küçük yaşında buraları sevmediğni istemediğini söylerdi. Ne düzenleri, ne de törelerin dediklerini yerine getirdi. Çekip gitmişti buralardan. Keşke benim de öyle bir gücüm olsaydı.
" Dediğim belli değil mi? Abim hastaydı, hasta.. evlendirip gerdeğe sokmak yerine hastanede derdini arasaydınız! "
" Senin dediğini kulağın duyar mı? İftira etmeyesin ölmüş oğluma! "
" SEN, NE DERSİN..? ÖLMÜŞ ABİNİN ARDINDAN KONUŞMAYA UTANMIYOR MUSUN? "
Cemal ağanın sert sesi gelirken zemine titretir gibi serrçe basıyordu. Yanımaza gelip Tarık abi'ye tokat vurdu.
" Sizin doğruyu duymaya cesaretiniz yok baba!!"
" EDEBİNİ BİL TARIK! KARŞINDAKİLER ANAN, ATANDIR!!! "
" Bu orospunun kızını korur bana! "
Yerde, Tarık abinin bedenin arkasında kalmıştım. Yeniden Cemal ağanın sert sesi konağın avulusun da yankılanırken boynuma çoktan urganı geçirip tabureye tekme atmışlardı.
" Eyi eyi koruyacak elbet.. abisinin sözlüsüydü.. şimdi Tarık, emanetini nikahına alacak."