Akşam 6'ya kadar Sunay teyzenin önünde oturdum. Bazen taradı, bazen yorulup bıraktı. O bırakınca ben onun saçlarını taradım. Çok bakımsızdı. Mercan hala yemek hazırlarken zeytinyağı sordum, olduğunu söyleyince avucuma azıcık alıp Sunay teyzenin saçlarına sürdüm. Daha kolay tarandı en azından. Sonra güzelce topladım. Kutay ikimizi hem sert, hem duygusal bakışlarla izliyordu. Bir süre sonra kadın uyuyakaldı. Mercan hala kemoterapi aldığı için çabuk uyuduğunu söyledi. Önüme dökülen bir sürü saçı Kutay'a belli etmeden toplayıp attım. İlaçtan dolayı dökülüyordu. Görüp üzülmesini istemedim. O uyuyunca, "Bahçeye çıkalım mı?" teklifi geldi Kutay reisten. Montlarımızı giyip çıktık. Arka bahçede küçük bir çardak vardı. İkimizde çardağa oturmak yerine kurumuş çimenlerin üstüne oturduk. Hafiften ya

