Babamla dedem karşımdaki koltukta otururken ayakta durup ikisini de izliyordum. Oturmak istemiyordum. Bu konuşmanın bir an önce bitmesini, ardından da İstanbul’a giden ilk yola düşmeyi istiyordum. Demhat hemen karşılarına geçmiş sessizliğe gömülmüştü. “Xezal, otur şuraya kızım.” Burnumdan soluyarak babama baktım. Bakışlarıyla beni uyardığında daha fazla uzatmadan karşılarına geçip oturdum ama bedenim kadar içim de hâlâ ayaktaydı. “İlk gün bu evliliği kabul ettin Xezal!” dedi dedem, sesi sertti. “Şimdi sakın vazgeçtim deyip de bizi onlarla yüz göz etme!” Ağzım bir an açık kaldı. Ardından öfke boğazıma düğümlendi. “Millete madara etme!” “Dede,” dedim, gözlerimin içi yanarken. “İlk gün kabul ettim ve nişanlandım.” Elimi kaldırıp parmağımdaki yüzüğü gösterdim. “Ama bunu kabul ettim diye

