3. Bölüm

2245 Words
Ormandaydım. Etrafa baktım her taraf aynıydı gazeller ve kuru ağaçlar. Ağacımın önüne oturdum. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Hışırtı duydum önce. Babamdı sanırım. "Baba?" Ses yok. "Sen misin?" Yine ses yok. Gözlerimi kapatıp sesin nereden geldiğini dinledim. Burnumun dibinde.. birisi vardı. Hissediyordum. Hemen gözümü açtım ama yine aynı şey kimse yoktu. Hızla ayağa kalktım. "Dalga mı geçiyorsun benimle!?" Hışırtı. "Korkak mısın? Çıksana karşıma" Arkamdaydı. "Korkak mı?" Alayla güldü. Sesin sahibine baktım. Erkek sesiydi, bu sefer kaçmamıştı. "Karşıma çıkmaktan korkan sensin, benden kaçan. Neden saklıyosun yüzünü korkuyor musun?" Gülme sırası bendeydi. Üzerime doğru yürümeye başladı. "Korkaklık senin gibi zavallı insanlara göredir küçük hanım. Benim yüzümü gören bir daha yaşamıyor, bence bu senin yararına." Onu umursamayıp kapşonuna elimi uzattım. Alarm'ın sesiyle gözlerimi araladım. Kahretsin şimdi sırasımıydı. Rüyamın en heyecanlı yerinde kalmıştık. Kakıp hazırlandım ve hızla ormanın yolunu tuttum. Ormanda babama seslendim ama bugün cevap vermiyordu. Moralimi bozmayıp eve geri döndüm. Servisten inerken Arel'in arabasına yaslanıp beni beklediğini gördüm. Yanıma doğru geldi. "Günaydın" dedi en sevecen sesini takınarak. "Günaydın." "Dün mesajıma cevap vermedin. Bir şey mi oldu diye merak ettim. İyi misin?" Ah tabi ya. Cevap vermeyi unutmuşum. "Ah şey ben dün kendimi kaptırmışım. Unuttum mesaj atmayı sana. Kusura bakma" "Neye kaptırdın?" "İşe" "Ne işi?" "Boşver. Gideyim ben ders başlar şimdi." Tam gidecekken kolumdan tuttu. Bütün okul bizi izliyodu. "Şey aslında dersi ekip bir şeyler yaparız diye düşünmüştüm. Sende istersen tabi." aslında çok iyi olurdu ama devamsızlıklar alıp başını fizana gitmişti. "Devamsızlık hakkım doldu Arel. Hafta sonu olsa?" Sırıttı. Dişleri çok güzeldi. Hatta sadece dişleri değil saçları gözleri dudakları. Yakışıklıydı kısacası, kaslıydı da. "Ben hallederim devamsızlık işini." "Ne? Nasıl?" Bana göz kırpıp telefonundan birisini aradı. "Serdar, Arya Karaca 11/C. Devamsızlıklarını sildir sana zahmet." Telefonu suratına kapattı. Elimden tutup beni arabaya götürdü. Şuan bütün okul durup bizi izliyodu, ellerinde bir çekirdek yoktu. Arel ne düşündüğümü anlamış gibi kornaya bastı. Herkes yoluna devam etti. "Şey dalmışım ben kusura bakma" Gözlerine baktım. Onaylarcasına kafa salladım. Arabayı deniz kenarında bir restorana park etmiştik. Arabadan inip yanıma geldi, birlikte içeri geçtik. "Hoşgeldiniz Arel bey. Buyrun masanız hazır. Birlikte üst katlardaki locaya geçtik. Kahvaltı masası hazırdı. "Ne seversin bilemedim her şeyi hazırlattım." "2 senedir ne sevip sevmediğimi öğrenmemen garip." "Yani biliyorum aslında ama okulda kahvaltı etmiyosun. Enes ve Gül senin hakkında hiç bilgi vermiyo zaten" Gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Bu kadar ileri gitmemişsindir." Burukça güldü. "Kalbimde çok büyük bir yere sahipsin Arya. Sana ulaşamamak beni günden güne çıldırtıyodu. Hakkında nerdeyse her şeyi biliyorum." "Keşke bana dolaylı yollardan değilde direk gelip ulaşsaydın. En azından arkadaş olabilirdik." Yüzü düştü anında. "Ben seninle arkadaş olmak istemiyorum ki. Seninle olmak elini tutmak istiyorum, sana her baktığımda hissettiğim gibi seninde bana karşı aynı şeyleri hissetmeni istiyorum." Olay çok duygusala bağlıyordu. Konu değiştir Arya kullan o beynini. "Neymiş benim sevdiğim ve sevmediğim şeyler?" Güldü. "Mesela fasulye sevmezsin, yumurtada sevmezsin, kivi ve erikde sevmezsin. Sonra uğurlu tişörtün şu mavi üzerinde fransızca yazı yazan tişörtün. En sevdiğin renk mavi mesela, basketbolu seviyosun, izlemeyi daha çok seviyosun o ayrı..." Arel o kadar anlattı ki ben kopmuştum artık. Karşımda o kadar mutluydu ki, bu an bitmesin istiyordu. O an karar verdim ona bir şans verecektim. Sevgili olmicaktık deneyecektik sadece. Sahile geçip banklara oturduk. Nasıl başlamalıydım, ya da onun başlatmasını beklemeliydim. "Hava çok güzel" "Sana şans vereceğim" dedim dan diye Bana döndü. Sırıtıyordu. Sarıldı sıkıca. "Merak etme o şansı çok güzel kullanıcam. Seni asla üzmicem merak etme. Pişman olmicaksın" Bende ona sarıldım ama iyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyordum. Akışına bırakıcaktım. 1 hafta sonra... "Şaka mı bu ya nasıl partiyi iptal ettirir bu çocuk." Gül'ün sabahtan beri çemkirmelerini dinliyodum. Mutfağa inip su içtim. Gül hala bir şeyler geveliyodu ama duymuyordum artık. Bu hafta sonu okulda parti vardı, bu yüzden okul çıkışı Gülle beraber kıyafet bakmaya gittik. Arel ve arkadaşlarıda bizimleydi. Gül'ün flörtü de Arel'in yakın arkadaşıydı zaten. Onlar kendilerine kıyafet bakarken bende mini dekolteli bir elbise denemiştim. Gül ve görevli kadın çok beğendi ama Arel olmaz diye çıkıştı. Gülle orda bir güzel tartıştılar araya Gülün flörtü girince Gül inat edip ikimize mini dekolteli elbise aldı. Son durumda Arel partiyi iptal ettirdi. Şu bir haftada beni çok darlamıştı. Sanırım yanlış bir karar vermiştim. Hava kararıyodu annem Aysun teyze ve Enesi de alıp alışverişe gitmişti. Gül'ün dırdırından kurtulmak için dışarı attım kendimi. Karşı komşu yılışıkla oynuyordu bana bakıp el salladı. Hafta sonu acil işleri çıktığı için gidememiştik hoşgeldine. Benimde işime geliyordu zaten. Montumun önünü kapatıp ormana doğru ilerledim. İçimde kötü bir his vardı. İyi düşün iyi olsun Arya sakin ol. Su birikintilerine basa basa yürüyordum, ne de olsa çizmelerim vardı. Orman sanki bugün daha bir karanlık ve korkutucuydu, tellerden geçip yürümeye başladım. Arkamdan hızla birisi geçti. Domuz olabilir miydi ki, ya da geyik, çita, kurt.. saçmalama Arya yabani hayvan yok bu ormanda. Etrafa bakıyordum ama bu sefer birisi bana omuz attı. "Hey! Sende kimsin?" Bu sefer ağacın tepesinden çatırdama sesi geldi. Kafamı yukarıya çecirdim ama kimse yoktu. "Dalga mı geçiyorsun?" Babam değildi, babam beni korkutmazdı. Yürümeye devam ettim. Hala sesler geliyodu ama umursamadım. Ağacımın önüne gelip oturdum. 'Git burdan' Ne! Bu ses nereden geliyodu? Etrafıma baktım ama kimse yoktu. 'Dediğimi yap küçük hanım' Ses beynimin içinden geliyodu, ama iç sesim değildi erkek sesiydi bu. Sesi bana tanıdık geliyodu. "Gitmiyorum" 'Ölmek mi istiyosun?' "Kimsin sen?" 'Dediğimi yap hemen geliyolar' "Kim geliyor?" 'Avcılar' "Sen neredesin?" Konuşmadı. "Kimsin sen?" Yine konuşmadı. "Kim olduğunu ve nerede olduğunu öğrenmeden gitmiyorum burdan." Uzaktan sesler geliyodu. Kalabalık bir grup sesi. Ayağa kalktım ama gitmiyecektim. Ağaca tırmanmaya başladım. Lütfen canım ağacım kırılma aramızda bunca senelik münasebet var. Lütfen kırılma. Sanırım ağacım bana ihanet etti ve kırıldı. Tam gözlerimi kapatıp düşmeyi beklerken bir el belimi tutuyodu. Ama bu kadar kısa sürede belimden nasıl yakalamıştı? Oysa ağaçta tek başımaydım. Diğer eli bağırmamam için ağzımdaydı. Gözlerimi açıp beni tutan kişiye baktım. Bu rüyamdaki kapşonluydu. Beni belimden kavrayıp ağacı tırmanmaya başladı sağlam bir yere gelincede beni ağaca yaslayıp ağzımı daha sıkı kapattı. "Sessiz ol duyucaklar bizi" Bu ses beynimdeki sese aitti, ayrıca rüyamdaki sesle aynıydı. Kafa salladım sadece. Elini ağzımdan çekti. "Sen benimle konuştun beynimin içinden. Rüyamdaki çocuksun sen. Adın ne?" Gözlerini görüyodum sadece. "Sessiz ol ne demek" dedi sertçe "Kimsin sen?" Bu sefer ağzımı daha sıkı kapattı. Elimi şapkasını açmak için kaldırdığımda iki elimide sıkıca tutup arkamda birleştirdi. Arkasına doğru bakıyordu ama kimse yoktu. Boğuk boğuk konuşmaya başladım. "Komson son?" Ölümcül bakışlarını bana yöneltti. Ağacımın gövdesine biraz daha sindim. Sesler bize yaklaşıyodu. Sanırım avcılar geliyodu ama bizi burda rahatlıkla bulabilirlerdi. Adamların elinde çok garip silahlar vardı. Gözlerimi biraz daha kıstım. Kahretsin görmüşlerdi bizi. Telaşla kurtarıcıma baktım. Gülümsüyordu sanırım. Bizi hayvan mı sanmışlardı ki? İnsan vurmazlardı heralde. Neden bağırmıyorduk. "Gözlerini kapat" Konuşmama fırsat kalmadan kafamı göğsüne bastırdı. Birden aşağı atladık. Boğuk boğuk çığlık atıyordum. Allahım buraya kadar mıydı yani annemi koru Allahım lütfen. Senden tek isteğim bu. Gözlelerimi daha sıkı yumup kemiklerimin kırılma sesini bekledim ama.. bir dakika. Hayattaydım hala. Çoktan düşmiş olmamız lazımdı. Gözlerimi açıp kafamı kaldırmaya çalıştım ama izin vermedi. Midem bulanmıştı sanki biraz, başımda dönüyodu. Sarsılmıyodum oysa. Ellerim kurtarıcımın göğsündeydi. Bir saniye.. bu göğüs değildi. Çünkü göğüs demek haksızlık olurdu. Düzelteyim.. ellerim kas yığınının üzerindeydi. Off Arya sen iflah olmaz bir aptalsın şu halde düşündüğün şeylere bak. Kafamı iki yana salladım. "Çok konuşuyosun. İnsen mi artık." Ne ara durmuştuk. Sanırım ağaçtaki konuşmamdan bahsediyordu. Etrafa baktım, burası benim evimin arka tarafındaki göldü. Nerden biliyodu ki burayı? Sanırım tesadüftü. "Sorularımı yanıtlamadın hala?" Beni kucağından indirdi. "Yanıt falan yok. Gir evine" Tesadüf değildi. Biliyordu. "Nerden biliyosun benim evim olduğunu? Ayrıca nasıl geldik biz buraya? Kimsin sen? Nerden tanı..." Arkasını dönüp gidecekken kolundan yakaladım. "Tamam.. sadece kahve içsek. Sende biraz aydınlatsan beni olmaz mı?" Gözlerime baktı. Gözleri simsiyahtı. "Yarın sabah ormana gel." Kafa salladım. Ormana doğru yürğyüp gözden kayboldu. Arkasındaki beni binlerce soruyla başbaşa bıraktı. Hava çoktan kararmıştı. Annem kesicekti beni. Hızla eve koşup kapıyı çaldım. "Nerdesin kızım sen arıyorum açmıyosun telefonlarımı!" Yargı makinesi açılmıştı. "Arel'le birlikteydik. Çok uykum var uyumaya gidiyorum ben. Sabah anlatırım." Annem arkamdan söyleniyodu ama hemen kendimi suyun altına attım. Kimdi o gizemli çocuk? Nasıl yapmıştı bunca şeyi? Ya o avcılar, ormanda hayvan olmadığına eminim. Ne arıyolardı? Sanırım bu cevaplara yarın ulaşıcaktım. Pijamalarımı giyip yorganın altına girdim. Sabah alarm çalmadan hızlıca hazırlanıp evden çıktım. Adeta uçarak ormana gittim. Etrafa baktım ama kimse yoktu. "Nerdesin?" "Arkanda" panikle arkama döndüm. Yüzü hala kapalıydı. Onunda oturması için naylon getirmiştim. Yere serip oturmasını bekledim ama o beni kucağına alıp ağaca çıkardı. Dün beni yasladığı dala oturduk. Konuşması için bekliyodum ama konuşmuyordu. "Seni dinliyorum." "Bu ormanda yaşıyorum. Bu yüzden çok atletiğim, dün ki o avcılar insan avlıyor. Organ mafyası gibi düşün. Bu ormana insanların girmesi bu yüzden yasak. Seninle beyninin içinden konuşmadım, yukardan konuştuğum için sen öyle sandın. Evini nerden biliyorum meselesine gelirsekte ben bu şehirdeki herkesin evini biliyorum. Şimdi seni aydınlattıysam gidiyorum." Telaşla elini tuttum. "Hayır, yalan söylüyosun." Alayla güldü. "Bu senin sorunun." "Adın ne?" "Seni ilgilendirmez." "Peki dün nasıl yakaladın beni? Ağaçta kimse yoktu." Sıkıntılı bir nefes verdi. "Görmedin beni" Ayağa kalktı. Bende kalktım. Tam gidicekken tekrar elini tutmaya çalışıyodum ama dengemi kaybedip düştüm. Bu sefer gerçekten düşüyordum. Yere çakılmama 1 metre kala aşağı zıplayıp yakaladı beni. Bu sefer net bir şekilde görmüştüm. Atletik olmasıyla ilgili değildi. Beni yavaşça yere bırakıp birden ortadan kayboldu. Koşmaya başladım. Evim burada demişti, daha hızlı koştum ama etrafta ne bir ev ne de birisi vardı. "Kaç bakalım" Okul yine çok sıkıcıydı. Bütün gün Arel'den kaçtım. Okul çıkışında nasıl kaçıcaktım acaba. Sanırım erkenden çıkabilirdim. Dersin bitmesine 2 ders vardı ama çantamı alıp çıktım okuldan. Kahretsin.. beni bekliyodu arabasıyla. Yanıma geldi. "Kaçan kovalanır mı oynuyoruz. Yeni fantazin bu mu?" Anlamayarak ona baktım. Ne alakası vardı fantaziyle. "Hayır ne alaka" Sırıtıp yanıma geldi. "Seni çok özledim." Belime sarıldı. Sarılışı biraz ileriye gidiyoduki ondan ayrıldım. "Özlem giderdiğine göre gidiyim ben artık." "Olmaz, seni bir yere götürücem." Ne kadar hayır desemde arabaya bindirdi beni. Sanırım kurtulamiyacaktım bu durumda. "Partiyi neden iptal ettirdin?" Bana döndü, kaşları çatıktı. "O elbiseyle seni kimsenin görmesine izin vermezdim." "Peki sordun mu bana o elbiseyimi giyiceksin diye. Gül'ün gazına gelip neler yapıyosun Arel!" Sesim biraz yüksek çıkmıştı. Tartışmak için bahane aramıyodum. Arel'in yüzünden okuldaki kızın doğum günü partisi iptal olmuştu. Allah bilir ne kadar üzülmüştü. "Gül ne yapar eder giydirirdi sana o elbiseyi. Sürtük gibi dolaşmana izin veremezdim." Bu sefer gerçekten kan beynime sıçramıştı. "Ne saçmalıyosun sen ya! Sanane benim ne giyip giymiyeceğimden. Laflarına dikkat et." Arel pişman olmuştu. Elimi tutmaya çalıştı ama izin vermedim. "Özür dilerim Arya. Kendimi kaybettim bir an. Söz telafi edicem hatamı daha güzel bir doğum günü ayarlicam kız için." Sinirle önüme döndüm. Yarım saat sonra büyük bir bara gelmiştik. Sanırım Arel'in babasına aitti. Arel elimi tutmak istedi ama izin vermiyodum. Kulağıma eğildi. "Güzelim bir sürü yavşağın içinde senin gibi güzel birisini boşta görmeleri hoşuma gitmeyebilir." Onu itip tek başıma bara girdim. Arel sinirlenmişti. Herkes bana bakıyodu, sandalyeye oturup beklemeye başladım. Arel bileğimden tutup beni ilerdeki kapıya götürdü. Kapının arkasındaki merdivenleri tırmanıp büyük bir odaya girdik. Daire de denebilirdi aslında. Geniş ve ferahtı, kırmızı tonlarındaydı. "Ne yapmaya çalılıyosun Arya!" Ellerini yumruk yapmıştı. "Sırf o yavşakların bana bakmaması için elimi tutmana gerek yok Arel. Senin için geldim buraya başka yavşakların yanına gitmek için değil!" "Başka yavşakların dikkatini çekmek için bence!" Yeter artık. Sağ elimle yüzüne güçlü bir tokat attım. "Sözlerine dikkat et Arel. 1 haftadır neden senden kaçıyorum düşündün mü hiç!" Arel kaşlarını çattı. Üzerime yürüyodu. Konuşmadı. "Çünkü şu 1 haftada o kadar darladın ki beni. Düzelir dedim hatasının farkına varır dedim ama çığrından çıktı!." Beni duvara yasladı. Ellerini iki yanıma yerleştirdi. Hiçbir şey söylemiyordu. "Sürekli beni kısıtlamaya çalışıyosun. Beni diğer kızlarla karıştırıyosun!" Arel beni duymuyodu sanki. Burnunu boynuma değdirdi. "N- napıyosun" Sesim titremişti. Boynuma minik öpücükler kondurmaya başladı. Sağ elini belime yerleştirdi. "Arel kendine gel" Korkuyodum. Taciz mi ediyodu yani beni. Hayır yapmazdı seviyodu beni. Seven insan sevdiğine kıyamazdı. Eli belimden aşağı indi. Öpücükleri boynumdan kulağıma doğru yol aldı. "Sen benimsin" Vücudum kaskatı kesildi. Hayır yapmazdı. Arya bir şeyler yap it onu. Hareket et! Kahretsin.. şoka girmiştim. Bluzumun düğmelerini çözdü, saçlarımı geriye itti. "Çok güzel kokuyosun. Bu koku sadece bana ait olmalı." Bluzumu tek çırpıda çıkardı. Sadece eteğim ve sütyenim kalmıştı. Onu itemiyodum bile. Sadece ağlıyodum. Gözyaşlarımı sildi ve eli sütyenimin kopçasına gitti. Telefonum çalıyodu. Aniden kendime geldim ve Arel'i itmeye çalıştım. "BIRAK!" Ellerimi yakalayıp duvara sabitledi. "Yeni yeni fantaziler çıkarıyosun başıma" Bacağımı kasıklarına geçirdim. Beni bırakıp eğildi. Hızla bluzumu alıp giydim. Telefonumu alıp hızla geldiğim yönden geri gittim. Kapının önündeki yavşaklar bana bakıyodu. Hızlıca ana yola çıktım ama çok ıssızdı. Ormana yakındı biraz hızlı yürürsem 5 dakikaya ormanda olurdum. Arkamdan birileri geliyodu, hızımı arttırdım. Hadi Arya dayan 2 dakikaya ormandasın. "Pişt güzellik!" Bar'ın önündeki yavşaklardı. Daha hızlı yürü Arya. Midem bulanıyodu, sanırım korkudandı. "Ama küçük hanım nereye kaçıyosun böyle" Bileğimden tutup beni kendine çekti. "BIRAK!" Gözyaşlarım benden bağımsız süzülüyodu. Diğer adam kollarımdan tutuyodu, diğeride pis pis sırıtıyodu. "Ormanın ordaki boş yere geçelim. Arel bile baş edememiş baksana rahat durmaz bu" Direniyodum ama boşunaydı. Kendimi nasıl bir belaya sürüklemiştim böyle. Ağlamam şiddetlendi. Çok aciz bir durumdaydım kendimden nefret ediyodum. Ormandaki boş araziye gelince beni yere fırlattılar. Dizlerim kanıyodu. Allahım lütfen yardım et. "Arel görmemiştir umarım. Hakan yavşağı söylemez ama Burak piçi söyler" "Boşversene oğlum Arel'den önce biz bakalım şunun tadına" Adamlar aniden yere düştü, ama etrafta kimse yoktu. Adamlar ne olduğunu anlamadan etrafa bakıyolardı. "Noluyo lan!" "Hayvan mıydı o geçen" O mu gelmişti. Kurtarıcı meleğim. "Ayıp oluyo beyler hayvan falan." Onun sesiydi. "Nerdesin lan çık ortaya." "Burdayım zaten" İkisi birden arkasını döndü. Kurtarıcı meleğim onları öldüresiye dövdü. İnşallah ölmüşlerdir diye dua ediyodum içimden. Hala ağlıyodum. Bana doğru yaklaştı. "İyi misin?" Kafamı iki yana salladım. Beni kucağına aldı. Kafamı göğsüne yasladım. Canım yanıyodu, uyursam geçerdi belki. Gözlerimi kapattım ve sonrası yoktu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD