"Ay duydun mu kız Saniyenin oğlan evleniyormuş."
"Hadi be kimmiş kız belli mi?"
"Bilmem doktor diyorlar."
"Yok artık onun o suratsız oğlunu doktor kız ne yapsın."
"Öyle deme kız kör satıcının şaşı alıcısı olurmuş."
"Doğru dedin vallahi benim gül gibi kızımı beğenmedi. Neymiş efendim çok çenebazmış senin suratsız oğluna benim kızım çok bile ha hahayyytt." diye iki komşu hasetlerinden çatlamışlardı. Saniye hanım ahretliğine sevincini paylaşmış kadıncağızda kardeşi gibi gördüğü kadının sevincine ortak olmuştu. O sırada yanlarında onları dinleyen sinsi Süheyla olayı mahalleye bir güzel yaymıştı. Kadriye kızı Zuhal'i beğenmeyen kadına gününü gösterme peşinde kendince intikam planları yapıyordu. Kızını sıkı sıkı tembihlemiş Ahmet ve o doktor denen kız gelince ne maharetleri varsa döktürüp onlara gitmesini söyleyip duruyordu. Zuhal mahallenin en güzel kızıydı Allah var huyu suyu da iyiydi de işte anası olacak cadaloz yüzünden bazen kantarın topuzunu kaçırıyordu. Sen yaparsın sen edersin deyip kızını dürte dürte kızı yoldan çıkarmış hanım hanımcık kız sonunda anası gibi azgın çenesi düşük haset birine dönüşmüştü. Yıllar önce Ahmet ile kısa bir gönül meselesi vardı ama mahallenin serserisi Aykut'a kanıp Ahmet'e yanlış yapmış ve ayrılmışlardı. Ahmet ne zaman izne gelse gözüne bakardı ama Ahmet bir kez olsun başını Zuhal'e çevirmemişti. Bu duruma da içinden sinirlenen Zuhal hele yanında birini göreyim dünyayı başına yıkacağım diyerek kinleniyordu.
"Canım hazır mısın?"
"Evet Ahmet'cim hazırım çantamı da aldım mı tamamdır." kapılar kilitlendi Ahmet elinde iki valizle merdivenleri indi. Ardı sıra heyecanla inen Rüya da kapıda bekleyen Ali'nin arabasına bindi. Kısa sürede havaalanına geldiler ve Ali komutanı ve yengesini yolculadı.
"Ahmet"
"Canım."
"Geçen sefer korku içinde yola çıkmıştım ve yanımda sen vardın. Şimdiyse heyecanla yola çıkıyorum ve yanımda yine sen varsın. Ama bu kez sevgilim olarak."
"Haklısın seninle yolculuk yapmayı çok sevmiştim inşallah yine nasip olur demiştim Allah sesimi duydu."
"Gerçekten mi benim için mi dua ettin benimle olmak için?"
"Evet Rüyam seninle yeniden yollarım kesişsin diye."
"Canımsınn."
"Sende benim." Hosteslerin getirdiği yiyecek ve içecekler derken 2 saate yakın yolculuk bitmiş ve Adnan Menderes Havaalanına indiler. Ahmet'in babası onları bekliyordu annesi ise evde hazırlıklarını tamamlıyordu. Evlerine ilk kez gelecek gelin kızı için türlü türlü yemekler tatlılar yapmış ve masayı donatmıştı. Kızı gibi gördüğü Rüya için özel nevresim takımları alıp misafir odasını hazırlamıştı. Hatta bir iki gün bile olsa kısaca memleketini gezdirip gösterecekti.
Kapılar açıldığında ellerinde valizle karşıda kendisini bekleyen babasına doğru adımladı Ahmet.
"Babam."
"Hoş geldiniz oğlum."
"Hoşbulduk."
"Hoş bulduk efendim."
"Ne efendisi kızım yabancı mıyız?" deyip güldü. Rüya biraz utanıp Ahmet'in ardına kaydı şuan en güvenli yer ya sevdiğinin kolları arasında olmak yada arkasına saklanmaktı. Şimdi kollarına sığınamayacağından mecbur ardına saklandı.
"Hadi buyurun bakalım annen meraklanmasın hemen gidelim."
"Tamam babam deyip sarmaş dolaş olup yola koyuldular.Bir saate yakın süren yolculuk ile Rüya etrafına baktı ve
"Nereye gidiyoruz ?"dedi.
"Biz Aydın'lı olsakta merkezde oturmuyoruz. Merkeze bağlı bir köydeyiz. Az sonra varırız." deyip sevdiğini rahatlattı.
Rüya neresi diye bakarken araba sağdan bir yola girip ışıkların çoğaldığı bir yere doğru sürdü.Yeşilliğin geceye rağmen belli olduğu ağaçlıkların arasından bahçeli bir evin önünde durdular. Arabada etrafına bakan Rüya kapısının açılmasıyla aşağıya indi. Tam o sırada evin demir kapısı açıldı.
"Oyyy kimler gelmiş hoş gelmiş yavrularım" diye elleri iki yanda Saniye hanım göründü. Önce aslan parçasını sarıp sarmaladı sonrada Rüyaya yaklaşıp
"Hoş geldin güzel kızım " deyip sıkı sıkı sarılıp öptü. Rüya bu karşılamaya hem şaşırmış hemde çok memnun kalmıştı.Sanki yıllardır tanışıklık var gibi sarmaş dolaş eve girildi. Sıcacık sobanın ısıttığı büyük salonda kenardaki masanın üzerindeki yemeklerin kokusu odayı boyamıştı. Rüya sabah beri heyecandan doğru dürüst bir şey yiyememişti. Karnı açtı ama gelir gelmez bir şey de diyemiyordu.
"Ben bir ellerimi yıkasam olur mu?" diye ellerini gösterdi. Meslekten kalma bir alışkanlıktı. Sürekli ellerini yıkıyordu.
"Tabii kızım gel ben göstereyim" deyip Rüyanın koluna girip salondan koridora geçtiler az ilerde soldaki lavabo ve yer tuvaletinin olduğu yere doğru gidip
"Buyur kızım yer tuvaleti de var. İstersen asri tuvaletimizde var banyoda şurası." diye gösterip yanından ayrıldı. Rüya kayınvalidesi olacak kadının şekerliği karşısında ne diyeceğini bilemedi. Ev köyde olmasına rağmen çok derli topluydu. Üstelik her şey yerli yerinde ter temizdi. Belli ki kayınvalidesi düzen seviyordu. Ahmet'in neden böyle bir adam olduğunu da anladı.Evinde fazladan hiç bir şey bulunmuyordu. Kısaca bulunduğu yeri inceleyip ellerini yıkadı ve geri salona geçti.
"Gel kızım sular soğuktur ellerini ısıt." diye sobaya doğru kendini yönlendiren kayınvalidesine bakıp gülümsedi. Saniye hanım elindeki çorba dolu tencereyi masadaki nihaleye bırakıp
"Hadi gelin sofrada devam ederiz yoldan geldiniz acıkmışsınızdır. "dedi. Rüya bu kadına bayılmıştı. Kesinlikle halden anlayan biriydi. Masadaki ekmekleri dağıtıp kayınvalidesinin doldurduğu kaseleri ikram etti ve kendi kasesini alıp mis gibi kokan tarhanaya kaşığını batırdı. Annesi de alırdı ama böyle kokmazdı.
"Şey bu tarhana değil mi?"
"Evet kızım sever misin?"
"Evet efendim çok severim."
"AA aşkolsun kızım ne efendimi hadi anne diyemezsin anlarım da Saniye teyze de bari." deyip güldü.
"Şey kusuruma bakmayın."
"Kusur olur mu hiç isterim ki sen olmayan kızım ol. "diye içinden geçenleri paylaştı Saniye hanım.
"Teşekkür ederim. Bu arada elinize sağlık tarhana çok güzel olmuş. Annem alıyor ama böyle kokmuyor galiba bizimki farklı bir tarhana." dedi. Saniye hanım kendi elleriyle yaptığı tarhanayı beğenen gelin kızıyla mutlu oldu.
"Ben kendim yaparım kızım size de yaparım aklın kalmasın ağız tadıyla yersiniz." diyerek yemeklerini yediler. Saniye hanım bak bu bak şu derken her şeyin tadına baktırmış Rüya hepsine ayrı ayrı bayılmıştı.
"Bak güzel kızım buna dönderme diyoruz ısırgan otu buralarda dalgan derler elini bir daladı mı of of yakar durur." dedi.
"Hım ben bilmiyorum ama tadı aroması güzelmiş."
"Ben sana öğretirim şifa bu şifa bak buda otlu çörek sosyetikler gözleme diyorlar. Bildiğin saç çöreği işte saçta yaptım içinde bir sürü ot var."
"Hım ben pek otlu şeyleri yeme aslında ama bunun tadı çok güzel olmuş." diyerek bir parça daha aldı . Öyle lezzetliydi ki mis gibi zeytinyağı kokuyordu.
"Bak kızım bizim buralar cennet gibidir . İnciri üzümü zeytini kestanesi ne ararsan var.Çok şükür rahmetlik kaynanam kayınbabam ben anne derim ama sen anla diye öyle dedim onların sayesinde bizimde yiyecek kadar tarla tapanımız var. Kendi yağımızla kavrulup gidiyoruz işte." dedi. Ahmet annesi ve Rüyanın sohbetine aşkla bakıyordu. Babasının dikkatini çekince dizine diziyle vurdu.
"Anan kendine bir kız buldu oğlum hayırlı olsun. Sanırım seninle de paylaşamayacak." dedi. Ahmet güldü.
"Çok mutlu olurum baba gelin kaynana kavgası edeceklerine yeter ki ana kız olsunlar " dedi. Haklıydı kim evlense ille bir sorun oluyordu . Yok senin ana benim babam diye bir türlü gençler rahat edemiyorlardı. Ahmette sağdan soldan görüp bunca yıl bundan uzak durmuştu ya. Demek ki Allah kaderine Rüyası gibi gönlü de yüzü de güzelini nasip etmişti.
"Güzel kızım bundan da ye ben yazın kendim yapıyorum bunu patlıcan kurusu kışın dolması pek güzel olur kokulu kokulu." diye kuru patlıcan biber kabak dolmalarını tabağına koydu. Rüya zaten yemek yemeyi severdi birde böyle maharetli eli lezzetli bir kayınvalideyle nasıl olacaktı?
"Elinize sağlık her şey çok lezzetli hangisini yiyeceğimi şaşırdım. Maşallah her şeyinizi kendiniz hazırlıyorsunuz demek."
"Ne yapayım kızım bir köroğlu ayvazız şurada. Rabbim sapolsun nasibimizi topraktan veriyor. Almasak günah kendi ihtiyacımızı hazırlayıp kışa saklıyoruz. Fazlasını da eşe dosta yolluyoruz. Daha bitiremezsek satıyoruz. " dedi. Rüya içi dışı bir bu kadını yerdi. Öyle candandı ki içine sokuveresi geliyordu.
"Kızım sen bakma bizim hatuna seni pek sevdi de çenesi açıldı. Sen canın ne isterse ondan ye alışık değilsen sebzeye başka şey hazırlayalım." diye belirtince Rüya hemen lafa atladı.
"Lütfen yanlış anladınız sebze yemiyorum dedim ama böyle lezzetli olarak yememiştim. Benim bildiği taze fasulye bamya falan ısırgan otlu gözleme falan denememiştim. Ama dürüst olayım bundan sonra hep yemek isterim . Tek sorun bu kadar güzelini nereden bulacağım?"
"Oyy kurban olurum sana güzel kızım ben yapar yollarım sen merak etme sen yeter ki beğen iste benden ben dünyaları ayağınıza sererim." dedi. Rüya anlamıştı ki bu insanlar gerçekten iyi yürekli dürüst insanlardı. İşte hayatın kendi için hazırladığı güzel sürpriz buydu. Ahmet'e bakıp gülümsedi. Anne babası görmeden seni seviyorum diye dudaklarını oynatınca Ahmetin yüreğinden ılık ılık bir şeyler aktı. Ailesinin candanlığını yanlış anlamamış aksine keyif almıştı Ahmet daha ne isterdi ki? Yemekler yenmi çayın yanına revani ve kalbura bastı gelmişti. Rüya herhalde 100 kilo olucam deyip pantolonunun düğmesini açtı karnı şişmişti. Doysa da kendini yemekten alamıyordu.Çaylar içilince Saniye hanım elinde koca bir tepsiyle içeri girdi. Tepsinin üstünde yok yoktu.
"Bu nedir?"diye sordu Rüya çünkü daha önce böyle bir tepsi görmemişti.
"İlaki kızım meyve yiyeceğiz ya meyve sinisi" dedi Saniye hanım. Rüya gözlerini açıp
"Ama bir sürü şey koymuşsunuz" diye mırıldanınca.
"Güzel kızım bizim buralarda meyve tabağı olmaz . Sadece meyve de yenmez. Bak darı patlattım kendi cevizimizden susamımızdan koydun sabah kavurduydum. Yeni yağdanda koydum bak bu bizim bahçenin inciri deyip inciri ikiye ayırdı. Arasına iki parça ceviz koyup Rüyaya uzattı.
"Bu birinci yeme şekli birde böylesi var du bakem" deyip yine bir tane inciri ikiye ayırıp zeytinyağı olan tabağa bandırıp sonrada kavrulmuş susama bandırdı. Sonrada eli altta Rüyaya uzattı. Rüya ağzını utana sıkıla açtı. Damağındaki lezzet cümbüşü göbek attıracak cinstendi.
"Mmmmm çok güzelmiş böyle susam ne kadar güzel kokuyor hele zeytinyağı meğer kokabilen bir şeymiş." diye söylendi.
"Kusura bakma ama büyük şehirlerde herşeyin sahtesi çıktı ya kızım gerçeğini görünce herkes yabancılıyor. İy bari sen sevdin sevmesen üzülürdüm. Sonuçta biz ölünce bunlar size kalacak sizler torunlarım bakıp yiyeceksiniz." diyerek aklındakileri de sundu. Rüya yediği incir boğazında kaldı ve öksürmeye başladı. Utanmıştı. Tamam evlenmeyi oda çok istiyordu da Saniye hanımın hemen kabullenip dile getirmesi utanmasına sebep olmuştu.
Akşam ordan buradan derken gece yarısı olmuştu.
"Ahmet ben kızıma misafir odasını hazırladım. İstersen sen göster ben etrafı toplayım."
"Bende yardım edeyim Saniye teyze yeterince yorulmuşsunuz." dese de Saniye hanım izin vermedi. Rüya Ahmet ile yan odaya girdi. Odada soba yanıyor mis gibi sabun kokuyordu. Tahta sedirlerin üzerlerindeki işlemeli örtüler nakış işlemeli yastıklar kenarlarda duruyordu. Sanki bir zaman makinasında gibi bu ev bu oda öyle güzeldi ki Rüya biri dese inanamaz bu zamanda böylesi varmı derdi.
Yere serilmiş yer yatağı ve yorgan sahibini bekliyordu. Kenarda konmuş bir alt ve üst vardı. Kapı çalınca her ikisi de kapıya baktılar.
"Güzel kızım senin pijaman vardır herhalde ama içim rahat etmedi. Dün pazardan sana ödemiş şalvarı aldım birde kışlık bir penye yumuşacık birde patik ayakların üşümesin diye. İstersen giyebilirsin yıkasımda koydum temizdir." diye belirtip dışarı çıktı. Rüya kenardaki şeyleri açınca yumuşacık dokusuyla elini eşyaların üzerinde gezdirdi.
"Ahmet annene ne kadar düşünceli. Ne kadar hazırlık yapmış bilmeden çok zahmet vermişim." dedi.
"Olur mu annem kızım oldu diye neredeyse zil takıp oynayacak."
"Gerçekten mi? Sevdi değil mi beni? İstiyor yani?"
"Sevmez mi güzel gözlüm hem ben seviyorum yetmez mi?"
"Yeter de seni büyüten annen babanda sevse daha mutlu olurum. Arkadaşlarım gibi ikiye bölünmek istemiyorum."
"Haklısın Allahın izniyle hiç bir sorunumuz olmayacak. Bunun için üstün bir çaba sarfedeceğim. Ne senin nede ailelerimizin üzülüp kırılmasını istemem."
"Teşekkür ederim Ahmet beni her zaamn rahatlatıyorsun ve mutlu ediyorsun."
"Rica ederim doktor hanım hadi yat istersen sabah gezeceğiz belli oldu."
"Tamam ama yerimi yadırgarım ben sende yoksun ."
"Geleyim mi yanına?"
"Ayıp olmaz mı?"
"Annemler yatınca sana gelirim."
"Seni bekleyeceğim."
"Tamam güzelim iyi geceler." deyip odadan çıktı.
Saniye hanım el çabukluğuyla hemen etrafı toplamış bulaşıkları köpüklüyordu. Ahmet annesi biran evvel yatsın diye bulaşıkları durulamaya başlatyınca anası elini tuttu.
"Ben yaparım annem sen gidip yat."
"Yok yardım edeyim de sen yat anacım neler yapmışsın yorulmuş olmalısın?"
"Yok vallahi köyü dolaşıp kapı kapı oğlum evleniyor diye söyleyesim var." dedi . Ahmette eyvah deyip işine devam etti. Salih bey dayanamayıp
"Kız uyuyacak senin tıkırtınla mı uyusun hadi gel sabaha yaparsın." deyip karısını yatması konusunda uyardı. Saniye hanım kocasının haklı oluşuyla hemen ellerini durulayıp bulaşıkları toparladı ve oğluna iyi geceler deyip odalarına girdi.
Ahmet babasına ayrıca teşekkür edecekti.