Rüya sabah erkenden hastaneye gelmiş ve babasının doktorundan durumunu öğrenip taburcu işlemlerini halletmişti. Ahmet yüzbaşıyla odaya girdiklerinde babası henüz uyanmış sersem sersem onlara bakıyordu.
"Geldiniz mi kızım?"
"Evet babacım hatta çıkış işlemlerini hallettim . Hadi annecim hazırlanın da çıkalım." diyerek annesi babasının giyinmesine yardım eder Ahmet ve kendinden rahatsız olmasın diye dışarı çıkmıştı. Ahmet olay çıkmasın dün ki hafıza problemi yine yaşanmaması için Rüya'nın ardı sıra süt dökmüş kedi gibi dışarı çıkmıştı. Babası Ahmet'in kızının peşinden gitmesinden çok hoşlanmıştı . Demek ki kızını üzmüyor etrafında pervane oluyordu. Eşi hemen üzerindekileri değişmesine yardım edip kızına seslendi. Rüya içeri girdiğinde babası ayakkabılarını giyiyordu. Hasta da olsa yine düzgün giyinmiş çok hoş görünüyordu. Annesi valizi kapadığında
"Gidebiliriz" diye seslendi. Ahmet hemen valizleri çantaları yüklenip dışarı çıktı. Asansörün önünde beklemeye başladı. Rüya babasını sandalyeye oturtmuş yardımcı personelle asansöre bindirip otoparka götürdü. Arabaya binen aile sessizce Ahmetin şoförlüğünde eve geçtiler. Annesi evin bahçesinden girer girmez.
"Güzel evim ne çok özledim seni. Özel oda da olsa insanın evi gibisi yok" diye söylendi. Hemen içeri girip ellerini yıkadı. Eşine yardım edip yatak odasına çıkardılar. Üzerini soyup doktorun demesi üzerine vücudunu silip temizledi ve yatağına yatırdı. Rüya'nın babası hemen uykuya dalmıştı. Galiba annesi gibi babası da evini yatağını özlemişti. Anne kız odadan çıktıklarında salonda eğreti duran adama baktılar.
"Ahmet ben bir çay koyayım da bir şeyler atıştıralım." diyerek Rüya mutfağa girdi. Ahmet annesi ile salonda oturuyordu. Aklı Rüya'da idi. Yanına gitmek elinden gelmese de yardım etmek istiyordu.Rüya'nın annesi Ahmet'i tanımak istediğinden
"E anlat bakalım Ahmet'cim senin memleketin neresi?" diye sordu. Ahmet hemen duruşunu düzeltip
"Ben aslen Aydın'lıyım efendim " dedi.
"Ben tek çocuğum daha doğrusu benden evvel 3 tane bebeğini kaybetmiş annem ve babam. En son ben hayatta kalınca bana gözü gibi bakmışlar. " deyince kadıncağız üzüldü. Demek annesi evlat acısı yaşamıştı.
"Annen üzülmüş olmalı 3 tane evlat kaybetmek..." diye içerlendi.
"Haklısınız efendim bazen annemin gözleri dolar burnunu çeker ama ağladığını hiç görmedim. "
"Sen üzülme diye göstermiyordum oğlum. Analar evlatlarına kıyamaz hele annenin durumunda biri için evladı ah desin istememiştir." diye derin bir nefes aldı.
"Haklısınız çocukluğumda ne annem ne babamın bana bağırdığını hatırlamam hep sabırlı hep sevgi dolu olmuşlardır. Taki askeri okula gitmek istediğimi söyleyene kadar."
"Neden? yoksa istemediler mi?"
"Aslında evet asker olmamı ne annem nede babam hiç istemedi." Hayatta kalan tek evlatlarının da hayatını böyle bir yolda harcamasını kabullenmek anne babası için zor olmuştu.
"Pek haksız da sayılmazlar oğlum sana kıyamamışlardır akılları hep sendedir şimdi. Arıyorsun değil mi?" diye sorunca
"Elbette her fırsatta görüşüyorum fırsatım olunca memlekete gidiyorum." diye açıklama yaptı.
"İyi yapıyorsun doğrusu da bu. "dendiğinde içeri giren Rüya ile sohbet kısa süreliğine kesildi.
"Anne ben babama bakacağım " diyerek yanlarından ayrıldı Rüya. Babasının başında bir süre kalıp uyanmasını fırsat bilip hemen aşağıya inmiş elinde bir tepsiyle yukarı babasının yanına çıkmıştı. Rüya babasını kendi elleriyle yatakta beslemiş ve ilacını içirip tüm ısrarlarına rağmen aşağıya indirmemiş istirahat edeceksin diyerek yataktan çıkartmamıştı. Yemekler yenip çaylar içildiğinde sohbet koyulaşmış ama annesinin esnemesiyle Rüya annesini dinlenmesi için odasına göndermişti. Annesi de odaya çekildiğinde Ahmet ve Rüya salonda yalnız kalmıştı.
"Rüya benim bu gece dönmem gerekiyor sen kalacak mısın?" diye sordu. Rüya babasına yemek yedirirken ekibiyle mesajlaşan Ahmet yarın sınır ötesi görevine gideceklerinin haberini almıştı. Hayır deme gibi bir şansı olmadığından çoktan gece için biletini ayırtmış hatta Rüya gelirse diye onun biletini de rezerve etmiş kendini gideceğine hazırlamıştı.
Bu aileyi ve enerjilerini çok sevmişti ama mecburen ayrılmak zorundaydı. İçinden bir ses şimdilik diyordu.
"Hemen mi?" diye sordu Rüya sesi içine kaçmış mutsuzdu.
"Evet Ali mesaj atmış yarın sınır dışına çıkıyoruz." dediğinde Rüya gayrı ihtiyari Ahmet'e yaklaşıp yüzüne doğru bakışlarını kaldırdı.
"Tehlikeli mi? Kaç gün? Kimlerle gideceksin?" diye sordu. Merak etmiş endişelenmişti. Ahmet Rüya'nın hallerine bitmiş kendini merak edişine ve mimiklerine bakıp kalmıştı.
"Tehlike her yerde var . Kaç gün bilemem ama en kısa sürede dönmek için hep beraber çalışırız. Ekibimle gidiyorum 5 kişiyiz." diye açıklayıp Rüyanın rahatlaması için bekledi.
"Kendine dikkat et olur mu? Şey ben de gelmek isterdim seninle ama babamı böyle bırakamam yani en azından bir kaç gün daha kalmam gerekiyor . Hem babamın durumunu gözetim altında tutmalıyım annemi kandırabilir." dedi.
"Anladım Rüya ben düşünemedim kalman daha iyi olacaktır." diyerek her ikisi de sustu. Ahmet'in telefonuna gelen mesaj ve sesiyle odakları değişti.
Ali: "Komutanım gece yola çıkacaksınız değil mi? Sabaha karşı 5 gibi sınırı geçmemiz gerekecekmiş." yazıyordu. Ahmet elindeki telefonu sıktı ve cevap yazdı.
"Uçağım 2 saat sonra merak etme yetişiriz." diye mesaj attığında Ali 👍 işaretini yollayıp telefonun sesi kesildi.Rüya üzgün bakışlarıyla Ahmet'e bakıp duruyordu.
"Annen ve babana benden çok selam söyle bana evlerini açtılar Allah razı olsun seni emanet edip bana güvendiler. İnşallah yine karşılaşırız ve bu kez ben onları ağırlama şansına sahip olurum." diyerek duygularını aktardı Rüya'ya.
"O nasıl söz Ahmet beni o halde yalnız bırakmadın bu hayatım boyunca unutamayacağım bir şey." diyerek kalben teşekkür etti.
Ahmet büyük şehrin zorluğunu bilerek yola çıkmak için Rüya ile vedalaşıp evden zorla da olsa ayrıldı. Ayakları yoluna gidiyordu ama kalbi Rüyanın yanında salonda kalmıştı. Rüya ise kalbinde bir ağırlıkla uğurlamıştı Ahmet Yüzbaşıyı. Babası uyanınca kök söktürecekti ama elden gelen bir şey de yoktu. Ahmet bindiği taksiyle hemen havalimanına doğru yola koyuldu ve biraz dalgın yolculuğun nasıl geçtiğini bilemedi. Parasını verdiği taksiden çıkan yüzbaşı hemen telefonunu çıkartıp check ın yaptı ve beklemeye başladı. Kısa süre sonra uçak için anons yapıldı ve uçağın olduğu koridora doğru yürümeye başladı. Yeni basılan biletiyle uçağa bindiğinde bir kaç gün önce Rüya ile yaptığı yolculuğu düşündü. Bunu yeniden istediğine karar verdi.
Ahmet uzun bir uçak yolculuğundan sonra hemen eve geçip üzerini değiştirdi ve kamuflajlarını giyip silahını da aldı. Hemen evden ayrılıp birliğine gidip ekibinin bulunduğu toplantı odasına geçti. Masaya serilmiş kocaman haritaya ve haritanın üzerindeki dağlar tepeleri inceleyip hangi güzergahtan yıkık dökük şehre gideceğini kafasına kazıdı. Komutanı durmadan konuşuyor sivil toplum üyelerinin sorunsuz ve canlı geri getirilmesini söylüyordu. Çatışma ortasında kalıp harabeye dönmüş bir yıkıntıda kaldıklarını dışarı çıkamadıklarını internet üzerinden mesaj atmışlar ve askeri kanalla bildirim alan komutanlar hemen Ahmet yüzbaşı ve ekibini görevlendirmişti. Ahmet canını verir işinde asla taviz vermez kendine emanet edilen canları dikkatle korur görevini layığıyla yapardı. Bu seferde öyle olacaktı. Suriyenin güneyinde eski yıkık bir binanın üst katında korkuyla sinen aktivistleri oradan güvenle çıkarmak için diğer ekipmanlarını da alıp dışarı çıktı. Pistte çalışır durumda kendilerini bekleyen helikoptere koşar adım bindiler. Yüreklerinden dualarını okumaya çoktan başlamışlardı. Bu topraklar ve üstünde yaşayanların refahı rahatı için gece gündüz koşturmaya devam ediyorlardı. Helikopter sabahın alacasında hareket ettiğinde hava hala karanlık rüzgar serin esiyordu. Yüzündeki maskeyi kaldırdığında sadece gözleri görünüyordu. Kulağındaki telsizden komutanın sözleri kulağında çınladı. Sessiz gölgesiz olun ve hemen o bölgeden çıkın diyordu.
"Emredersiniz." diyerek kısa bir cevapla ses kesildi. Komutanı da biliyordu Ahmet yüzbaşı varsa o görev sorunsuz hallolurdu ama uyarı yapmakta komutanlığın şanındandı. Helikopter Gökyüzünü sesiyle kesip ilerlerken Ahmet yüzbaşının aklına Rüyanın gözleri geldi. Meraklı korku dolu ve kendine bakan gözleri. Sımsıkı sarılıp beni bekle sana döneceğim senin için geleceğim demek istemişti ama sadece içinden geçirebilmişti. Kim bilir belki bir gün Rüya Ahmet'i göreve yollardı ve isteklerini gönlünce yapabilirdi. Kafasındaki sisli şeyleri silip attı şimdi işinin başında olmalı kendine güvenenleri hayal kırıklığına uğratmamalıydı.
Işıkların hala yandığı kimi yerlerin yüksek kimi yerlerin alçak olduğu yerlerden geçtiler. Elindeki cihazdan gidecekleri nokta yakın görünüyordu ve Ahmet helikopterin camından aşağıya baktı.
Karanlık helikopterin pervanelerinin yarattığı rüzgarla beraber dalga dalga parçalanıyordu. Ahmet kokpitin penceresinden aşağıya baktı. Suriye’nin güneyindeki harap arazide küçük bir hedef onlar için bir nokta gibi duruyordu. Sabaha karşı gün aymadan yalnızca pervanelerin uğultusu ve radyodan gelen düşük tonda bir sayım sesi vardı. Ekip hazırdı onun için bu iş planın çizildiği her satırı uygulamaktan ibaretti sessiz hızlı ve kimseyi geride bırakmadan hızla gerçekleşmeliydi.
Helikopter sessizce çalılıkların arasından ilerleyip inişini tamamladı. Topraktan havaya savrulan toz bulutları kısa bir an için sabahı bulanıklaştırdı. Ahmet sessizce ekibine baktı ve işaretini verdi.
Erkan önde nişancı ve izci olarak çevresini tarayarak ilerledi. Her adımı temkinli her bakışı tetikteydi. Murat omzunda çantasıyla teknik ve patlayıcı uzmanı olarak yanında binaya yaklaşan yolu temizlemek ve beklenmedik engelleri aşmak için hazır bekliyordu. Tolga arka plan lojistiğini kontrol ediyor helikopter ve geri dönüş planlarını zihninde tekrar tekrar gözden geçiriyordu. Ali ise küçük cihazını çıkarıp çevredeki güvenlik sistemlerini hacklemeye başladı. Kameralar alarm sistemleri ve devriye sinyalleri kısa sürede ekibin istediği gibi devre dışı kalmış ama kimse fark etmemişti.
Ahmet derin bir nefes aldı. Gecenin sessizliği içinde ekibine olan güveni bir kez daha pekişti. Bu görevde herkes onunla birlikteydi ve herkes hayatta kalacaktı kimseyi geride bırakmayacaklardı.
"Erkan önde Murat beni takip et. Tolga Ali geri hattı hazır edin," dedi Ahmet alçak ama net bir sesle. Adımlar sessizdi ama kalp atışları gecenin sessizliğinde bile hissediliyordu. Binaya yaklaştıklarında içerideki aktivistlerin fısıltılarını duyabiliyorlardı. Ahmet kısa bir işaretle durmalarını sağladı ve ekibiyle göz göze geldi herkes hazırdı.
Ali kulaklıkta fısıldadı
"Kameralar devre dışı. Üç dakikanız var acele edin.".Ahmet başını salladı.
"Hızlı ve sessiz olun kimseyi korkutmayın. " dedi ekibine başıyla işaret verirken.
Erkan öncülüğüyle dar bir koridordan içeri sızıldı. Murat hemen ardından geldi omuzundaki çanta hazırdı. Tolga ve Ali dışarıda güvenliği sağlarken helikopterin sessizliği onları koruyordu. İçerideki aktivistler, Ahmet’in ekibini fark etmeden sessizce toplandı korku ve umut yüzlerinden okunuyordu. Şarjları bitmeden arkadaşlarına internet üzerinden ulaşıp konum paylaşmışlar ve çatışmadan bir eve sığınıp saklandıklarını kendilerini kurtarmalarını söyleyen onlarca mesaj atmışlardı. Dünden beri herkes bu aktivistleri kurtarmak için seferber oluyordu. Ahmet aktivistlerin beklediği duvarı yıkık odaya girdiğinde hepsi korkup birbirine sokuldular. Ahmet eli ağzında sus işareti yapıp alçak bir sesle konuştu.
"Biz sizi kurtarmaya geldik. Sadece bana ve ekibime güvenin. Sessiz olun ve bizimle ilerleyin."İnsanlar talimatlara itaatle sessizce bir odadan diğerine yönlendirildi. Murat olası tuzakları ve engelleri hızla temizlerken Erkan koridorları gözetiyordu.
Dış kapıya ulaştıklarında beklenmedik bir hareket oldu sokaktan geçen uzak bir devriye ışığı süzüldü. Erkan hemen pozisyon aldı, Murat her an patlayıcı veya engel kontrolü için hazırlandı. Ali kulaklıktan hızlı bir kod akışıyla sinyalleri manipüle etti.
"Işıkları ve sinyalleri saptırdım. Beş dakika daha kazandırdım acele edin." dedi Ahmet işareti verdi
"Harekete geçin kimseyi geride bırakmayacağız."
Aktivistler ekibin yönlendirmesiyle sessizce helikoptere doğru yürüdüler. Helikopterin pervaneleri yeniden uğuldamaya başladı; Tolga motoru ve iniş hattını kontrol ediyor herkesin güvenliğini sağlıyordu. Son kişi olarak Ahmet binmeye yöneldi gözlerinde hem yorgunluk hem de zaferin tatlı ağırlığı vardı.
Helikopter yükselirken Ali kulaklıkta mırıldandı.
"Bir iz bırakıldı. Uzaktan bir sinyal algılandı. Kısa bir izleme olabilir." Ahmet başını salladı yüzünde ciddi bir ifadeyle
"Bizi izliyor olabilirler ama bugün kimseyi kaybetmedik. Hazırlıklı olalım bu sadece başlangıç."dedi gecenin karanlığını delen bakışlarıyla.
Gece gökyüzünde sessizce ilerlerken, helikopterin içindeki ekip kurtardıkları insanların güvenli bir geleceğe adım atmasına tanıklık ediyordu. Herkesin yüzünde yorgunluk ama en çokta minnet okunuyordu. Sözler anlaşılmasa farklı diller olsa da sevincin minnetin dili olmazdı. Ahmet uzakta beliren gölgelerde hala çözülmemiş bir sır olduğunu biliyordu ve onu çözmeden huzur bulamayacaktı. Helikopter havalandığında ilerden gelen ışıklı kodlamayla merakla aşağıya baktı. Şimdilik yükselmiş uzaklaşıyorlardı ama belli ki birileri izlemiş ama sessiz kalmayı yeğlemişti.