Hatun Ana

1286 Words
Cihat Reşanlı iki büyük devirip zil olana dek içmiş Şiyar'ın kolunda eve zorla girmişti. Anası şu zamana dek o eve gelmeden gözünü kırpmazdı. Bu gece de böyle olmuştu. Kapının sesiyle bahçeye çıkan yaşlı kadın oğlunun halinden bir gönül meselesi olduğunu hemen anlamıştı. "Bu hal nedir Şiyar?" diye kızgınca sordu. "Bir şey yok hanım ağam ağam biraz içmiştir." "İçmemiş küpüne düşmüş git yatır da zıbarsın sen yanıma gelesen." diyerek eliyle Şiyar'a işaret etti. Şiyar duyacaklarını az çok tahmin edip hemen ağasını üst kattaki odasına doğru ite çeke taşıdı ve odasının kapısını aralayıp yatağa sırt üstü bıraktı. Yakası açık saçları dağılmış leş gibi kokan adam yarı uykulu ama çoğunlukla sarhoş doktor doktor diye sayıklıyordu. Şiyar ağasının aşık haline sevinse de karşısındaki dağ gibi kadınla ne yapacaklarını düşünüp ağasını kaldırdı ve ceketini çıkartıp kenara bıraktı. Sonra ayakkabılarını sonrada kemerini açıp dışarı çıktı. Eli saçlarında hanım ağasına ne diyeceğini sabahına ağasından da alacağı payı düşünüp hızlı hızlı bir alt kata indi. Hanım ağasının iki kanatlı kapısını hafifçe tıklattı. Bu oda Cihat Reşanlı'nın anası ve babasının odasıydı ve sanki küçük bir ev gibi ayrı dizayn edilmişti. Cihat Reşanlı evlenince anası oğlunun odasına geçecekti. Gelin kızla oğlu bu odada yaşayacak soyları bu odada devam edecekti. "Gell" diye kesin ve sert sesi duyan Şiyar hemen kapıyı açıp elleri önde bir iki adımla içeri girdi. Girişteki oturma odası gibi olan alandaki altın varaklı koltukta oturan kadın eliyle işaret etti ve Şiyar'ı yanına çağırdı. "Yaklaş." Şiyar hemen hanım ağasının yanına yaklaşıp eğildi. "Şiyar diyesin bana kimdir bu kız?" Şiyar ne diyeceğini bilemedi. Sonuçta 70 yaşında yılların hanım ağası vardı. Elbet oğlunun halinden anlayacaktı. "Şey hanım ağam." deyip sustu. "Şey değil Şiyar kimdir bana onu diyeceksen.Dağ gibi oğlumu bu hale getiren kadın kimdir?" Hatun hanım ağa asla çiğ iş sevmez erkek gibi bir kadındı. Yeri geldim gözünü kırpmadan tetiği çeker ama yeri geldi mi de evlatları için pamuk gibi bir anaya dönüşürdü. Sonuçta canlarına candı ama dışarıdakiler için azaptı. "De hayde ne susarsan? Ben mi arayıp bulayım? Bulayım da kolundan tutup bu konağa getireyim?" Şiyar duyduklarıyla aklı başına geldi ve ağasının kızacağını düşünüp hemen lafa girdi. "Şey hanım ağam Diyar'ın doktoru kendisi." dedi. "Demek oğlumu sarhoş edecek kadın bir doktor. " diye dalıp gitti. "Sorun nedir? Cihat neden bu haldedir?" "Hanım ağam ağam doktor hanıma sevdiğini evlenmek istediğini dedi ama doktor hanım....." "Ne dedi?" "Şey sevdiği varmış?" "Neyyyyy!!!!" diyerek ayağa kalktı ve eli yumruk olmuş halde havada bekledi. "Demek sevdiği varmış öyle mi? Koskoca Cihat Reşanlı seni sever ve sen başkası dersin? Ben sana sormaz mıyım?" diye ardını dönüp kafasındaki tilkilere çoktan yol verdi. "Hanım ağam ağam size dediğimi duyarsa kafamı kopartır. Ne olur bir şey yapmayın ağam gereken şeyi yapacaktır." deyip sustu. "Yapmış belli bak dibini görene dek içmiş kız nerede kim bilir? "deyip eliyle Şiyar'a dışarı çıkmasını işaret etti. Şiyar sabaha kopacak fırtınadan ne olsa da yırtsam diye kıvranmaya başladı. Anasının öğrenmesine ve sebebinde kendisi olmasına ayrı kızacak olan ağasına ne diyeceğini düşünmeye başladı. "Allah beni ne etsin. Ulan kafasız Şiyar desene başka mesele diye ne diye kızın adını veriyorsun? İnşallah kızı kaldırıp buraya getirmez. Vallaha bu kez kafama sıkar ağam." diye hemen ağasının kapısının önüne geçip Serdar'ı aradı. "Serdar doktor hanımın evinin etrafında dikkat çekmeden dolanın aman dikkat hanım ağam öğrendi kızı kaçırır falan dikkatli olun. Ağam öğrendiğinde taş üstünde taş kalmayacak. Gözünüzü dört açın " diyerek telefonu kapadı. Serdar hemen yanına bir kaç adamla biraz mermi alıp lojmanın etrafına konuşlandı. Normal bir evde değildi ki nasıl olacaktı?Her yerde asker bekliyordu. Dikkat çekerlerse zaten yanmışlardı. Gün doğar doğmaz oğlunun odasına damlayan Hatun ana oğlunun başında bekliyor yerinde duramıyordu. Bu nasıl bir ağaydı? Sevdim dediği kadın çekip gitmiş oda kendini içkiye teslim etmişti. Ağa dediğin çeker alırdı oğlu neden böyle yapıyordu ki? Acaba yaban ellerde okusun bizim bilmediğimizi bilsin diyen kocası yanlış mı düşünmüştü? "Offf başım" diye şakaklarını ovan Cihat Reşanlı anasının güllü misk kokusunu alıp gözlerini açtı. "Ana ne işin var burada?" diye yatakta doğruldu. Kafasının içindeki orkestra hiç rahat vermiyordu. "Asıl senin halin nedir?" Karşısındaki beyaz yaşmağı ve alnımdaki siyah çekiyle sarılmış sert surat ifadeli anasına baktı. Belli ki eve sarhoş gelmesinden haz etmemişti. "İçkiyi biraz fazla kaçırmışım tekrarı olmaz." deyip kalkacakken anası omzundan bastırıp durdurdu. "Anana yalan da der olmuşsun?" diye rest çekti. "Ne yalanı ana dedim ya içtim diye ama çok içmişim." "İçmen değil neye bu kadar çok içtin?" "Keyiften ana keyiften aşiretin derdi mi bitiyor?" "Hala yalan dersin?" "Ne yalanı kurban olduğum ?" diye sorunca anası ellerini göğsünde kavuşturup duymayı beklemediği adı söyledi. "Doktor kıza sevdalanmışsın sevdiğini içki küpünde mi arıyorsun?" dediğinde Ciaht Reşanlı'nın başından aşağı kaynar sular devrildi. "Sen ne dersin ana yok öyle bir şey?" dese de anası kesin kes bakıyor ve evet diyordu tüm bedeni ve çatık kaşlı duruşuyla. "Yok öyle mi? Peki başkasını seviyorum deyince neden bu kadar içtin o vakit? Neden boşveremedin? Neden saçından tutupta eve buraya getiremedin de içtin?" Cihat Reşanlı anasının tam bir hanım ağa oluşuna sevinse de ağzından çıkanlar ne gördüğü eğitim ne ahlak ne de insanlığa sığardı. "Ana sen neler dersin?" diyerek bir hışımla yataktan fırladı ve tam anasının karşısına dikildi. 70yaşında olmasına rağmen dinç ve dimdik duran kadının karşısında hemen kendini toparlayıp omuzlarını dikleştirdi. " Ana gönül benim kimi isterse onu sever." "Ha işte bende onu derim. Sevmişsin işte sevmişsen de almalısın." "Anaaaa!!" "Ne ana anaaaaa?" "Anaaa! ben sevdim diye kimse beni sevmek zorunda değil." "O ne demekmiş? Sen koskoca Reşanlı aşiretinin ağasısın. Gurur duymalı mutlu olmalı senin kulun değil kölen olmalı o kız." dediğinde anasının yapacaklarını düşünüp daha sert bir şekilde cevapladı anasını. "Ana sakın ola ki doktor hanıma gidip herhangi bir şey demeyesin. Sakın!!!" deyip ardına bile bakmadan banyoya attı kendini. Anası iyiydi hoştu da klasik doğu kadınıydı. Erkek seviyorsa ille dediği olacaktı. Ama Cihat Reşanlı lise ve üniversiteyi Amerika da okumuş gerçekleri görmüştü. Sevgi alınıp satılan zorla dayatılan bir şey değildi. Kalpten gönülden değilse zaten hiç bir hükmü de yoktu. Akşam seviştiği kadının gece koynunda başka adamı düşünmesine dayanamaz böylesi bir sevgidense yalnız yaşamayı tercih ederdi. Hızla üzerindekileri çıkarıp duşa girdiğinde kapı sesiyle anasının dışarı çıktığını anladı. Kısa bir duşun ardından giyinip odasından dışarı çıktı. Şiyar elleri önünde korkuyla ağasının vereceği cezayı bekliyordu. "Şiyar akşam ne oldu?" diye sorup yürümeye başladı. "Ağam hanım ağam her şeyi anlamış beni sorguya çekti. Vallaha demeyecektim ama ben sorarsam çeker alırım dedi bende korkumdan dedim ağam." dedi. Şiyar'ın zor durumda kalışını anlayıp bir şey demeyerek aşağıya indi ve salondaki büyük masanın etrafındaki ev ahalisine bakıp "Hayırlı sabahlar " dedi. "Kahvaltını yapasan ." diyen anasına bakıp "Aç değilim şirkete gitmem gerek ." diyerek hızla evden çıktı. Şiyar ağasından önce gidip kapsını açtı ve bekledi. Cihat Reşanlı hemen arabaya binip Şiyar'ın binmesini bekledi. "Şiyar anam rahat durmaz Doktor hanımı koruyasın sakın sorun çıkmasın. Hele anam yüzünden benim yüzümden saçının teline zarar gelmeyecek." diye tekrarladı. "Emrin olur ağam zaten gece Serdar'ı bir kaç adamımızla evin etrafına yolladım dikkat edecekler." "Tamamdır aslanım şirkete geçelim. Bakalım amca oğlumun derdi neymiş?" diyerek arabayı şirkete doğru sürdüler. "Ay inanmıyorum resmen felaket tellalıyım. Ya sapık birinden yeni kurtuldum şimdi de aşiret ağası çıktı iyi mi? " kendi kendine söylene söylene hazırlanıp evden ayrıldı. Hastaneye gidip yoğun programına devam edip bugünü bitiren Rüya evin yolunu tuttu. Ali yengem dediği kızın yanına yaklaşıp "Sizi eve bırakayım mı?" diye sorunca Rüya Ahmet'ten haber alırım diyerek "Olur ama arabam ile gelmiştim." diyerek arabasına baktı. "Siz bana anahtarı verin ben sonra bırakırım." diyerek kapıyı açıp bekledi. Rüya kardeşi gibi gördüğü genç astsubayın arabasına binip gülümsedi. Bu gülümsemeyi gören başka kişilerde vardı. Ali ve Rüya sohbet ede ede lojmana vardılar. Ali yine ketumluk yapıp Ahmet'ten haber vermemişti. "Beni bıraktığın için teşekkürler Ahmet'e selamlarımı ilet lütfen." diyerek lojmandan içeri girdi. Ali ardı sıra kendilerini takip eden arabayı anlamış ve plakayı kafasına yazmıştı. Hemen evine geçip bilgisayarını açtı ve mobeselere girip arabayı ve içindekilerin fotoğraflarını aldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD