Yıl 2156 Mısır
"Jhon orada ne yapmayı planlıyorsun anlamıyorum ?"
"Bu seni ilgilendirmez !"
Genç kadın , Jhon 'un ağzından çıkan kelimelerin kalbinde yarattığı kırgınlığı yüzüne yansıtmaktan kaçamadı . Bunu söyleyen sekiz yıllık hayat arkadaşıydı ; hastalıkta , sağlıkta ,ölüm onları ayırana dek birlikte olmak için ona söz vermiş olan adamdı . Şimdi ise ona bir hiç gibi davranmıştı , önemsiz bir eşya gibi...
Jhon karısının yüzündeki o kırgınlığı gördüğü an ettiği sözden pişman oldu ; ama iş işten geçmişti ,kalp bir kere kırılmıştı ,evet şimdi telafi edebilirdi ama geri atacağı tek bir adımla karısı onu yolundan edecekti.
Karısının yüzündeki kırgınlık ve yalvarma karışımı ifadeyi görmemeye çalıştı , şimdi vazgeçemezdi , bu onun son şansıydı. Jhon , son bir kez karısına bakıp ,onun yüzünü hafızasının en derinlerine kazıdı ,belki de onu son görüşüydü ama her şey inandıkları şey içindi ; insanlık için ...
Göz temasıyla verilmiş ızdırap verici o vedadan sonra Jhon kendisini bekleyen arazi aracına bindi ; kavurucu güneşte kum tepeleri üzerinde giderken bir an olsun kalbinin sahibi olan kadını gözlerinden ayırmadı...
Yıllar sonra
¤Deney Tarlasının mimarı ,dünyaca tanınan bilim insanı Jhon Price 'ın kendisi gibi bilim insanı olan karısı Noami Price , gönüllü olarak gittiği Ölü Taraf ta ÖDF (Ölü Dünya Fedaileri ) tarafından katledildi.¤
Jhon akıllı robotunun ona seçerek okuduğu haber karşısında damarlarındaki bütün kanın çekildiğini hissetti , sanki zaman onun benliği dışına çıkmış , haberi duyduğu anki saniyelerde takılıp kalmıştı . O an karısına yıllar önce Ölü Taraf 'a gelirken ettiği vedayı hatırladı ; kelimeler yoktu , sadece gözleri veda etmişti , zaten o gün ikisi de ölmüştü ;bedenen değildi belki ama ruhları acı içinde kıvranıp ölmüştü. Aradan üç yıl geçmişti ama onu sadece hurda parçaları sayesinde görebilmişti ; sesini duymuş ona doya doya bakmıştı ama yanında olamamıştı .
Oğlunu bıraktığında daha 5 yaşındaydı , onu da tıpkı karısı gibi yıllarca görmemişti ama yaşadıklarını bilmek ona güç vermişti , ayakta tutmuştu . Jhon içini saran öfkeyle dolup taştı ,sırf ölü tarafa yardım edebilmek için yıllarca bu cehennemde ailesinden uzak yaşamak zorunda kalmıştı ; ama onlar ona teşekkür etmek yerine hayatında en çok sevdiği şeyi ondan çalmışlardı. O anda Jhon oğlunu düşündü yoksa o da ...
"Çabuk bana evi bağla !"
"Ev aranıyor efendim."
Jhon telefonu açmalarını beklerken beklediği her salise, ömründen ömür çalıyordu .
"Cevap yok efendim."
"Tekrar ara !!!!"
Jhon korkunun içinde yarattığı gerilime ve öfkeye karşı koyamıyordu ; eli kolu bağlı öylece beklemek onu öldürüyordu. Gözlerinde birikmiş yaşlara daha fazla hakim olamadı , her şeyi gitmişti, hemde her şeyi ; yaşama sebebi ,onu mutlu eden tek şey ...
"Baba."
Jhon duyduğu sesle hayata geri döndüğünü hissetti , bu ağlamaklı çocuk onun küçük oğluydu , oğluna göstermeden gözyaşlarını silmeye çalıştı .
"Baba annem öldü mü ?
Haberlerde hep annemi gösteriyorlar..."
Küçük çocuk hıçkırıklara boğuldu ,daha fazla konuşamadı.
"Korkma oğlum annen güvenli bir yere gitti , artık kimse onun canını yakamaz. "
Jhon ağzından çıkan kelimelerin boğazında yarattığı yumruk hissini yok saymaya çalıştı. Küçük çocuk babasının söylediği teselli dolu sözlerle biraz olsun iyi olabilmişti.
"Korkuyorum baba, lütfen buraya gel."
"Biliyorum oğlum korkma seni yanıma alıcam , kimse canını yakamayacak ."
Günler sonra Jhon karısının cenazesini yüklü bir fidye karşılığı ÖDF den alabilmişti . Ölü Taraf için yaptığı onca direniş, onca yardıma rağmen ona canice katlettikleri karısının cenazesini bile vermek istememişlerdi ; paha biçemediği tek değerli varlığını basit bir malmış gibi satın almak zorunda bırakmışlardı. Ama onu daha fazla üzemezlerdi , bunu yapmalarına bir daha asla izin vermeyecekti ; onları karısının cenazesini mal gibi nitelendirdikleri güne pişman edecekti , hepsinin para için birbirini satan köpekler olduğunu kanıtlayacaktı ; bunu yapacağına dair inandığı her şey üstüne and içti.
Her şeye rağmen karısı için güzel bir cenaze töreni hazırlayıp onu tamamen güvende olacağı yere gönderdi ; cenaze boyunca insanların ona acıyarak bakmasına katlandı , onların kulak tırmalayan fısıltılarını duymak zorunda kaldı ; en önemlisi de oğlunun gözyaşlarına katlanmak zorunda kaldı , ona bunu yaşattığı için kendinden nefret etti. O kadar çok hatası vardı ki , ölürken karısının yanında olamadığı için içi yanıyordu ,bu üzüntü bütün bedenini kemirip onu yok edebilirdi buna razıydı . Bütün bunlara rağmen ilk aşkını güvenli bir yere gönderiyordu , artık kimse onun canını yakamayacaktı ,tek tesellisi oydu.
Binlerce insanın katıldığı büyük cenaze töreninin ardından Jhon oğlunun daha fazla üzülmesine dayanamayarak , kimseye hiçbir açıklama yapmadan arabaya bindi ; büyük ihtimalle insanlar yaptığının terbiyesizlik olduğunu söyleyecekti , belki de acısına vereceklerdi ; umurunda değildi ,tek istediği bu lanet olası yalancı insanlardan uzaklaşmaktı.
Kısa bir araba yolculuğundan sonra karısına oğluyla verdikleri zorlu vedadan sıyrılıp eve döndüler ; her tarafta ondan bir anı vardı , her tarafa kokusu sinmişti , nasıl olurda onu böylesine severken yalnız bırakabilmişti? Eve geldiğinden beri geçen her saniyeyle artan acısını yok saymaya çalıştı ,küçük oğlu için yaşamalıydı , karısından kalan tek varlık oydu .
O gece Jhon küçük oğluna kendini zorlayarak mutlu sonla biten hikayeler anlattı ; ama içten içe biliyordu ki içinde insan olan hiçbir hikaye mutlu sonla bitemezdi ...
"Nereye gidiyoruz baba? "
"Seni daha güçlü olacağın bir yere götürüyorum evlat , güven bana ben yanındayken sana kimse zarar veremez."
Jhon oğlunu , Ölü Taraf 'a hava tankları sayesinde götürüp onu güvenli bölgeye götürmeyi düşünüyordu yani Deney Tarlası na. Kar ,Deney Tarlası 'nı da sınırları içine alarak devasa bir duvar örmüştü, orası da tamamen güvenli bölgeye dönüşmüştü. Oğlunun yanında kalması ve Jhon' un kafasında kurduklarını gerçekleştirmesi için oraya gitmek zorundaydılar , Jhon' un bütün çalışmaları , bütün başarıları o laboratuvardaydı , onlara ihtiyacı vardı. Gitme vakti yaklaşırken , son kez , hayatının en güzel anılarını yaşadığı eve baktı .
Hiçbir şey alamamıştı burdan , almaya içi el vermemişti ; sadece karısının bir fotoğrafını aldı , tek ihtiyacı o fotoğraftı ...
Evden ayrıldıktan sonra arabalarına binip Kar 'ın hava limanı sınırına ulaşmak için saatler süren bir yolculuk yaptılar . Kar merkez dışında dokuz bölgeden oluşuyordu , her merkezin ihtiyaç durumunda harekete geçirebileceği , yerin altına gömülü devasa duvarları vardı . Merkez şehrin çekirdeğini oluşturuyordu , şehrin sembolü olan kar taneleri de orda duruyordu , bütün kaynaklar orada toplanmıştı , oraya sadece yetkili kişiler girebilirdi , onun dışındaki bütün girişlerin sonucu Ölü Taraf 'a süresiz sürgündü. Jhon bu şehrin yalancı büyüsünü biliyordu , ona asla kapılmamıştı , kapılmayacaktı , tek istediği burdan uzaklaşmaktı .
Uzun bir yolculuğun ardından Jhon ve oğlu Deney Tarlası' na varmıştı. Hava çok sıcak olduğundan hiç beklemeden içeri geçtiler ; oğluna devasa laboratuvarları gösterdikten sonra onu kendi odasına götürdü .
"Burası harika bir yer baba !"
Oğlunun heyecanı gözlerinden okunuyordu, Jhon onun meraklı gözlerle etrafı inceleyişini izledi ; karısının yokluğu içinde bir yerlerde bir boşluk yaratmıştı , o boşluk belki hiç dolmayacaktı ama oğlunun varlığı acısına dayanma gücü veriyordu. Küçük oğlunu kucağına alıp öptü , ona hiçbir şey zarar veremeyecekti ,onu hayatı boyunca koruyacaktı ,son nefesine kadar.
Sonra aklına karısı geldi , onu koruyamamıştı , ona hep yanında olacağına dair söz vermişti ama yapamamıştı ; eğer ona kendini koruyabilmesi için bir şey verebilseydi belkide hala nefes alıyor olacaktı ...
"KENDİNİ KORUYABİLECEĞİ BİR ŞEY"
Bu düşünce Jhon un bilgi açlığını körükledi , belkide oğluna verebileceği en büyük miras bu olacaktı ; kendini herşeyden koruyabileceği bir güç...Ama denemesi gereken binlerce deney olacaktı , taki başarıya ulaşana dek denemeye devam etmeliydi. Böyle denenmemiş bir şeyi oğlunun üstünde deneyerek onu tehlikeye atma riskini alamazdı ; peki bunca denek nerden bulunacaktı ?Birden karısının ölümü gözlerinin önüne geldi , onu acımadan katletmişlerdi, şimdi ise bunun bedelini ödeme vakti gelmişti .
"Sen odana git oğlum biraz uyu ,yarın derslerine başlayacaksın ."
"Sen gelmeyecek misin baba ?"
"Babanın biraz işi var ufaklık , sen uyu bende birazdan yanına gelicem anlaştık mı?"
Jhon, onu bir kez daha öptükten sonra oğlunun, laboratuvarın içinden girişi açılmış odasına gidişini izledi.Jhon oğlu kapıyı kapatır kapatmaz Kar Yüksek Komitesi ne deneyleri konusunda onların çıkarlarını düşündüğünü sandıran bir video attı ; şimdi geriye kalan tek şey , komiteden olumlu bir cevap çıkmasıydı.