Hayatımda o çalkantılı, inişli çıkışlı günlerin geride kaldığını sanıyordum. Sanki zihnim daha berrak, kalbim daha durgun gibiydi. İçimde kaynayan, her şeyi bastıran o bebek arzusu, o kontrolsüz tutku… nihayet sönmeye yüz tutmuştu. Kendimi iyileşmiş değil ama en azından durulmuş hissediyordum. Geceleri yatağa girdiğimde artık tek düşündüğüm şey uykuydu. Ne sabaha dair hayaller ne de gecenin sessizliğinde içimi kemiren soru işaretleri… sadece yorgunluk ve göz kapaklarıma çöken ağırlık vardı. Toprak bu hâlimi bazen hiçbir şey söylemeden sadece izliyordu. Bakışlarında bir şeyleri anlıyor ama dillendirmiyordu. Bazen de usulca yaklaşıp, “Bir şey yapalım mı?” diyerek beni hayata döndürmeye çalışıyordu. Ama biliyordum, bu evliliği yoran o değildi. Onu yoran bendim. Zorunlulukların yüküyle kurul

