Keyifli okumalar. Sıcak su, ensemdeki her kas düğümünü gevşetir gibi damlıyordu tenime. Parmak uçlarımı omuzlarımda gezdirirken, orada biriken gerginliği ovalayıp atmak istedim. Ama ne kadar sabunlarsam sabunlayayım, çıkmayan bir ağırlık vardı üzerimde. Gözlerimi kapattım. Duvarlardan yansıyan buharla birlikte düşüncelerim de kıvrılıp çevremi sarıyordu. Toprak’ın sesi zihnimde yankılanıyordu: “Birbirimize katlanmak zorundayız Defne…” “Bu işin şakası yok.” Sertti. Soğuk gibi. Ama anlamsız değildi. Söyledikleri hakaret değildi. Tehdit de değildi. Gerçekti. Acı bir gerçekten bahseder gibi konuşmuştu. Duş başlığından akan su saçlarımı, yüzümü yalayarak boynuma indi. Göz kapaklarımı sımsıkı sıktım. Bazen sadece gözyaşımı gizlemek için… bazen hiçbir şey görmemek için. Vücudumu durularken

