GERÇEK BİR DÜĞÜN

1412 Words
Günler birbirini kovalıyor evde hummalı bir düğün telaşı sürüyordu. Ev sakinleri pahalı gösterişli abiyeler deniyor, Hakan Beyin odası yeni gelin için düzenleniyordu. Tüm bu telaşı bir kabusun ortasında gibi izleyip birde üstüne bu durum için koşturuyordu Atiye. Bu günlerde aklına sık sık köyü ve annesi geliyor bu ev hariç sokakta dahi olmayı yeğliyordu, ne zordu Allahım. Ayşe Hanım çalışanlar için de elbiseler sipariş etmiş hepsine tek tek elbiselerini vermiş geriye sadece Atiye kalmıştı. Eski deponun kapısını tıklattı , içeri girdiğinde derli toplu bu depodan hiç beklenmeyecek bir düzen ve hoş bir görüntü ile karşılaştı. Bu kız hem tatlı hem becerikli üstüne birde çok derli toplu bir kızdı. Aslen Kayserili bir aile olmaları sebebiyle Anadolu insanının el becerisini çok iyi bilir çok taktir ederdi. Küçük Atiye'ye elbisesini uzatırken 'Al bakalım güzel kızım , mavi mavi gözlerine en yakışacak rengi seçtim bizzat kendi seçimim . Bu düğün yıllardır beklediğimiz bir düğün ,bir tanecik oğlumuz evleniyor hepimiz güzel olalım hepimiz eğlenelim.' Yaşlı kadının tatlılığına ,kibarlığına mı sevinsin , kocasının düğünü için süsleneceğine mi yansın gülümseyerek aldı kadının elinden elbiseyi. Hayatında hiç giymediği tarz elbiseler giyer olmuştu iki haftada. Yaşlı kadının dediği gibi gözlerine yakışacak bir elbise seçmişti gerçekten. 'Çok teşekkür ederim Ayşe hanım , biliyor musunuz bir tanecik annem var şu hayatta . Onun ismi de Ayşe , bana onun şefkatiyle yaklaşıyorsunuz. Çok teşekkür ederim her şey için .' Sesi sonlara doğru titreyerek çıkmıştı. 'Ah anneciğim sana şimdilerde nasıl da ihtiyacım var bilsen ' diye geçirdi içinden. Bu aileyi öyle çok sevmişti ki tüm çalışanlarına ailenin birer parçası gibi davranıyordu hepsi. Hakan Bey hariç , o herkese soğuktu kendi ailesine dahi . Özellikle Atiye'yi ne zaman evde görse yolunu çeviriyor , Atiyenin elinden bir bardak su dahi içmiyordu. Atiye kendini onun yanında vebalı gibi hissediyor gördüğü yerde kaçıp saklanacak delik arıyordu ondan,kocasından kaçıyordu ne de komikti. Ayşe hanım Atiyenin omzuna anaç bir kaç kez vurmuş ve dışarı çıkmıştı. Atiye elinde ki elbiseye bir kez bile bakmadan kalkıp demir borulara asmıştı . Şimdilik dolabı yoktu, ama düğünden sonra ilgileneceğini söylemişti Ayşe Hanım. Düğüne iki gün kala misafirlerin boşalttığı bardakları toparlayıp büyük salondan çıkacaktı ki başı geniş ve sert bir göğse çarptı. Aslında görmesine bile gerek yoktu,bu konunun sahibini metrelerce öteden bilirdi tanırdı. Kocasıydı. Genç adam öfkeyle ,üzerine sıçrayan alkol parçalarını elinin tersiyle savuşturup söyleniyordu. 'Senden ne zaman kurtulucam ben lanet olası, hem her zamanki gibi beceriksizsin hem bir de üstüne leş gibi kokuyorsun. Köyünün iğrenç kokusunu da getirmişsin defol gözümün önünden. ' Genç kız duyduğu ithamlarla utançtan kızarmış , onca misafirin içinde aşağılanıp böyle bir ithamla karşılaştığı için genç kızlık gururu ayaklar altına alınmış ve dona kalmıştı. Kendine geldiğinde göz yaşlarının akmaya hazır olduğunu farkedip belli belirsiz bir özür dileyip hemen elinde ki boş bardak tepsisiyle birlikte koşar adım mutfağa gitti. Halbuki durum hiç de öyle değildi. Ailesinin bu kıza karşı tutumu , kızın becerisi ,akıllı uslu duruşu adamın sinirlerini geriyordu, birde üstüne bugün adama çarptığında adamın burnuna köylerinde aldığı çiçek tarlalarının kokusu gelmişti. Mis gibi. Taze bahar çiçekleri karışmış , yasemin nergis leylak hepsi birden adamın burun deliklerine dolmuştu. Biraz daha yakınlaşıp içine çekmemek için kendini zor tutmuş bu kokunun bu kızdan gelmesi ise adamı hepten delirtmişti. O an sadece kızı kendinden uzaklaştırmak için öylece bi yalan uyduruvermiş kızın gururunu pek de önemsememişti. İçeri girdiğinde en başta kendi ailesi sonra da misafirlerin ayıplayan bakışlarıyla karşılaştı . 'Ben seni böyle mi yetiştirdim oğlum. Kaç kez uyardım bu kıza biraz kibar davran diye , onun genç kız olduğunu o kadar insanın içinde incinip kırılabileceğini nasıl düşünemezsin ? ' Annesinin haklı sözleri Hakan'ın üzerinde hiç bir tesir etmemişti. O kıza üzülecek değildi elbet. Hatta bugün aldığı kararla Atiye'yi balayından geldikten sonra yurda yerleştirecekti. Atiye ve Bade'yi aynı evde yaşatmak saçmalığın daniskasıydı. O kızla bir bağı yoktu, hatta o düğünü olmamış varsayıyordu ama yinede içinde bir yerler huzursuzdu. Gece yarısına doğru cep telefonunun çalmasıyla masasından kalkıp telefonu açtı numara belli fakat isim kayıtlı değildi ' Aloo damat nasılsın hele ? ' duyduğu ses muhtara aitti , doğru ya onda numarası vardı. Sinirleri yine tavan yapmıştı birde damat demesi yok mu , genç adamı sinirden öldürecekti bu adam yine gece gece . 'İyiyim muhtar sen nasılsın ? Gece gece hayırdır ? ' 'Yav bizim kız yanındadır hele ver bi telefonu ona , anasıyla ilgili bişey diyecem.' Genç adam sinirle bi nefes soluyup 'Şimdi yanımda değil sen söyle ben iletirim ona ' 'Yav gece vakti nerde olacak de haydi ben bekliyorum sen telefonu ona uzatıver.' Genç adam telefonu sessize alıp genç kızı aramak için mutfağa indi , aşçının son işleri tamamladığını gördü başka da kimse görünmüyordu . Çalışan kendisine dönüp 'Buyrun Hakan Bey bişey mi istemiştiniz ?' dedi. 'Yeni gelen çalışan nerde?' İsmini bile telaffuz edemiyordu. Aşçı hafif bir şaşkınlıkla depoyu gösterdi . Hakan şaşkındı, orası depoydu demir yığını eski hurda dolu depoydu basbayağı nasıl olurda orda kalırdı. Kapıyı bir kaç kez tıklatmasına rağmen açan olmayınca gönülsüzce kapıyı açtı ,kimse görmesin diye de hızla içeri girdi genzine dolan mis gibi koku midesine yumruk yemesine sebep olurken asıl yumruğu şimdi yiyecekti Genç kız üzerinde kısacık havlu saçlarından vücuduna damlayan su damlalarıyla tanrıça gibi dikildi adamın karşısına . Tabi adam bu tanrıçayı göremeyecek kadar kör sadece olayın garipliğine şaşacak kadar aptaldı. Genç kız karşısında kocasını görünce şaştı ne yapacağını bilemeden gözlerini kırpıştırdı, doğru görüp görmediğine emin olunca bastı çığlığı. Adam şok içinde arkasını döndü, Allahtan bu kat diğer odalara uzaktı da çığlık ikisi arasında kalmıştı. Adam kendini toparlayıp kolunu arkasına yani kıza doğru uzattı, bir yandan kıza doğru dönmüyor bir yandan muhtarın onu istediğini anlatıyordu. Genç kız titreyerek aldı adamın elinden telefonu, muhtarın telaşlı sesi kızı hepten telaşlandırmış. Annesinin sağlık durumunu öğrenmesi kızı perişan etmişti , yine bahar dönemiydi yine hastalığı nüksediyordu. Annesine bakım ilgi gerekirdi bunları yapabilecek tek kişi kızıydı. Fakat kızı da şimdi çok uzaklardaydı. Telefonu kapattığında genç adamın çoktan ona doğru dönmüş merakla kaşlarını çatarak kendisini izlediğini farketti ikisi de durumlarının garipliğini farketmeden birbirlerine bakıyordu. Atiye muhtarın söylediklerini annesinin rahatsızlığını anlatıyordu. İkisi şu an farketmese dahi iki evli çift gibi birbirleriyle konuşuyorlar kız içini döküp annesini anlatıyor, derdini paylaşıyor genç adam ise hem kadına hem kıza üzülüp muhtara da kızıyordu , neticede annesinden kopmuş bir kıza annesi hakkında dert anlatılır mıydı hiç ? Hiç akıl yok muydu bu adamda ? Genç kızı telaşlandırabileceğini anlamamış mıydı ? Bu eğer ikisinin şu an aynı yerde olup olmadığına dair muhtarın ya da nenesinin çevirdiği bir oyunsa dahi acımasız bir oyundu. Genç adam genç kızın odasından gizlice çıkıp yatağına uzandığında , aynı anda iki genç yataklarında uzanmış ve bugün ki durumun garipliğini düşünüyorlardı. -Düğün Günü- Genç kız için o kara gün gelip çatmıştı işte. Hiç alışık olmadığı tarzda insanların sosyetenin magazinin habercilerin kol gezdiği bu senenin en sükse yapan düğünüydü. Kendi düğünlerinin sadeliğini düşündü istemsizce , sabahtan beri içinde bir acı vardı o öyle bir acıydı ki ağzında dahi tad bırakıyordu. Alkışları duyduğunda gelin ve damadın içeri girdiğini anladı , krem rengi kuğu gibi bir gelin olmuştu Bade. Kendine en yakışan rengi seçmiş , dağınık topuz saçlarıyla bu senenin en güzel geliniydi ve de en mutlu. Yıllarca beklediği sevdiği adama kavuştuğu gündü bugün nasıl mutsuz olabilirdi . Yanında kuzguni siyah sumokiniyle esmer , herkesten daha yakışıklı daha akıllı daha uzun olan kocasına baktı Bade , birazdan tamamen onun olacak adama baktı , artık onunla yaşayacaktı , aynı yatakta uyuyup aynı sabaha gözlerini açacaktı ,dünyanın en şanslı geliniydi ona göre. Genç çift nikah masasına oturdu, ikisi de çok heyecanlıydı. Bade titreyen ellerini Hakan'ın büyük sert esmer ellerine kilitledi , nikah memuru önce Bade'ye sordu sonra Hakan'a sıra geldi Hakan cevap vermek için ağzını açtığında gözleri yaşlı lacivert gözlerle kesişti ,içinde ki huzursuzluğu yok sayıp yüksek sesle 'Evet ' diye bağırdı. Bu bağırış en çok içinde ki lanet sese inattı. Evet istiyorum istediğim kadınlayım onunla evleniyorum diye tekrarlıyordu bir yandan da . Kopan alkış tufanı içinde imzalar atıldı, nikah memurunun 'Sizleri karı koca ilan ediyorum ' demesiyle Atiye tutunacak bir yer aradı. En son bayılmak üzere olduğunu farkedip koşar adım dışarı çıktı. Binlerce kişinin içinde Atiye'nin durumunu tek farkeden kişi tebrikleri kabul eden damattan başkası değildi. Atiye hızlı nefes alış verişlerinin ardından kendi kendine bir söz verdi . 'Bir an önce bu evden gitmek.' Artık emindi kocası ve onun yeni geliniyle asla aynı evde kalamazdı. ' Bir daha asla yoluna çıkmam sana söz veriyorum hayatından çıkıp gidicem.' ' Ben de bunu söylemeye gelmiştim , ikimizin de hemfikir olması çok güzel , yarın sabah balayı için yurt dışına gidiyoruz gelir gelmez ilk işim seni yurda yerleştirmek.' Arkasından duyduğu tok,emin ve sert ses Atiyeyi durduğu yere çiviledi adete.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD