Asiye
-Bak sen yüreksize. Zannediyor ki geri adım atacağız. Sen kimsin kim de koskoca Cihan ağayı kabul etmeyeceksin.
Oğullarına sevgi ile baktı.
-Ciğer parelerim benim.
Kızlarına baktı. Sonra tiksinircesine Mercan’a döndü.
-Kimsen yok üzülecek. Adama yazık. Seni zorla kabul edecek olması onun için ceza olsa gerek.
Tıpkı annen gibisin.
Hikmet sinirle Asiye’ye döndü.
-Hatun attırma tepemin tasını… Bak sana da payını veririm.
Asiye, paniklemişti.
-Tamam, bey yanlış anlama. Sen de biliyorsun ki şu anda en uygun Mercan. Geri gelse de üzülmeyeceğimiz tek kişidir.
Hikmet sinirle Mercan’a döndü.
-Bu akşam gidiyorsun.
-Öldür…
Gözlerinden akan yaşlara aldırmadı.
-Öldür bin kez ölmektense bir kez ölürüm.
Bu sırada hala baygın olan anneannesine döndü. Üzerine kapanıp ağlamaya başladı. Tam da her şey yoluna girmişti. Tam da yolun sonunu görmeye başlamıştı. Tam da hayallerine küçücük bir adım kalmıştı… Halasının yanında sığıntı olsa da yine de bu evdekilerden bin kat iyiydi. Evdeki çalışanlarla kalıyordu. Halası okumasına izin vermişti. Göz açtırmıyordu ama okusun başımıza kalmasın telaşındaydı. Dedesi sinirle belindeki tabancayı çıkardı. Oğullarına döndü.
-Alın Hatice’yi bağ evine götürün. Ben de arkanızdan geliyorum. De haydi. Bu kız anlamıyor.
Aydan korku ile Baran’a döndü. Ağlamaya başladı.
-Böyle olmaz olmamalı.
Baran sakince,
-Az güven meleğim. Korkma bir şey olmayacak. Sabır.
Baran ve iki ağabeyi yerde yatan kadını yaka paça kaldırıp kapıdan çıkaracakları sırada Mercan koşup önlerinde durdu.
-Bırakın. Bin kez öldüm. Bir kez de değerlim için ölürüm. Berdel kabulümdür.