Odanın içindeki sessizlik, Demir’in gidişiyle birlikte daha da ağırlaşmış, havada asılı kalan o barut ve tutku kokusu yavaşça dağılmaya başlamıştı. Alev, yerinden doğruldu; az önceki o zafer dolu tebessümü hala yüzündeydi ama içindeki kor ateş sönmek yerine daha da harlanıyordu. Dahili telefona uzandı, sesi her zamanki o otoriter ve mesafeli tınısına bürünmüştü. "Meryem, yukarıya bir şişe en iyisinden kırmızı şarap ve tek bir kadeh getir. Hemen," dedi ve telefonu kapattı. Dolabına yöneldi. Bu gece uyku haramdı; zihni bir borsa ekranı gibi sürekli verileri işliyor, ihanet görüntülerini kare kare analiz ediyordu. Askıdan, tenine temas ettiğinde su gibi akan, siyah saten, derin dekolteli ve ince askılı bir gecelik çıkardı. Üzerine geçirdiğinde, kumaş vücudunun kıvrımlarını bir gölge gibi

