Merhaba.
Nasılsınız.
Okuma saatinizi yazar mısınız?
SORU:Hayatta ki en değer verdiğiniz şey?(Bu kişi ya da her hangi bir nesne de olabilir)
Bol bol yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfen.
İyi okumalar.
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Olaylı o günün üzerinden iki gün geçmişti. Bu iki günde dudağım da ki yara geçmiş sadece ufak bir iz kalmıştı.
Barlas'ın o sözleri söylemesi'nin ardından onunla resmen kovalamaca oynuyorduk evin içinde.
Sadece yemek masasında denk geliyor o süre içinde Barlas'ı görmezden geliyordum.
Hâlâ neden burada olduğumu söylememekte ısrarcı oluşu beni daha da çıkmaza sokuyordu.
Dün akşam yemeği esnasın da Barlas Kahvaltıya misafirleri olduğunu ve o masa da benim de olacağımı kesin bir dille belirtmiş itiraz edeceğim de ise ufak bir tehdit savurup gitmişti.
Onunla kavga etmemek için de şuan giyinmiş aynadan kendime bakıyordum.

Son olarak kolyeyi boynuma takıp odadan çıktım.
Salona girdiğimde Barlas telefonla hararetli bir şekilde konuşuyordu.
Arkası dönük olduğu için geldiği mi görmemişti sanırım. Daha fazla ayakta dikelmemek için hemen yanında durduğum koltuğa oturdum.
Barlas'a baktığımda inkar edilemeyecek kadar yakışıklıydı ama bu durum beni pek cezbetmiyordu.
Herkes erkeğim diye ortalıkta dolanıyordu,ama önemli olan adam olabilmek değil midir?
Namus bekçiliği yapan erkekler başkasının namusuna göz diker sonra da onların kardeşlerine,karılarına söz gelince mahkeme de namusumu korumak için öldürdüm diyip serbest kalan ya da şık giyindi diye iyi halden indirim alan şerefsizler ortalıkta elini kolunu sallayarak geziyorlardı.
O yüzden ne yakışıklılık,ne de zenginlik önemli değildi. Önemli olan benim için adam gibi adam olmaktı.
Neden hâlâ Barlas'ın yanında olduğumu bilmesem de ufacık bir ilgisinden yanlış hislere kapılacağımdan çok korkuyordum.
"Bade,nereye daldın güzelim,iki saattir sana sesleniyorum."Barlas'ın konuşmasıyla kendime gelip dediklerine kulak verdim.
Kucağımda kavuşturduğum ellerimi kaldırıp onun bakmasını bekledim.
"Özür dilerim dalmışım."Kafasını sallayıp yanıma oturdu.
Ondan birazcık uzaklaşıp merak ettiğim soruları sormaya başladım.
"Şey bu gün kahvaltıya kim gelecek?"diye sorup beni terslememesi'ni diledim.
"Ece ve ailesi."istem dışı kaşlarım çatılmıştı. "Yani senin de ailen.""Hayır,onlar sadece Ece'nin ailesi.""Kafam çok karıştı,Ece senin kardeşin değil mi?""Ece benim öz kardeşim değil,Ama hiç bir zaman Mert ile araların da ayrım yapmadım.""Dediklerinden hiç bir şey anlamadım."diyip ellerimi indirdim. Kafam çok karışmıştı.
"Ekrem Sancak Babam olacak şerefsiz ve çok kıymetli eşi Esma Sancak,Ece o kadın'ın kızı. Onlarla asla yüz yüze gelmem.Bu kahvaltı işi de Ece'nin başının altından çıktı. Yoksa bırak onları eve almayı kapının önünden bile geçirmezdim.Mert ve ben beraber büyüdük ayrı evde onlarla pek bir bağımız yok Ece dışın da."Şaşkınlık içinde Barlas'ı dinledim. Ne kadar da karış bir yaşamı var.
"Peki öz annen."diye sorup gözleri'nin içine baktım.
"Öldürüldü." öyle bir soğuk kanlılık ile söylemişti ki söylerken sesi titremeseydi asla üzüldüğünü düşünmezdim.Ölmemişti,tam olarak öldürülmüştü.
Dehşetle ona bakarken istemsiz olarak ellerimi tekrar kaldırdım.
"Kim öldürdü?"diye zar zor sordum.Çok kötü bir şeydi annesizlik,O duyguyu çok iyi biliyordum.
Tek bir damla göz yaşı dökmesine kıyamadığım annem gözlerimin önünde öldürülmüşken bu acıyı bilmemek saçma olurdu. Hatırladıklarımla gözlerim dolarken ağlamak için büyük çaba sarf ettim.
"Yakında öğrenirsin her şeyi şimdilik yeter bu kadar."diyip ellerimi kendine çekip avuç içleri mi öptü.
Bu adam çok garipti. Belinden silah eksik etmeyen ,her daim patlamaya hazır bir bomba gibi etrafta gezen adam neden bu kadar içten davranıyordu bana. Neredeyse bir aydır yanında oluyorum ve bir günden bir güne canımı yakacak tek bir şey yapmamıştı.
Zilin çalmasıyla elimi avuçlarından kurtarmış ayağa kalkmıştım. Ayağa kalkarken bacağımın büyük bir kısmı görünmüştü.
Barlas'a baktığımda delici bakışları ile yırtmaca bakıyordu.
Çenesi kasılırken hızla ayağa kalkıp belimden tutup kendine çekti.
Ben ne ara bu pozisyona geldiğimizi düşünürken Barlas belimde ki ellerini daha da sıkılaştırmıştı.
"Bu kadar güzel olmandan nefret ediyorum.
Sana kıyafetlerin hakkında kötü bi şey söylemeyeceğim,sen nerede ne giyeceğini daha iyi bilirsin ama biraz daha az vücudunu ortaya çıkartan kıyafetler giyersen daha iyi olur sanki güzelim."diyip saçlarımı okşayıp anlımı öptü.
Tam ondan uzaklaşacakken kapıdan gelen sesler ile hızla ondan ayrıldım. Salon kapısına baktığımda Barlas'ın nam-ı değer ailesi bize bakıyorlardı.
Utançla kafamı eğip Barlas ile arama mesafe koydum.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Aradan geçen kısa sürenin üzerinden herkes masaya oturmuştu. Barlas baş köşeye otururken yanında ki sandalyeye de beni oturtmuştu. Sağ tarafımız da Ekrem bey ve Esma hanım otururken sol tarafımız da ise Ece,Fırat ve Mert oturuyordu.
Ortam o kadar gergindi ki bu gerginlikten etkilenmeyen sadece Ece gibi görünüyordu.
"Bize bir açıklama yapmayacak mısın Barlas?" Barlas'ın masa'nın altında duran eli yumruk olmuş ve çenesi de gerilmişti.
"Ne konuda Esma hanım."diye dişleri'nin ardından konuştu.
Esma hanım göz ucu ile bana bakıp kırıcı cümlelerini arka arkaya sıraladı.
"Öncelik ile bu dilsiz kız'ın seni yanında ne işi olur ya da senin evinde neden kaldığı konusundan başlayabilirsin."
Dedikleri ile canım acımışmıydı,tabi ki de hayır. O kadar çok alışmıştım ki bu sözlere artık alınmıyordum bile.
"Sanane,sen kim olarak karışıyorsun."diye tehditvari sesiyle sertçe konuştu.
"Barlas haddini bil Annen o senin."Barlas'ın boynunda ki damarlar şişmiş ve yüzü kıp kırmızı olmuştu. Çok korkutucu görünüyordu.
Yumruk olan elini hızla masaya indirmiş ve sertçe ayağa kalkmıştı.Altında ki sandalye gürültü ile yere düşerken herkes korku ile ayağa kalkmıştı.
"Ne diyorsun lan sen,Bu oruspu benim annem değil. Benim annemi siz öldürdünüz.Sizin şuan bu masa da oturmanızın tek sebebi Ece.Şimdi defolun gidin evimden,hemde hemen."diye bağırıp kapıyı gösterdi.
Ne yani Barlas'ın annesini bunlar mı öldürmüştü.
"Düzgün konuş karşında kimin olduğunu unutma.""Kim var lan karşımda. İki tane şerefsiz den başkasını göremiyorum ben."diye bağırıp yüzünü sıvazladı.
"Sadece sizi geberticeğim günü bekliyorum. Annem nasıl size ölmemek için yalvardı ise siz de öyle yalvaracaksınız. Çok az kaldı ikinizi de cehenneme göndermeme.Arkanızı kollayın hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkacağım.Ve siz de bana ölmemek için yalvaracaksınız."diye avazı çıktığı kadar bağırıp kollarından tuttuğu gibi dışarıya fırlattı.
Mert duvara yaşlanmış duygusuz bir şekilde onları izlerken Ece Barlas'ı durdurmaya çalışıyordu.
"Abi ne saçmalıyorsun sen annem ve babam asla öyle şeyler yapmaz yalan söyleme."diye bağırıp Barlas'ın göğüsüne vurmaya başladı.
Barlas Ece'nin kolunu sıkıca tutup salona girdi. Biz de hızla peşlerinden ilerledik.
Barlas televizyonun arkasına birşeyler takıp kumandayı eline aldı.
Eceyi hızla yere oturtup kumanda ile televizyon da ki videoyu başlattı.
Görüntüleri izledikçe kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Mertte baktığımda Kafasını başka yere çevirmiş gözlerini siliyordu.
"Gördünmü lan ben yalan mı söylüyormuşum?O çok sevgili ailen benim annemi yalvartarak öldürdüler. Şimdiye kadar sırf senin için bir şey yapmadım ama bundan sonra sen bile umrumda değilsin. O ikisini geberteceğim.
Biliyor musun Ece ikisinin de mezarı asla olmayacak."diye bağırıp Eceyi de ayağa kaldırıp Fırat'a doğru itekledi.
"Şimdi defolun gidin,hadi."diye bağırıp onları kapıya doğru sürükledi.
Hâlen daha televizyonda ki görüntüyü izliyordum. Barlas'ın annesi'nin çığlıkları ve yalvarışları kulaklarım da yankılanıyordu.
Televizyonun bir anda kapanmasıyla arkamı döndüm. Dur durak bilmeyen gözyaşları mı ne kadar silsem de yerlerine bir yenileri daha ekleniyordu.
Barlas'a baktığım da Mert'e bakıyordu. Mert gözlerini silip hızla ayağa kalktı. "Ben gitsem iyi olur abi,Sonra görüşürüz."diyip Barlas'ın cevap vermesini beklemeden koşarak salondan çıktı.
Barlas kendini koltuğa atıp dirseklerini dizlerine yaslayıp elleriyle yüzünü kapattı.
Daha fazla dayanamayıp büyük adımlar ile yanına gidip ayaklarının önüne diz çöküp ellerini tuttum.
Gözlerimin içine baktığın da ona buruk bir tebessümle baktım. Yavaşça eğilip dizlerine ufak ufak öpücükler kondurdum.Onun bana yaptığı gibi yaralarını sarmak istermişçesine öptüm.
Göz yaşlarım pantolununu ıslatırken kafamı dizlerine gömüp hem onun için hem de kendim için hıçkıra hıçkıra ağladım.
Saçlarımın arasında gezen elini tutup avuç içlerini öptüm.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım.
En sevdiğiniz kısım?
Barlas'ın kıyafet konusunda ki düşüncelerine ne diyorsunuz ?
Sizce Ece ne yapacak. ?
Bol bol yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfen
Kendinize iyi bakın. Sizleri Çok Seviyorum. Görüşmek üzere.