Bir hafta sonra... Halide'nin evine gitmişti Rıza. Onun yatağına uzanmış, mest edici yumuşak kokusunun sindiği yastığı derin derin çekmişti içine. Kalbinde yatan yakıcı özlemi, onun yastığını koklayarak dindirdi. Halide'yi aşkla kucaklamak, onu hissetmek için yanıp tutuşuyordu. Halide, onun solduğu ve ölüp onu sonsuza terk ettiği sandığı bütün iyi güzel huylarını yeniden uyandırmıştı. Kasvetli ve gri bulutlu sıkıcı hayatı bir anda mutlulukla, sonsuz hayat ışığıyla parlayıvermişti. Bunları Halide yapmıştı. Doğrulup odanın içindeki eşyalara göz gezdirdi. Makyaj masasındaki tarağın dişlerinin arasındaki buğday saç tellerini görünce gözlerinin ardı sızladı. Dudakları bükülüverdi. Tarağı alıp Halide'nin saçlarını parmağının boğumuyla okşadı. 'Acaba kaç erkek sevdiği kadının saçlarına bile hü

