iki arada bir derede ❤️‍🔥

1931 Words
Asir’ın Anlatımı.... Evin, uyanıp gece yarısı yanıma geldiğinde dünyanın en mutlu insanı ben olmuştum. Evet, düğün günü beni terk etmiş olsa da onun haklı bir sebebi olduğunu düşünüp sürekli kendimi bununla sakinleştirmiştim. Uyanınca kafamdaki bütün soruların ve sorunların çözüleceğini biliyordum. Buna inanmak zorundaydım. Sadece nikâh günü ne oldu da onu o uçurumun kenarındaymış gibi gerilmiş, paramparça bir hâlde beni terk ettiren şey neydi, bilmiyorum. O an gözlerindeki korku hâlâ zihnimin en karanlık yerinde duruyordu. Evdekilere o zaman o kadar çok sormuştum ki… “Biri bir şey mi dedi?” diye defalarca üstelemiştim. O gün bütün konağı yıkmıştım ama içimdeki o ağrı hâlâ geçmedi. Duvarlar onarıldı, kapılar değişti, camlar takıldı… Fakat içimde kırılan yer hiç düzelmedi. Karımın uyanmasıyla sanki her an ellerimden kayıp gidecekmiş gibi hissetmekten kalbim sıkışıyordu. Onu kaybetme korkusu, göğsümün ortasına çöken görünmez bir yük gibiydi. “Evin,” dedim, “yarın konuşalım mı?” Çünkü onunla hasret gidermem gereken konular vardı. İçimde biriken, boğazıma düğümlenen, sustukça büyüyen şeyler… Onun hasretinden ölecek gibiydim. Bana eskisinden bile daha yakın davrandığını görünce şaşırmıştım. Bu kadar içten, bu kadar sıcak… Kalbime dokunan bir yakınlık vardı hâlinde. Madem o kadar özlemişti, beni gördüğünde niye kaçmıştı benden? Kafamın içinde dönüp duran sorularla, kısmi hafıza kaybı geçirdiğini öğrenince beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Şimdi ne yapacaktım, hiç bilmiyorum. Evin hayatımıza kaldığı yerden devam ediyor ama ben edemiyorum. Her an aklı başına gelecek, geçmişi hatırlayacak diye bekliyorum. O gün gittiği gibi yine gitmesinden korkuyorum. Ya ben yanında değilken hafızası geri gelirse, Ya geçmişi tek başına hatırlarsa. Ne yapacağım? Çaresizlikle bunları düşünürken doktor ve hemşireyle konuştuktan sonra telefonum çaldı. Arayan Yusuf' tu Cevapladığımda, “Abi, Allah için” dedi, “ kaçtır arıyorum neredesin, Ne zaman geleceksin?” “Niye, ne oldu?” dedim. “Amcan aşiretin başına geçmek için ortalığı ayağa kaldırmış . ‘Evin ölmedi, Asir kaçan karısını yanında saklıyor’ diyor.” “Eee?” dedim. “Her zaman ki amcam işte.” “Hayır ağam vala, bu sefer öyle değil. Vallahi amcan bütün aşiret üyelerini toplamış. ‘Asir size ağalık mı yapıyor? İki aydır ortada yok,’ diyor. Senin yokluğunu fırsat bilip milleti dolduruşa getirip kandırıyor.” “Tamam,” dedim, “geleceğim.” “Ağam mecbur gelecen ha .” “Tamam lan geleceğim. Biraz daha işlerim var.” Kısa bir sessizlik oldu. “ağam sen iyisin yoksa yog". " Evin uyandı ama bazı şeyleri hatırlamıyor" " Ağam vala seninde işin zordur ha" " Ne yapıcam biliyorum " " Söylicen " " Bilmiyorum önce bir doktorla konuşayım ondan sonra" O cevap vermeden telefonu kapattım. Çünkü cevabı söylemek, her şeyi yeniden başlatmak demekti. Ardımda duran karım elini boynuma doladı. “Canın niye bu kadar sıkkın!? Kısa bir sessizlik ile "Ne kadar zayıflamışsın ya,” dedi. Elimi beline atıp başımı oturduğum sandalyeden kaldırarak kucağına koydum ve ona sarıldım. O an dünyadaki tek güvenli yer orasıymış gibi… Derin bir nefes verdim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir yanda Evin’in durumu… bir yanda amcamın ortalığı karıştırması… bir yanda beni bekleyen sorumluluklarım… Ne yapacaktım, bilmiyorum. “İşler çok karışık,” dedim. “Hal edersin Sen, ben Sana güveniyorum,” dedi yumuşak bir sesle. Başımı kucağından kaldırdım. “Gerçekten güveniyor musun?” dedim. Güçsüz bir şekilde, “Evet, güveniyorum,” diye cevapladı. Dilimin ucuna gelen soruyu geri yuttum. Yavrum, madem bu kadar güveniyorsun… Ne oldu da beni düğün günü terk ettin? Diyemedim. Boynuma sarıldı. “Biraz yürüyüş yapalım mı? Hava çok güzel,” dedi. “Yok yavrum,” dedim, “yeni uyandın…” Aslında korkuyordum. Onu kapının eşiğinden dışarı çıkarırken bile kaybedecekmişim gibi hissediyordum. İçimdeki fırtına dinmiyor, gözlerim her an onu arıyordu. Çünkü ben, bir kez kaybetmenin ne demek olduğunu öğrenmiştim… ve ikinci kez yaşamaya gücüm yoktu. “Hadi ama, canım çok sıkılıyor,” dediğinde elimi tutup beni ardından çekiştirdi. “Tamam,” dedim. Bağ evi Urfa’ya yakın olduğu için Fırat’a doğru aşağı indik. “Yavaş,” dedim, “hızlı yürüme.” Bana dönüp, “Ya ben çok iyiyim,” dedi. “Tamam yavrum, iyisin de ben korkuyorum.” “Sahi,” dedi, “ben kaç gün kaldım komada?” “Bir hafta,” dedim. “Aaa! Desene o zaman balayında sayılırız.” Buruk bir tebessüm ettim. “Öyle güzelim,” dedim. Aradan geçen sekiz ayı ben de kafamdan silip atmak istiyordum. Etrafı çitlerle örülmüş bağ evinin bahçesinde bir sürü ağaç vardı. “Ağaçlara bahar gelmiş,” dedi. Pembe ve beyaz çiçekleri kastediyordu. “Benim de evime bahar geldi,” dedim. Başımı boynuna koyup koklayıp öptüğümde elini boynuma doladı, bana sıkıca sarıldı. Parmak uçlarına kalkıp, “Su buz gibidir değil mi?” dedi. Başımı sallayıp, “ aklından bile geçirme su buz gibi,” dedim. Ama karım çoktan beni bırakıp buz gibi suya ayaklarını koymuştu. “Evin, çık yavrum, bak bir şey olacak.” “Sen de gel,” dedi bana su atarak. “Ben buradayım.” “Hatta gidiyorum,” dedim mahsustan ardımı dönerek. “Ben de atlarım, gidersen! Sakın!” dedim. “Çok kızarım.” İki elini açıp kendini sırtüstü suya bıraktı. “Evin!” diye bağırdım. Suyun içine girerken iki aydır komada olduğu aklıma gelince kafayı yiyecektim. “Çık şu sudan!” dedim öfkeyle. Başını sudan çıkarıp güldü. “Ağam,” dedi, “ben askerim. Eksi yirmide nöbet tutmuşluğum var.” “Senin de nöbetinin de s…” diye homurdandım. Zaten buz gibi sudan nefret ediyordum. Bir de Evin beni suyun içine çekince iyice çileden çıktım. O kadar zaman sonra yeni kendine gelmiş farkında değil ama birşey olacak korkusu sardı beni . “Yavrum, bak vallahi kötü şeyler olacak,” dedim. “Tamam ağam kızma, geliyorum,” deyip ardımdan gelip bana sarıldı. Derin bir nefes verip ona kızgın gibi baktığım da Kucağıma atlayıp, “Uuu, hava buz gibi!” dedi. Enseme değen buz gibi ellerini hissederken bacaklarını belime doladı. Beni o kadar sinir etti ki Sinirle dudaklarına yapıştım. Sıcak nefesi, suyun içindeki soğuğu unutturuyordu. Nefes nefese bana baktığında, “Evin,” dedim, “seni buz gibi suyun içinde s…” diye kulağına eğildim. Alt dudağını ısırıp kucağımdan inmek istedi ama izin vermedim. “Yok öyle yağma, hanımağam.” Şaşkınca bana bakarken aralanan dudaklarını yeniden öptüm. Yavaş yavaş sudan çıkarken kalçalarını sıktığımda dudaklarının arasından çıkan hafif inilti aklımı başımdan aldı. Sırtını nergislerin üzerine bırakmadan kollarımla tuttum. Dudaklarını bırakıp boynuna, gerdanına indim. Anında buz gibi teni ısınmaya başlamıştı. Ne kadar karşı koymaya çalışsam da ona duyduğum istek her şeyin önüne geçiyordu. Ama durdum. Hem hafızasını kaybetmişti hem de en ufak bir korkuda bir daha bana dokunmasına cesaret edemezdi. “İyi misin?” dedim yüzünü kaldırıp. “İyiyim,” dedi gülümseyerek. “Gidelim yavrum, ben iyice kötü oluyorum,” dediğimde sessizce güldü. “E kalk o zaman.” “Aslında düşündüm de biraz daha böyle kalabiliriz…” “Kalk,” dedi bir hamleyle beni sırtüstü yere yatırdığında belini bırakmadan onu tekrar kucağıma çektim. Elini çeneme koyup hafifçe bastırarak gülümsedi "bana çocukmuşum gibi davranma,” dedi. “Kıyamıyorum,” dedim. Yüzümü avuçladığında, “Ben de sana kıyamıyorum,” dedi. Sen bize kıydın yavrum…Bunun yanında benim lafım mı olur? Bana sarıldığında, “Üşüyorum,” dedi. “Üşürsün tabii. Hani eksi yirmide nöbet tutuyordun komutanım?” “Ağam,” dedi gülerek, “siz yanımdaysanız benim üşümeye de hakkım var.” “Ben yanındaysam senin her şeye hakkın var yavrum.” Bir süre öyle kaldık çünkü manzaram çok iyiydi. " Yavrum " "Yavrum falan ağam kalbimiz eriyor beni yoldan çıkarmaya çalıştığının farkındayım. " Sırtını okşayıp güldüm . "Yavrum sırtımı yere verip üzerime çıkan sensin kim.kimi yoldan çıkarıyor orası biraz tartışılır." "Sus ya dedi ben sarılıyorum sadece." "İşte ben sadece sarılmıyorum baktığım gögüslerini işaret edince gözlerini kapattı. "Yavrum dün geceyi unuttun galiba" boynundan aşağıya inen ellerim ile giydiği pijama takımının üst düğmesini açıp görüş anlamına giren göğüsleri ile "başımı geri atıp eziyet lan bu" dedim Evin çok hoşuna gitmiş gibi gülüp Sonra ayağa kalktı. “Hadi eve gidelim, çok üşüdüm.” deyip ayaklandı. O hâlini görünce içimden “Lan…” dedim. Bütün vücut hatları olduğu gibi ortadaydı. “Olmaz,” dedim. “Evin önünde korumalar var, içeride de doktor.” “Of Asir, hadi ama dondum.” “Dur,” dedim üzerindeki gömleğin düğmelerini açarken. “Ne yapıyorsun ya?” “Sus. Seni bu hâlde oraya götüreceğime ölürüm gavatmıyım yavrum.” “Mağara adamı,” dedi. Gömleği tamamen çıkarıp ona giydirdim. İki yakasından tutup dudaklarına kısa bir öpücük bıraktım. Cebimden telefonu çıkarıp korumalara “evin önünden çekilin, arka tarafa geçin. Doktor da gitsin,” dedim. Evin koluma vurdu. “O zaman aşçı ve hemşire de gitsin.” Bakışlarıyla çıplak üstümü işaret edince başımı salladım. “Tamam yavrum. Ne evin içinde ne de önünde kimse kalmayacak.” “Emredersiniz efendim.” “Hadi gidelim.” Elinden tutup hızlıca eve yürürken, “Dur,” dedi. “Adımlarına yetişemiyorum.” “Gel o zaman,” deyip boşta kalan elimle dizlerinin arkasından tutup onu kucağıma aldım. “Ne yapıyorsun?” diye çığlık attı. “Üşümekten donmak üzere olan karımı taşıyorum.” “Yoruldum zaten,” dedi halinden memnun bir şekilde başını omzuma yaslayarak. “Ben seni ısıtırım,” dedim. Eve girdiğimizde ortalıkta kimse yoktu. Merdivenlerden yukarı çıkıp odamıza gittim. Onu doğrudan sıcak suyun altına soktum. Elini boynuma doladı. “Keşke soğuk suya girmeseydim.” “Kocanın sözünü dinlemezsen daha çok pişman olursun,” dedim. Aşık olduğum kadını davetkar dudaklarını öpmeye başladığımda, Bana karşılık vermesi ile kalbim göğsümü yaracak gibi atıyordu. kollarını omzuma koyarak bana karşılık verdi. “Yavrum,” dedim fısıltıyla, “korkma durmamı istediğin yerde dudaklarımı ısır". İstemediğin hiçbir şeyi yapmam.” Gözlerini yumup dudaklarıma hafifçe dokundu. Gömlek yere düşünce yavaş yavaş öptüğüm dudaklarını bırakmadan üzerinde ki pijama üstünü tek tek açarken çekip yüzüne baktığımda tekrardan yavaş bir şekilde dudaklarımı öpmeye başladı. İkimizin de üstü çıplaktı. Bu bile bana ne kadar güvendiğinin kanıtıydı. İçimdeki ses madem öyle neden gitti diyordu. Göğsünü hafif sıkıp gerdanından aşağı indim. Hafif saçlarımı çekiştirdiğinde gülüp Göğüs uçlarını öpüp ısırdım. "Hani" dedi "en ufak bir şeyde duracaktın " "Durdum yavrum "dedim gülerek onu yavaş bir şekilde kucağımdan bırakarak "Anlını öpüp sabahtan beri bana şov yapıyorsun öpmesem olmazdı." " Aaaa ne şovu iftiracı" dedi yalandan bir kızma ile. Sırtını duvara verip göğüslerini tekrardan emdim "Yavrum sen aslana ceylanı kokla ama yeme diyorsun " Benzetmeme gülerek "pislik" dedi "Doğruyu söylüyorum" saçına döktüğüm şampuanla saçlarını yıkarken bakışlarım arada göğüslerine kayıyordu. Fark edince gülüp " bakmakta mı yasak" dedim . Güldü ses etmedi "Evim bir an önce çık sen" dedim" yoksa işler hiç iç açıcı değil" Onu durulayıp üzerine bornoz atıp Çıkardım. Biraz sonra "şey dedi pijamam ıslak " Kahkaha atarak"Ben mi indireyim yavrum" dedim. "Hayır ya ben indirdim ne yapayım" dediğinde kafamı duşa kabine vuracağım az kaldı. Biraz uzun kaldığıma anlam veremedi ama bakışlarını kaçırıp yatağın içine gizledi belimde ki havlu ile dolaptan aldığım alt eşofmanı giyerek "kenara kay "dedim. Başını bir kedi yavrusu gibi çıkarıp bana baktığında" çıplak mi yatacaksın"dedi "Senin için mahsuru mu var" dedim Çaktırmadan beni baştan aşağı süzüp" yok "dedi . yanına girip onu kucağıma çektiğim de "hiiii evin arkasına gönderdiklerini unuttuk. Dedi "Çoktan haber verdim sen merak etme ." Bir iki defa hapşırınca "aha "dedim "hasta olursan seni mahvederim. " Bana dönerek "biraz üşüyorum" dedi başını göğsüme koyup sarıldı. Dudakları kalbimin attığı yere değince "Yavrum yeni duş aldım" Allahsız beni gey falan mı sanıyor bilmiyor ki "Sus ya "dedi " kalbinin sesi çok güzeldi bir kere öptüm sadece " "Hadi biraz uyu "Üzerime çöken yorgunlukla onu daha sıkı sarıp gözlerimi kapattım. Biraz önceki bütün telaş, korku ve arzunun yerini derin bir huzur aldı. O göğsümde uyurken, Nefesi göğsümü yakıyordu. Onu bu kadar severken, aynı zamanda bu kadar yabancı hissetmek canımı acıtıyordu. Sanki bir tiyatro oyunundaydık; o her şeyi unutmuş başrolü oynuyordu, bense her şeyi hatırlayan ama repliklerini yutmuş bir figürandım. Onu koklamak cennetse, o gün neden gittiğini bilmemek cehennemdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD