Sonun da araba ile gelmeleri gereke adrese yani mektubun zarfının arkasın da yazan adrese gelmiş idiler. arabacı adam rusça bir şekilde:
- dediğiniz yer burası deyince. anelia rusça anlamasa da etrafına bakındı arabanın camın dan kafasını eğip baktı etrafına ve gördüğü şey karşısın da şaşkınaa döndü. Hayır kesinlikle adam geldiklerini o dedikleri adrese vardıklarını söylemiş olamaz idi amelia farklı anlamış olmalı idi. Araba ile geldikleri yer kesinlik ike bu dünya da var olamaz idi. Lakin arabanın şoförü kapıların kilidini açınca anladı ki burası dadısının olduğu yer idi. Hemen silliama dönüp arabacının onları yanlış yer de indirdiğini ve ya yüksek bir ihtimal ile o çirkef rus kadının onları dolandırdığını ve para tomarını alıp kaçtığını söyleyecek idi ki. William çoktan araçtan inmiş ve binaya uzun uzun bakıyor idi. Hiç te şaşkın gözükmüyor idi. Bunun ardından amelia da araçtan inip william ın yanına geldi william hala binaya benzeyen bir şeye acı acı bakıyor idi. Sonun da amelia wil e aklın da kileri söylemeye karar verdi ve söze başladı:
- wil
- efendim canım.
- ya arabacı ya da o hasta ruhlu rus kadın bizi dolandırdı.
- neden öyle düşünüyorsun sevgilim? Bunları söyler iken gözünü takıldığı noktadan çevirmiyor idi.
- çünkü burada insan barınamaz. Bırak barınmayı yemek yemeyi, ısınmayı, nefes almayı bile başaramaz burada. Evsizlerin bile bura da olduğunu sanmam. Ayrıca hotelin bir tabelası olur öyle değil mi? Bu bina ya benzetilmeye çalışılan şey de bırak tabelayı doğru düzgün kapısı bile yok buranın. Hadi hemen geri dönelim ve o rus kadını bulup. . .
- aslın da haklı olabilirsin amelia. Lakin bak o ora da.
- kim nere. . . Demesine fırsat kalmadan wil şn parmağı ile yukarı da göstermiş olduğu noktaya baktı ki onu gördü. Pencerenin birin de yukarı katta kadının biri çok uzaklara dalmış bir şekilde elleri çenesinin altın da öyle ce uzaklara bakıyor idi. Kadının başın da siyah bir tülbent var idi. Besbelli rusyanın soğuğundan korunmak için giydiği lakin şek işe yarar gibi durmayan kazağı yamalı idi. Kadının küçük siyah gözleri yaşlı bir kadından daha çok yorgun ve çöümü bekler gibi bir hali var idi. Binanın eski püskü yıkıldı yıkılacak hali ile son derece uyuyor idi bu kadın. Ölümü bekliyor idi lakin beklediğini unutmuş kendisini yıllardır o cam da unutmuş gibi bir hali var idi. Hastalık onu daha bir olduğunda yaşlandırmış idi. İşte bu kadın aradıkları kişi idi. Amelia non çok sevgili dadısı minerva. Amelia gözlerine inanamadı. Bu o idi. Dadısını bulmuşlar idi. İşte ora da idi. Amelia içinden hem sevinç nidaları atıyor idi he de acıacı ağlıyor idi. O çok değişmiş idi 2 yıl ara ile. Birden için de ki duygu yoğunluğunu daha fazla için de tutamayıp o şaşkınlık ile cısıltı düzeyin de bir ses çıkardı:
- dadı. Lakin bemen sonra şaşkınlığını yenip on Ulaşabilmek için can atar vaziyette bağırdı:
- Dadı!
kadın birden sanki çoktan gitmiş olan canı yerine gelmiş gibi küçük gözlerini büyültüp daldığı rüyadan uyanarak ayağa kalktı. O küçük gözleri şaşkınlık ile sonu a kadar açıldı aynı şekil de ağzı da ve kaşlarını çatarak o yöne doğru bakınca amelia yı gördü. Ve o da aynı zaman da amelia nın yaptığı gibi önce fısıldarcasına :
- kızım dedi ardından sanki yüz yıllardır çektiği azabın sona ermesi ile sonun da özgürlüğüne kavuşan bir köle gibi sevinç ve acı ile bağırdı:
- amelia !
Amelia daha fazla yerin de duramadan o külüstür en küçük bir harekette yıkılacakmış gibi duran binaya koşarak ve takunyalarını taş zeminde takırdata takırdata içeriye girdi. Gözü hiçbir şeyi görmüyor idi. Yalnızca bir an evvel ınun, biricik dadısı mınerva nın yanına ulaşmak ve ona sıkı sıkı sarılmak istiyor idi. Sonun da gözleri bir merdivene takıldı ve oraya hızla gitmeye başladı, aslın da bina hiç te yüksek felan değil idi öakin amelia merdivenleri hızla çıkar iken sanki 10 yıl geçmiş gibi geldi ona. Sonun da bitmiş idi merdivenler ve üst kata ulaşabilmiş idi. Binanın ne kadar eski olduğuna bakmadan sanki yıkılacak gibi her an sallanan merdivenlerine aldırış etmeden koşarcasına gelmiş idi. Evet bina yıkılsın isi umrun da değil idi bu lakin bir kerecik olsun dadısına sarılabilsin idi. Çıktığı katta 3 tane oda var idi. ve yalnızca 1 tanesinin kapısı açık idi. amelia oraya doğru koşmaya başladı ve kapının eşiğin de durdu. odanın için de gözü yaşlı ve oldukça hasta duran biricik dadısı var idi. ona doğru hızla koşup sıkıca sarıldığı gibi ağlamaya başladı. arkadan williamın amelşa kadar olmasa da hızlı ayak sesleri geliyor idi. 2 kadın da hunharca ağlamaya başlamış idi ve sıkı sıkı birbirkerine sarılı bir şekil de konuşuyorlar şdi lakin 2 sinin de ne dediği ağlamalarından dolayı anlaşılamıyor idi.
- dadı. . . neden beni . . . bırakıp gittin. . . ben . . . ne yaptım sana. . .
- . . . yaşlı ve hasta kadın yalnızca ağlıyor idi kızına sıkıca sarılarak. william da sonun da gelmiş idi ve bu sahneyi büyük bir mutluluk ile izliyor idi.
- neden gittin dadı neden. . . ben böyle oldun. . . istemezdim hiç
bu hem sitemkar hem de muhtaç konuşma 5 dakika kadar sürdü. ardın dan ikiside birbşrinden ayrıldı lakin kolları hala birbirlerine tutunuyor idi. birbşrinin suratına bakmaya başladılar. amelia aynı konuşmasına yakışır bir bakış ile sitemkar ve aynı zaman da son derece muhtaç kırmızı sulu gözler ile ona doğru baktı. lakin yaşlı kadın amelia nın suratına bakamıyor idi. sanki büyük bir kusur işlemiş te bunu suratına vuruyorlarmış gibi yaşlı gözlerini yerden ayıramıyorlar idi. sonun da eli ile belli ki oturmaak için var olan 2 minderi işaret etti ve oturmalarını söyledi. amelia herne kadaar dadısı mınervadan ayrı durmak istemese de oturdu. ardından william da yslandığı duvardan doğrulup mindere yani amelia nın yanına oturdu. yaşlı ve hasta olan kadın ise galiba her gece üzerin de uyuduğu tatak minderinin üzerine oturdu ve konuşmaya başladı:
- nasıl geldnz buraya?
sesi de kendi görüntüsü gibi hasta çıkıyor idi. belli ki epey ilerlemiş idi hastalık. sonra amelia başladı söze:
- neden buradayız dadı? neden terk edip gittin beni?
- ben terk etmedim kızım seni hiç öyle bir şey yapmam mümkün mü? sen banaa annenin emanetisin, şuram da ki evlat acısının merhemisin sen benim.
- o zaman neden dadı. hadi kalk gidelim artık bu kadarı yeter yol da konuşuruz.
- gelemem ameliam.
-. . .
- gelemem mümkün değil.
- dadı niye böyle konuşuyorsun. benim sana ihtiyacım var. sana muhtacım ben.
- senin kimseye ihtiyacın yok kızım sen artık çocuk değilsin kimse kendine senden daha iyi sahip çıkamaz bu dünyada biliyorum ya ben içim rahat.
- sandığın gibi değil dadı, sandığın gibi değil
- esas senin sansığın gibi değil kızım. ben son günlerimi yaşıyorum burada nereden geldiysem dünya ya burada canımı vermek istiyorum. beni vicdan azbım ile yanlız bırak ameliam.
- dadı hayır daha aşayacaksın benim için yaşayacaksın, charlie için. . .
- charlie nin bir annesi var kızım sensin. . .
- DADI BEN ÖLÜYORUM GÖRMÜYOR MUSUN?
kadın bunun abartılı bir cümleden çok bir gerçeği haykırış nidası olduğunu hemen anladı ve:
- ne diyorsun sen? dedi sanki büyük bir hakarete uğramış gibi.
- bana bakmayacaksın dadı kemdim için değil. oğlum için biricik oğlum için. . . senden başka kimseye emanet demem onu dadı. asla. ve ağlamaya başladı.
yaşlı dadı hemen onun yanına gelip taş zemine oturup onun gözlerini sildi ve son derece telaşlı bir halde:
- neyin var anlat bana.
amelia başın dan gelip geçen her şeyi ağlayarak anlattı hem o ağladı hem dadısı. hem de her şeyi. dadıaı zaten son 2 yıldır olan hiç bir şeyden haberdar değil idi. ve zaten ne oldu ise o yıllar arasın da oldu ve hala olmaya devam ediyor idi. alzheimer hastası olduğundan, bu yüzden düşük yaptığın dan vietnaam savaşından ve william ın da o savaşta olacağın dan hem de pek yakınn zaman da. ve savaşın 20 yıl kadar sürebileceği ihtimalinden, babasının ölümünden, seni aralamalarından ve bulamamlarından ardından rusya da olduğunu öğrenip rusya ya geldiklerinden ve senin teyzen ile tanıştıkların dan sonra buraya geldiklerinden bahsetti. yani kısaca her şeyi 1 saatte anlatabildi. tabi bir yandan da ağlıyor idiler. kadın uzun bir süre konuşamadı gözleri açık kalmış bir şekil de amelia ya bakıyor idi. amelia hemen sonra bu yaptığından pişman olmuş idi ve şimdi düşüp bayılmasın dan korkuyor idi. bir de onu kaybetmek hiç istemiyor idi.kadın bir süre böyle şok halin de kalmış idi. amelia ağladığı için o konuşurken nefesinin kesildiğine şahit olamamış idi. nitekim kadın sonun da olduğu yere yığıldı ve amelia bir korku çığlığı attı.
...................................................
yaşlı kadın gözünü açtığın da hastane de idi. hastane son derece sıcak ve yatığı yatak son derece yumuşacık idi. şimdi ise yattığı yerden doğrulmaya çalıştı lakin bir çift narin el ona engel olsu. bu eller amelia nın idi. onun suratına baktı hem ağlıyor hem de tebessüm ederek onu sakinleştirecek şeyler söylüyor idi:
- buradayım ben hepimiz buradayız. bak charlie de. iyi olucaksın dadı çok iyi olucaksın şimdi yat hadi. dedi ve kadın tekrar uykuya teslim oldu.
amelia ve william hemen onu bulunduğu yerden çıkarttı ve sokağın başın da onları bekleyen arabacıya doğru koştular. hemen sonra arabacı hastaneye sürdü. ve amelia nın dadısı minwrvayı bu hastaneye getirip tedavi ettiler. ardından kadın bir gün boyunca hiç uyanmadı lakin doktor böyle şeylerin yaşanabildiğini söyledi ve onları teskin etti. amelia tüm gün hastane dee kaldı. william onu ikna etmee çalışsa da buradan ayrılmadı ve ertesi sabah william hastaneye elin de charlie ile dönmüş idi. 2 saat kadar sonra da dadısı uyanmış idi amelia nın. ardından amelia ona durumu anlatan kısa bir konuşma yaptıktan sonra tekrardan uykuya daldı. malum yılların yorgunluğu var id üzerin de.
1 ssat sonra kadar artık yaşlı kadın tamamen uyanmış idi. ve yanın da ki amelia ya:
- çok özür dilerim çok çok çok özür dilerim şeklinde yalvarışlarda bulunuyor idi. amelia ise yaşlı kadının elini tutup ona:
- benim ile geliceksin dadı. ben sana sen bana yardım ediceksin. tıpkı eski günler de ki gibi. birbirimize destek olucaz çünkü ancak böyle hayatta kalabiliriz. dedi
kadın ise yalnızca sessiz sessiz ağlayarak kafasını evet anlamın da yukarı aşşağı ya sallayabilmiş idi.
............................................................
amelia son geceyi de otel de geçirmek yerine burada hastane de geçirmek istiyor idi. lakin wil bu seferr daha baskın çıkmış idi. ve otele geri döndüler gece geç saatlere kadar william onun ile ilgilendi yani hastne de kaldı. ertesi sabah güneş doğduğun da artık londraya uçacaklar idi.ve artık hayatt artık oradan kadığı yerden devam decek idi. amelia ve dadısı mınervanın tedavilerine kaldıkları yerden devam eedecekler idi. william 2 gün sonra trene binip savaşa uğurlanacak idi. ve artık bir daha onu amelia yı biricik sevgilisini ve her şey den çok kıymet verdiği oğlu charlie yi ne zaman görebilecek idi görebilecek miydi belli değil idi. lakkin şuan için içi son 2 yıldır olduğundan daha rahat idi. çünkü amelia nın içini yiyip bitiren bir sorunu sonun da yok etmiş idiler. onlar için daha doğrusu charlie için güzel günler gelecek idi. lakin kendi geleceği için yalnızca kopmuş kafalar kan gölleri içindeyüzen bedenler ve sakat kalmış lakin hala yaşayan insanlardan başka bir şey göremiyor idi. önü çok karanlık idi. ve korkuyor idi gelecekten. çünkü koca bir bilinmezlikten ibaret idi. ve her şey elin de sonun da çok kötü bir son ile bitiyor idi. mutla bir hüzün bir mutsuzluk onun yakasını zaten hiç bırakmamış idi. çocukluğundan beri. hep ezildi hakaret edildi. şimdi ise saygı görüyor idi hem de pek çok miktar da. lakin bunların hepsi aslın da yalakalıktan başka bir şey değil idi. eğer kıdemli bir asker olmasa idi gen o çocuk williama göstersikleri çirkef hallerini göstermeyecekler mi iddi yani? bu daha mı iyi bşr şey idi saanki. hayır kesinlikle hayır öyle iyi falan değil idi.
.......................................................
ertesi sabah güneş gene her zaman ki gibi doğmuş id. amelia nın dadısı mınerva hanımın hastane den ayrılmasına artık izin verildi ve direk rusya da iken kaldıkları otel e getirdiler onu. orada da ve artık uzun bir süre tedaviye devam edecekler idi. aslın da dadısı mınervanın asla bu duruma ikna olmayacağını düşünmüşler idi lakin bayılıp yığılınca amelianın teklifini reddetmek gibi bir şeyi düşünemedi bile çünkü artık o da neyin mantıklı olduğunu biliyor idi. sanırım gerçek hayatta da böyle idi. bazen doğru gibi görünen şeyler de ısrarcı davranırız lakin bayılıp kafamızı ancak bir yere çarptıktan sonra gerçek ile hayali ayırt edebiliriz.