Bölüm 2

1532 Words
Akşam eve geldiğimde sessizdim. Ailem durumu fark etmişti. Ne olduğunu sorsalar da cevap vermemeyi tercih ettim. Önce kendi içimde karara varmam gerekiyordu. Yemekten sonra odama çekildim. Tek kalmaya ihtiyacım vardı. Dudağımdaki yarayı herkes görmüştü ama sormadılar. Bu beni ne kadar kırsa da önemsemedim. Elim dudağıma gitti, aklım ise Baho'nun beni öpüşüne. Çok farklıydı. Evet, daha önce baskılar sonucu birkaç kız ile çıkmıştım. Öpüşmüştüm de ama hep içim tuhaf olmuştu. Yanlış bir şeyler olduğunun farkındaydım. Ama Baho... o farklıydı. Doğru geliyordu. Ama neden? Daldığım düşüncelerden beni ayıran şey ise kapımın tıklanmasıydı. "Gel" dedim. Kapım açıldı. Önce ablamın başını gördüm kapı aralığından. Sonra ise bedenini soktu odaya. Bu evde beni anlayan tek kişi o. Göksel ablam. Ortancamız. Ablam odaya girip kapıyı kapattı. Yanıma yaklaşıp yatağıma oturdu. Ben de uzandığım yerden kalkıp dikleştim. "Anlat" "Neyi abla?" belki kaçabirim umudu ile anlamamazlıktan geldim. Ama işe yaramadı. Elini dudağıma değdirdi "bunu" dedi yarayı okşayarak. "Yine onlar yaptı değil mi? Mesut'lar!" dedi. Hemen de anlamıştı, canım ablam. Cevapsız kalınca anladı. Sonra gözleri, kollarıma kaydı. Morlukları görünce yutkunduğunu hissettim. Gözleri doldu. "Ne yapacaksın? Milleti susturmak için yine sahte sevgili mi?" dedi kırgınca. Evet, daha önce bunu da yapmıştım. Başımı eğdim, mırıldanırcasına cevap verdim "galiba yapacağım. Ama sahte değil! Gerçek" dedim. Kendim bile inanamadım dudaklarımdan dökülen kelimelere. Farkına varmamıştım ama galiba aşık olmuştum ben o adama! Ablam inanamayarak ayağa kalktı "sen aklını mı yitirdin? İnsanların sana nasıl davrandığı ortada. Gözlerine sokar gibi erkek arkadaş mı yapacaksın?" dedi. Ben ise sakince cevap verdim "erkek değil" "Ne? N.. nasıl ya? Kız mı? Ama sen bunca yıldır diyordun ki..." Sözünü kestim "abla anlatacağım. Fakat aramızda kalacak!". Ablam söz verince devam ettim "o da benim gibi. Yani tersim. Bedeni kadın ama ruhu erkek. Hatta görüntüsü bile erkek gibi. Bugün tanıştık. İlk gördüğümde erkek sandım. İçimin ona aktığını hissettim. Bedeninin kadın olduğunu sonradan öğrendim. Ben... ben galiba aşık oldum abla!" dedim. Ablam bana sıkıca sarıldı. Saçlarımı okşadı "bunu bizimkiler duyana kadar bekle. Nasıl şaşıracaklar" dedi ve aniden aklına gelen şey ile benden ayrıldı "bak ne diyeceğim. Bir süre görüş. Eğer istediğin gibi biri ise hiç kimse karşı çıkmaz. Sen aşkı yaşarsın, diğerleri de susar. Kendilerince normal biri olduğunu düşünürler. İleride de ne yapmak isteğinize karar verirsiniz. Hatta isterseniz evlenirsiniz. Bir çocuk yapıp sonra o çok istediğin cinsiyet değişikliğini yaparsınız. Nasıl fikir? " Evet ya! Düşününce çok mantıklı. Bunu Baho ile konuşmam gerek. Sonuçta doğuracak olan o. Belki istemez. Sonuçta bir erkek. Tamam bedeni kadın ama hisleri erkek. Ablama sevinçle sarıldım "bunu onunla konuşmam lazım. Çok güzel bir fikir" dedim. Ablam bana sarılıp "hadi artık uyu. Saat gece yarısını geçti. Yarın konuşursun" dedi. Ne? Gece yarısını geçti mi? Saate baktım. Gerçekten de saat 01:27 olmuş. Oha! Ne ara? Düşüncelere dalmışken zamanın nasıl ilerlediğini farketmemişim. "Tamam ablam. İyi geceler" "İyi geceler fıstık" dedi. Odadan çıkarken ışığı kapatıp kapıyı çekti. Ben de kendimi uykuya teslim ettim. Kucağımda şirin bir bebek. Kız mı, erkek mi? Allah allah kimin bu bebek? Odamın kapısı açıldı. Gelen o. "Bebeğimizin mamasını hazırladım annesi. Sen içirirsin artık" Bebeğimiz mi? Annesi mi? Aklımda sorular dönerken, Baho eğildi ve dudaklarıma ateşli bir öpücük bahşetti. "Ben işe geç kalmayayım. Bebeğimize iyi bak annesi" dedi. Eğilip bebeğin alnına bir öpücük bıraktı "baba seni çok özleyecek bebeğim. Anneyi üzme" dedi ve odadan çıktı. Baba mı? Ya neler dönüyor? Biri bana açıklasın. Ne annesi, ne babası, ne bebeği? Hem bu bebek nereden çıktı? Tamam nereden çıktığı belli ama kimden çıktı? Asıl soru bu! Daha fazla sorularla mücadele etmeden bebeğin karnını doyurdum. O sırada bebek de uyudu. İsmini bile bilmiyorum, harika! Bebeği yatağına yatırıp odadan çıktım. Bu ne be? Ben bu eve nasıl geldim? Bu ev kimin? Banyoyu bulmam lazım. Bulunduğum katta üç kapı vardı. Biri bebeğin odası. Tam karşıdaki kapıyı açtım. Burası değil. Burası büyük bir yatak odası. Bebek odasının yanındaki kapıyı açtım. Evet banyo burası. Banyoya girdim. Önce yüzüme soğuk su çarptım. Hala kendime gelemeyince duş almaya karar verdim. Üzerimdekileri çıkartırken aniden dondum kaldım. Bu da ne? Bu... Bu iri çıkıntılar. Ellerimle dokundum. Bunlar meme! Aman allahım! İri memeler! Bana aitler! Çıplak üzerime aldırmadan banyodan çıktım. Az önce gördüğüm yatak odasına girdim. Şansıma boy aynası vardı. Yavaş adımlarla yaklaştım. Ayna baktığımda neredeyse şok geçiriyordum. Ben.. Ben kadınım! İri göğüslerim var. Bir penisim yok! Vajinam var! Nasıl ya? Dalmış, kendimi izlerken derinden gelen bir ses duydum. Ne sesi o? Ses yüzünden yavaştan gözlerim açıldı. Of yaa! Hepsi rüya mıydı? Düşüncelerimden kopup telefonu elime aldım. Baho mu? Bu saatte? Yuh ne bu saati? Saat öğlen olmuş. Yataktan hızlıca fırladım. Hala çalmakta olan telefona cevap verdim. "Alo" "Nasılsın güzelim? Sabah ararım dedin. Aramayınca merak ettim. İyi misin?" "Kusura bakma. Geç uyumuştum. Yeni uyandım" dedim mahçup bir edayla. "Önemli değil canım. Buluşalım mı?" "Ben de onu söyleyecektim. İyi olur" dedim. Aklıma dün ablamla konuştuklarım geldi. "Tamam o zaman. Bir saat sonra, dünkü kafede. Uygun mu?" "Uygun. Hemen hazırlanıyorum" "Görüşürüz" "Görüşürüz" Telefonu kapatıp hemen hazırlanmaya başladım. Baho ile bugün konuşup bir karara varmamız gerekli. Bakalım teklifime ne diyecek. Elim tekrar dudağıma gitti. Farkına varmadan yüzümde bir gülümseme meydana geldi. O öpücük... Hayatımdaki ilk duygu barındıran öpücük. Sevdim bunu. Hızlıca hazırlanmaya başladım. Bordo bir üst ve siyah kotumu giydim. Ayağıma da siyah spor ayakkabılarımı da giydiğimde hazırdım. Anneme tam kapıdan çıkmak üzereyken "anne ben kaçtım" diye seslendim. Annem "dur, nereye? Daha konuşaklarımız var" derken, ben dinlemeden çıktım. Taksiye binip kafeye geldim. Buluşmaya daha vakit vardı. Orta şekerli kahvemi söyledim. Kahvem geldiği sırada Baho da geldi. Garson gitmeden, Baho kendine de sade bir kahve söyledi. Yanağımdan öpüp "naber güzelim?" dedi. "İyidir Baho. Senden naber?" dedim. Yanıma oturdu "seni görünce daha iyi oldum. Lafı fazla uzatmayacağım. Bizimle ilgili bir karar verdin mi?" diye sordu. "Evet, verdim. Fakat öncesinde sana sormak istediğim bir şey var" dedim çekinerek. Çekincemi anlamış olacak ki merakla kaşlarını çattı "tabii sor" dedi. Ben ise bakışlarımı yere indirip "dışarıda daha sakin bir yerde konuşsak?" dedim. Baho "hmm! Konu ciddi galiba. Tamam kahvelerimizi içelim, gideriz" dedi. Ben bu adamı seviyorum ya. Hemen de halimi anladı. Birbirimizi tanımak amaçlı sıradan sohbet ederken kahvelerimizi bitirdik. Bu sırada ben de epey rahatlamıştım. Artık konuşmaya hazırdım. Kafeden çıkmış ilerliyorduk. Karşıdan iki tane güzel ve alımlı kadın bize doğru yaklaşmaya başladı. Daha ne olduğunu anlayamadan, sarışın olan benim, esmer olan Baho'nun kolundan tuttu ve sarışın olan "selam yakışıklılar. Bayağıdır sizi izliyoruz. Şey... Belki size tuhaf gelebilir. Yani kadınlardan teklif almak tuhaf gelebilir ama... Biraz takılmak ister miydiniz?" diyerek göz kırptı. Baho bana, ben Baho'ya dokunan kadınların kollarını tuttuk aynı anda ve yine aynı anda "çek o elini sevgilimden" dedik. Kızlar önce ne olduğunu anlamadan bize baktı. Sonra kıkırdayıp birbirlerine baktılar. Esmer olan "pardon gay olduğunuzu bilmiyorduk" dedi. Baho "değiliz zaten" dedi. Esmer olan şaşırıp "nasıl yani? E ikiniz de erkeksiniz" dedi. Ben şoktan ses çıkaramıyordum. Baho ise sabır dilercesine derin bir nefes aldı "size açıklama yapmak zorunda mıyız? Siz kimsiniz ki? Hadi işinize bakın" dedi. Elini omzuma atıp beni kendine çekti "hadi gidelim kadınım" dedi. Ah 'kadınım' ne de güzel söylüyor. Biz yürümeye başladığımız sırada arkadan kızların anlam veremez sesleri ilişti kulağıma. Umursamadım. Ben hala 'kadınım' kelimesinde takılı kalmıştım. Kızlar da kadın olduğuma inanmıştı herhalde. Sonuçta tip olarak az da olsa benziyordum. Uzun sarı saçlarım. Gür ve hacimli kirpiklerim. Ergenlikte aldığım kiloları her ne kadar vermiş olsam da şişen göğüslerim hala kendini koruyordu. Evet fazlasıyla zayıftım ama göğüslerim az da olsa kendini korumuştu. E boyumda çok uzun değil. Baho'dan kısayım misal. Deniz kenarına oturduğumuzda ben hala bu düşüncelerdeydim. Ah Baho... Uzun boylu, yapılı, yakışıklı Baho... O kadar yapıya nasıl göğsü yok anlamış değilim. Aslında var ama kas gibi görünüyor. Acaba sorsam mı? Ya ne saçmalıyorum, nasıl sorayım bunu? Ne diyeceğim "acaba göğsünü nasıl saklıyorsun" diye mi soracağım? İyice kafayı sıyırdım. "Bunu mu soracaktın?" dedi kıkırdayarak. Kafamı kaldırdım ve Baho'ya baktım. 'Neyi mi soracaktım' ben? Ben anlamsız gözlerle bakarken Baho kafasını geri atarak kahkaha atmaya başladı. Sesi ne de güzel... Bir dakika ya. Ne dönüyor şu an? Baho kendine gelince devam etti "sargı beziyle sıkıca sarıyorum göğüslerimi. Çok eskiden beri yaptığım için çok büyümedi. Ancak ben yine de sarmaya devam ediyorum" dedi. Ne? Ben az önce sesli mi konuştum? Gömün beni. Utançtan öldüm. İskelete döndüm bile. Utançla ellerimi yüzüme kapattım "ben onu sesli mi söyledim?" dedim, yüzüm ellerimin arasındayken. Baho bileklerimi tutup yüzümden çekti. İçten bir gülümseme sundu bana. Gamze mi o. İki yanağında da derin gamzeler. Ama ben bayılırım gamzeye ve Baho'da iki tarafta da var. O çukurlara ellememek için zor tutuyorum kendimi. Yapma be adam. Eriyorum. Ben transa geçmiş gibi ona bakarken konuşmaya başladı "istediğin her şeyi çekinmeden sor. Ben seninle hayatımı paylaşmak istiyorum. Bana sorular sorman, beni ancak mutlu eder" dedi gülümsemeye devam ederek. Sesimi çıkartamadım. Onun yerine kafamı sallayarak yanıtladım. Konuyu acil değiştirmem gerekli. Yoksa öleceğim. Hem biz ne için gelmiştik buraya? Hah hatırladım. Çocuk! "Aslında sana sormak istediğim başka bir şeydi. Nasıl soracağım bilmiyorum ama. Bu arada, sorduğum şeyi sakın yanlış anlama. Bu sadece bir fikir. Kabul etmezsen anlarım.... Ya da neyse boşver. Unut. Bir şey demedim say" ya ne diyorum ben ya? "hey hey! Sakin. Tamam, sen sor bir bakalım. Belki benim de aklıma yatar. Sormadan bilemezsin" "Emin misin Baho?" "Evet canım. Hadi sor" dedi sakin bir tınıyla. E ben bu ses tonundan sonra nasıl sormam ki? "Çocuk yapalım mı?" ne bunu ben mi sordum. İnanmıyorum! Ben bunu alıştırarak soracaktım. Böyle pat diye değil! "NE!!!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD