Bencil olmayı diledim. Ben bencil değildim. Ben neden bencil birisi değildim ki?
" Bunu yapamazsın!" Ellerim titriyordu. Vücudumun kontrolünü kaybetmeye başladım. Daha demin babama baş kaldıran kız gitmiş yerine korkak, savunmasız Aleda gelmişti.
" Yaparım." Başımı öyle hızlı iki yana salladım ki başım döndü.
" O, senin oğlun. Hiç mi acımıyorsun?" Bakışları buz gibiydi.
" Sen de kızımsın." Kalbimin tam ortasına hançer saplandığını hissettim. Susmadı. Açtığı deliği elleriyle bile isteye genişletti. " Benim gözümde ikiniz de piyonsunuz." Hırıltılı nefesimi gizlemeye çalıştım. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
" Sen onu seviyordun." Düşünceli halime tezat olarak attığı gür kahkahası tüm salonda yankılandı.
" Sevgi, göreceli bir kavram. Seni de sevebilirim. Seni sevmemi istiyor musun küçük kızım?" Küçük Aleda, evet diye bağırıyordu. Mantığımsa yüzüne tükürmem gerektiğinden bahsediyordu.
" Hastalıklı sevgini kendine sakla." Mantığım duygularıma ağır bastı. Ruhsuz bir ifadeye bürünmüştüm tekrardan.
" Bende böyle düşünmüştüm. Hiçbir zaman o sevgiyi hak edecek kişi olamadın. Bana bunu sürekli kanıtlıyorsun. Kardeşinin tırnağı kadar olamazsın." Dudaklarımı üzgünmüş gibi yaparak büzüştürdüm.
" Olamam ama bana ihtiyacın var. Sence de çok çelişmiyor musun? Beni kaça sattın baba? Değerim yüksek miymiş bari? Tatmin olabildin mi?" Gerildiğini hissettim. İşaret parmağımı göğsüne doğru doğrulttum. " Beş para etmez kızın sonunda seni kurtarıyor demek. Sana bu utanç yeter diyeceğim ama o yüze sahip değilsin. Sende utanacak yüz yok." Elini havaya kaldırdığında geri çekilmeden sadece yüzüne baktım. Vurmak için hamle yapmıştı.
" Elin titremesin baba. Hatta istersen nasıl vuracağını gösterebilirim. Bir sonrakine denemek istersin diyeceğim ama evleniyorum. Kocamın izin vereceğini sanmıyorum buna. Tabii o yaşlı bir bunak olduğu için bu hayattan erkenden de göçebilir, belli olmaz." Parmağımı çekip gülümsedim. " Senin de yaşın geliyor bence. Periyodik bakımlarını falan yaptır. Mazallah elime kalırsın falan. Baştan söylüyorum bak uğraşmam seninle." Cevap vermesini beklemeden arkamı döndüm. Dış kapıya doğru yürüyüp kapı pervazından yüzüne baktım.
" Dışarı çıkıyorum. İstediğim vakitte geleceğim eve. Sakın engel olmaya kalkma. Bana engel olursan bende seni bitiririm." Buna gücüm vardı. Tek bir hayır dememe bakardı iflas etmesi.
O zaman da ne kadar sevmesem de Barkın'ın hayatını hiç ederdi bu adam. Canımı sıkarsa her şeyi yapardım. Bunu biliyordu. Buse'nin, en yakın arkadaşımın, dert ortağımın yanına gidecektim. Beni ondan başka dinleyen yoktu.
~~~~~~~~
Evlerine gelmiştim. Buse'nin ısrarı yüzünden şu an makyaj yapıyorduk. Tam bir 'pick me' kızıydı. Anladığım kadarıyla makyaj yaptıktan sonra dertleşecektik. Kirpiklerime rimel sürdüm. Rimelin kapağını kapatıp masaya bıraktıktan sonra Buseye döndüm.
" Buraya dertleşmeye gelmiştim ama şu an hiç de dertleşiyor gibi değiliz. Söyler misin canım arkadaşım biz neden makyaj yapıyoruz?" Elinde far fırçasıyla yüzüme baktı. Gözlerinin biri boyalıydı. Prenses edasıyla fırçayı rimelin yanına bıraktı. Fırçadan çıkan tozlar masaya serpilmişti.
" Makyaj yapmamızın nedeni dertleşecek olmamız zaten. Ön hazırlık yapıyoruz şu an." Göz devirip kırmızı bir ruj aldım elime.
" Neyin ön hazırlığı bu acaba?" Makyaj aynasını kendime çevirip rujun kapağını çıkarttım ve açtım.
" Tabii ki de ağlamanın! Ağladıktan sonra akan makyajı çıkartması ne kadar keyifli sen biliyor musun? Bazen duştan önce bile makyaj yapıyorun ben." Buseyi dinlerken daldırdığım için ruju taşırdım ve yanağıma doğru yol aldırdım.
Sanırım jokere benziyordum. Buse'nin uzattığı ıslak mendili alıp taşan ruju sildim.
" Şaka mı yapıyorsun?" Başını gayri ihtiyari bir şekilde iki yana salladı. Mendili ona uzatmıştım. Elimden alarak sağında duran çöp kutusuna attı.
" Of Aleda. Beni anlamıyorsun. Sürekli makyaj yapan birisi olsaydın dediğimi anlayabilirdin." Haklıydı. Benim için makyaj; ruj ve rimelden oluşuyordu. O ise bir dünya sanatı yapıyordu resmen. Tamamen bana döndüğünde elimde duran ruju alarak makyaj masasına bıraktı. Ardından da iki elimi birden tuttu. " Anlat bakalım. Canını sıkan şey ne?" Elimi çekerek saçımı kulağımın arkasına ittirdim. Nefes alarak ciğerlerime hava girmesini sağladım.
" Babam beni evlendireceğini söyledi bugün." Gülmeye başladı. Baya bayağı kahkaha atıyordu.
" Şakanın sırası değil Aleda..." Buseye üzgün gözlerle baktım. Şaka yapıyor olmayı dilerdim. " Şaka yaptığını söyle." Başımı iki yana salladım.
" Adam babam yaşında Buse. Şehmuz diye biri. Babamı aramış bugün. Yakın bir tarihte evleniyorum." Ağzı açık bir şekilde dinlemişti canım arkadaşım.
" Sana inanamıyorum Aleda. Nasıl hayır demezsin. Adam kendi kızı yaşında birisiyle evlenmek istiyorsa pedofilidir. Hiç mi korkmuyorsun?" Kaşlarımı çattım. Sert bir şekilde boynumu sıvazlayıp sandalyeyi geriye çekerek ayağa kalktım.
" Hayır dedim zaten ilkte. İstemiyorum o adamla evlenmeyi. Aşk evliliği yapmayı istediğimi biliyorsun." Benimle birlikte o da ayağa kalktı.
" O zaman sorun ne? Baban bugüne kadar sen istemedikçe bir şey yaptıramadı sana." Gözümden düşen yaşla yüzüne baktığımda onunda gözlerinin buğulandığını gördüm.
" Beni Barkınla tehdit etti. Onu o adama vereceğini söyledi Buse. Ben bana ne kadar,"Nefes alamadığımı hissedince elimi kalbime götürdüm. Buse kolumdan tutarak yatağına oturttu.
" Nefes al Aleda. Hadi canım arkadaşım, nefes al." Dediğini yapıp soluklanmaya çalıştım. Sonunda biraz olsun toparlamıştım. Komidinin üzerinde bulunan sürahi ve bardağı getirip su doldurdu. Ardından sürahiyi masaya bırakıp suyu içmemi sağladı. " İyi misin biraz daha?" Başımı salladığımda o da rahatlamıştı.
" Ben kendime bencil olamadım bu sefer Buse. Onun hayatının mahvolmasına izin veremezdim. Bu kadar bencil değilim." Arkadaşım bana öfke dolu bakıyordu.
" Ama onun senin hayatını mahvetmesine izin veriyorsun öyle mi Aleda?" Anlamıyordu beni. Gözümden akan yaşı elimin tersiyle silip ayağa kalktım.
" Anlamıyorsun Buse. Ben buna zorundayım. Kardeşimin hayatının kararmasına izin veremem." Bir şey demedi. Onun yerine boş bakışlarıyla yüzüme baktı. Ardından makyaj masasına doğru yürüyüp sandalyesini çekerek oturdu ve akan makyajını düzeltmeye başladı.
" Madem ben anlamıyorum. O zaman unutmanı sağlayacağız Aleda. En azından bir gece kafanı dinleyeceksin. Buna hakkın var. Sen de herkes gibi dinlenecek ve eğleneceksin." Yanına doğru yürüdüğümde mendil uzattı. " Bakma öyle. Akan makyajını sil." Mendili alıp makyajımı düzelttim.
" Bir yere mi gideceğiz? Ne tür bir eğlenceden bahsediyorsun?" Sinsi bir gülümsemeyle baktı yüzüme. Bu gülümsemenin anlamını biliyordum. " Hayır, Buse!" Ellerini havada çırpıp ayağa kalktı.
" Gece klübüne gideceğiz. Sabahlara kadar içelim. İçip her şeyi unutalım. Hayır deme şansına sahip değilsin arkadaşım. Bu gece o mekana gidilecek. Nokta!" Bana hayır deme şansı bırakmamıştı. Anlaşılan tüm gece kafayı dağıtacaktık.
Biraz daha oyalandıktan sonra evden çıkıp yola koyulduk. Gideceğimiz mekanı bilmiyordum. Buse hanım söyleme gereği duymamıştı. Anlaşılan bana sürpriz olacaktı. Arabadan indim. Ardımdan da Buse indi.
Boş gözlerle geldiğimiz mekananın tabelasına bakmaya başladım. Ne garip bir ismi vardı. Gardenya Gece Klübü. Saklı bir mekana giriyormuşum gibi hissettirdi. Göz ucuyla Buseye baktım.
" Burayı çok aradın mı?" Kıkırdadı.
" Hayır. İnternetten bulduğum ilk mekana getirdim seni. İsmi çok hoş değil mi? Kendimi Barbie filmlerinde gibi hissettim." Aksine can sıkıcı bir ismi vardı.
İsmim güzel ama tam bir aldatmacayım. Sizi kancama takıp denizlerde sallandıracağım.
Diyordu sanki. Belki de fazla abartıyordum. Öylesine bir gece kulübü de olabilirdi. İçimde ki ses ne kadar bunun tam aksini söylese dahi...
Girer girmez bir masaya geçtik. Herkes ayakta dikiliyordu. Yanımıza garson geldiğinde Buse ilk içkileri söyledi. Bir kere olsun sonuçlarını düşünmeden kafaya diktim. Tadı midemi yakmıştı. Acıydı. Çok acıydı. Ne içtiğimden bir haberdim.
" Bir bardak daha alabilir miyim?" Elimde duran boş bardağı garsona uzattığımda kafasını sallayıp yanımızdan ayrıldı. Buse ileriye gitmiş dans ediyordu. Güzel kızdı ve güzelliğini kullanan birisiydi. Yanına erkekler gelip duruyordu. Eğlendiğinden şüphem yoktu. Herkes içkinin eğlendirdiğini söylüyordu ama bende ağlama hissi uyandırmıştı. Tüm duygularım çıplak bir şekilde beynime akın ediyorlardı sanki.
Garson tekrar geldiğinde tepsisinde bulunan diğer içkileri de masama koydum. Şaşkınlıkla yüzüme baktı.
" Onlar sizin değil." Umurumda değildi.
" Artık benim." Bir şey demeden yanımdan ayrıldı. Masada bulunan tüm içkileri içtim. Sıcaklamaya başladığımda ceketimi çıkartıp masaya bıraktım ve dans pistine ilerledim. Buse deli gibi hopluyordu. Yanına gitmedim. Kendi çapımda dans ediyordum.
Kalçamda el hissettiğimde ufak bir çığlık atıp arkamı döndüm. Buse o an kahkaha atmaya başladı.
" Yüz ifaden çok komikti." Komik değildi. Korkmuştum. " Tamam özür dilerim kızma. Sadece şaka yapmak istemiştim. Korkacağını düşünemedim." Bir şey demeyip dansıma geri döndüm. Şu an konuşursam ağır konuşurdum.
Bir diğer özellik de dilinin kemiği olmuyormuş insanın içince.
Gecenin ilerleyen saatlerinde daha çok içtik. Midem kazan gibiydi. Çok sıcak basıyordu. Haddinden fazla basıyordu hem de. Kasıklarıma saplanan ağrılar da cabasıydı. Buseye göz ucuyla baktığımda odağının bende değilde başka bir erkekte olduğunu görünce çantamı masadan alıp lavaboya doğru ilerledim. İkinci kattaydı. Bir gece klübünün neden ikinci katı olduğunu da anlamamıştım.
Lavaboyu sonunda bulduğumda vücudum daha çok kasılmaya başladı. İçimde bir şeyler oynuyordu resmen. İğne batıyordu kasıklarıma. Bugüne kadar hissetmediğim bir cinsel çekim hissediyordum. Elim ayağım birbirine girdi. Soğuk soğuk terlemeye de başlamıştım. Bu iyi değildi. Düşünemiyordum. Lavabodan duvara tutunarak çıktığımda bu katta odalar olduğunu gördüm. Bir sürü oda vardı.
Çaprazımda kalan odanın önünde bir adam gördüm. Bana bakıyordu. Katın loş aydınlatması sayesinde yüzünü görebiliyordum. Gözleri kıpkırmızıydı. Benim gibi yanıyor muydu o da?
" İyi misiniz bayım?" Yanına doğru yürüyerek sorduğum soruya afallayan bir şekilde baktı. Bacaklarım titriyordu artık. Elim ile kasıklarıma bastırma ihtiyacı hissediyordum. Sesim titremiş olmalıydı. Adamın yanına vardığımda gözlerinin içine baktım.
Kahverengi gözleriyle yüzüme bakıyordu. Ayrıca aşırı derecede alkol ve sigara da kokuyordu. Cevap vermediği için yanından geçeceğim sırada bileğimi tuttu.
" Yardım et bana." Dediğini anlamadım ama buradan bir an önce gitmeliydim. Dayanamayacak vaziyete gelmiştim.
" Bayım lütfen başkasından yardım isteyin. Gitmem gerekiyor." Gözlerimin içerisine baktı.
" Lütfen." Yutkundum. Benimle birlikte o da yutkundu.
" Nasıl bir yardım istiyorsunuz?" Bileğimi tutan eli damarıma doğru kaydı. Nabzım deli gibi atıyordu şu an. Damarın üzerine bastırdığında nabzımı hissettim. Benimle birlikte o da hissetmişti.
" Şimdiden özür dilerim." Ne özrü diyemeden dudağıma kapanması bir oldu.
Kendimi geriye çekmem, tokat atmam, sayıp sövmem gerekiyordu belki de. Hiçbirini yapmadım. Cinsel arzum buna engel oldu. Tanımadığım bu yabancıya kapıldım. Teslim oldum. Öpücüğüne karşılık verdiğim an odanın kapısını açtı ve bedenlerimizi içeriye çekti. Ardından da ayağıyla kapıya vurarak kapanmasını sağladı.
Bu gece, tanımadığım adama tüm benliğimle teslim oldum. Yarının ne getireceğini umursamadan.