-Sumru Kaya-
Hakan'ın evinden üzgün gelip ağlayıp zırladıktan sonra reglim çok ağrılı geçtiği için 3 gün rapor aldım. Kaandan duyduğum kadarıyla bizim kaba Yüzbaşı dün iş başı yapmış. Ağır iş yaptırmıyorlarmış hala kolunda dikişler var diye. Sürekli odasında takılıyor dedi soydaşım. Bugün bende iş başı yapıyorum ve daha iyiyim. Kısacık siyah elbise ve topuklu ayakkabı giydim altınada ten rengi çorap neden bilmiyorim ama o Yüzbaşına İnat yapıyorum geçen etek giydiğim de laf etmişti. Şimdide onu kaale almadığım imajı vermek istiyorum. Çok kırdı beni çok. Hayatımda hiç bu kadar kırılmadım.
Hazırlanınca evden çıkıp birliğe doğru gittim. Timden Kaan ve Ali bahçedeydi. Kaan'ın yanına gidip oturdum.
"Soydaş doktorlarda hasta oluyormu ya?"
"İnanmazsın ama oluyorlar hatta tuvalete felanda çıkıyorlar" diyip güldük.
"Albay seni sordu soydaşım gelince yanıma uğrasın dedi."
"Yüzbaşının odasında, oraya gelsin dedi."
"İyi tamam gideyim göreyim bir. Görüşürüz."
Ah be Albayım kendi odanızda olsanız ne olurdu sanki ben şu kaba saba herifi görmesem iyi olacaktı. Odanın önüne gelince kapıyı tıklatıp içeri girdim. Albay buyur etti. Nasıl oldun kızım felan diye sordu. Daha iyi olduğumu söyledim. Yarın yeni gelen askerlere ilk yardım eğitimi verileceğini söyledi onun için çağırmış beni. Kendini ayarlarsın konferans salonunu kullanırsın dedi. Detaylar için Hakan Yüzbaşı ile görüş ben çıkıyorum dedi.
"Gerek yok Albayım bu kadar bilgi yeterli ben yarına kadar hazırlanırım". Albay çıktı peşinden bende çıkacakken kolumdan Yüzbaşı tutup beni çevirdi.
"Nasıl oldun Sumru?"
"Sizene"
"Sumru yapma 5 yaşındaki çocuk gibi tiripmi atıcaksın."
"Biliyormusun Yüzbaşı o bile hakedene yapılıyor".
"Sumru derdin ney?"
"Derdim felan yok Yüzbaşı. Sen uzak dur dedin duruyorum. Mesafe istedin bende sana ayak uyduruyorum."
"Sumru biz birlikte çalışıyoruz bu şekilde nasıl iş yapacağız. Bana çocuk gibi tirip atarak mı?"
"Asla işimle özel ve sivil hayatımı birbirine karıştırmam emin olabilirsiniz Yüzbaşı."
"O zaman birazdan revire gelicem pansumanın yenilenmesi lazım umarım tirip atmayıp yardımcı olursun."
"Yüzbaşı şu konuya açıklık getirelim ben size tirip atmıyorum. Sadece uzak duruyorum bunuda siz istediniz. Kaldıki mesleğim gereği ne olursa olsun kim olursa olsun ben sağlık söz konusu olduğunda müdahale etmek zorundayım. Bu siz bile olsanız." İyi günler diyip çıktım. Hem benden uzak dur dedi duruyorum bu sefer çocuk gibi tirip atıyorsun diyor. Nasıl bir ruha sahip hâlâ beni kırıyor farkında değil. Aşağıya revire indim bir kaç reçete yazılıcaktı onları yazdım. Yarınki ilk yardım eğitimi ile ilgili bilgisayardan bir kaç slayt hazırlamaya başladım o esnada kapım çaldı. Yüzbaşı pansuman için gelmişti.
"Musaitmisiniz Doktor hanım"
"Evet buyurun Yüzbaşı" diyerek sedyeye oturmasını söyledim. Malzemeleri alıp yanına geçtim. Pansumanı açınca yarasını gördüm zorladığı belli yara biraz zedelenmiş.
"Yüzbaşı eğer doktorluk nutuğu çektiğimi düşünmezseniz birşey demek istiyorum. Yarayı zorluyorsunuz dikişler açılmak üzere neredeyse. Biraz daha dikkatli olun yoksa enfeksiyon kapabilir."
"Tamam sen yap pansumanı."
Yok buna iyilikte yaramaz. Şeytan diyor kes bütün dikişleri batır makası. Tentürdiyotu döküp temizlemeye başlayınca elim yarasina değdi. Gözleriyle gözlerime baktı. Ben hemen kendimi toparladım.
"Biraz acıtmış olabilirim".
"Ben ne acılar yaşadım Doktor. Bu sıvı şeymi canımı yakacak."
"Eminim yaşamışsınızdır yoksa bir insan böyle olamaz." diyince pansumanını yapıp kalkabileceğini söyledim. Tam masama gidip oturmuştumki gelip misafir sandalyesine oturdu.
"Bir insan nasıl olamaz Doktor söyle bakalım."
"İşte böyle senin gibi olamaz"
"Sumru bak benim damarıma basma"
"Ne yaparsın Yüzbaşı. Sürgün mü yaparsın? "
"Sumru sen cidden çok dik başlısın."
"Ya sen bena benimle muhattap olma demedinmi, dedin bende olmuyorum işte."
"Sumru muhattap mı olma dedim, lafları karıştırma"
"Of neyse artık Yüzbaşı ben senin dediğini yapıyorum. Şimdi işiniz bitti gidin." dediğim anda telefonuma yine mesajlar geldi.
Okudukça gözlerim büyüdü. inanmıyorum o bunları nerden biliyor yoksa buraya kadarmı geldi diye panik yaparak masadan kalkıp sağa sola gitmeye başladım.
Hakan yanıma gelerek beni tutup, "Sumru ne oluyor kendine gel".
"O o burda "
"Kim Sumru burda?"
"Zafer burda gelmiş galiba " diyerek telefonu uzattım bütün mesajları okudu.
"Bu şerefsiz kesinlikle buralarda ve seni takip ediyor". Hakan böyle diyince sinir boşalması yaşayıp feryat edercesine ağlamaya başladım. Telefonu fırlattım masanın üstündeki herşeyi yere attım. Hakan gelip bana arkadan sarılarak kollarımı tuttu.
"Sumru tamam tamam nolur sakin ol. Hiç birşey yapamaz sana. Ben varım nolur dur yapma bak çok kötü oluyorsun." Ona doğru dönüp " Ney senmi beni koruyacaksın?" diye sorunca kafa salladı. Göğsüne doğru yumruklar savurarak iyice ağlamaya başladım.
"Sen öylemi daha bir kaç gün önce bana benden uzak dur diyen adammı beni koruyacak. İstemiyorum senide korumanıda istemiyorum. Allah seni kahretsin senden hiç birşey istemiyorum sen benden asıl uzak dur. Böyle dengesiz kırıcı bir adamla muhattap olmaktansa Zafer'le uğraşmayı tercih ederim. "
"Sumru!!! kendine gel kapat çeneni."
"Gelmiyorum Yüzbaşı gelmiyorum anladınmı. Şimdi burdan defol git ve benden uzak dur. Senin yardımınıda seni de istemiyorum"diyerek yere çöktüm. Oda yere oturdu kollarımdan tutup arkadan sarıldı.
"Sumru tamam tamam güzelim bak iyi değilsin sinir krizi geçiriyorsun lütfen sakinleş." demesiyle sanırım o kötü şeyi ağlayarak attım.
"Çok korkuyorum beni takip etmiş belli. Ben şimdi ne yapacağım kuzenlerimde benim yüzümden tehlikede. Allah'ım nolur yardım et bana."
"Sumru tamam Albay'la konuşuruz seni koruma programına alırız. Lojmanda size birşey yapamazlar. Sağınız solunuz asker dolu. Ben, Kaanlar, diğerleri o yüzden korkma."
"Ben eve gitmek istiyorum şuan burda bile kalmak istemiyorum."
"O zaman bende gelirim tek kalamazsın".
"Hayır tabikide ben kendim giderim."
"O zaman hiç bir yere gidemezsin burda birlikte gözümüzün önünde kalırsın."
"Tamam beni eve götür o zaman" Kafasıyla onayladı ve çıktık. Ben yürüyecek gibi değildim ayaklarım tutmuyordu resmen bir iki adım atınca yalpalandım. Yüzbaşı bir hamleyle beni kucağına aldı. Gerek felan yoktu dedim ama susturdu beni. Dışarıya çıkınca Kaan'a seslendi arabanın kapısını aç diye. Kaan öyle görünce küçük çaplı şok yaşadı. Hemen gelip iyi olup olmadığımı sordu. Ben cevaplayamadan Yüzbaşı hemen iyi iyi birşeyi yok biraz rahatsızlandı evine götürüyorum dedi.
Arabaya bindirdiği gibi lojmanlara geldik. Beni eve çıkardı. Kızların ikiside işteydi.
"Kızlar gelene kadar yanında kalacağım."
"Sakın gitme olurmu Yüzbaşı"
"Gitmiycem merak etme burdayım hâlâ Yüzbaşı öylemi."
"Sen artık hep Yüzbaşı'sın. Benden uzak dur dedin bende duruyorum. Ben şimdi uyuyacağım sakın gitme çok korkuyorum."
"Tamam hadi sen uyu ben burdayım."
Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözlerimi zar zor açtım yan tarafıma doğru dönmemle Hakan"ı gördüm oda yanıma kıvrılmış uyumuş. Gıcık adam oda hâlâ tam iyileşmedi yorgun tabi yarasınıda çok zorlamış. Uyurken o kadar güzel duruyordu ki elimle hafif yanağını okşadım.
"Neden be Yüzbaşı neden. Niye bana böyle yapıyorsun, niye beni kırıyorsun, niye sürekli canımı acıtıyorsun. Farkında değilsin içinde çok büyük sevgi boşluğu var evet ona sığınıp insanları kırıyorsun ama bir taraftanda çok büyük bir merhamet ve sevgi dolu bir adam var ama onu göstermemek için zorluyorsun. Senden uzak durdukça içim acıyor biraz ya biraz bana karşı ılımlı olsan herşey çok güzel olacak" deyip hala parmaklarımla çok hafif yüzünü okşarken birden ellerimi tutup uyandı ve yüzünden çekti. Bende korktum ve birden hiii diye ürperdim.
"Sen uyanık mıydın?"
"Asker adam hiç bir zaman derin uyuyamaz Sumru".
"Anladım"
"Neyse ben gidiyorum kızlar gelmiş galiba içerden sesler geliyor" diyip tam kalkacağı esnada kolunu tuttum " gitmesen"
"Sumru seni daha bir kaç gün önce uyardım dimi. Uzak dur yanarız dedim ama hâlâ neyin peşindesin anlamıyorum."
"Duramıyorum anlamıyormusun duramıyorum. Lanet olsun Allah benim belamı versinki duramıyorum."
"Niye Sumru niye. Ben sevgisiz sinirli kaba saba adamım neyimden uzak duramıyorsun?".
"Durmak istemiyorum. Durdukça üzülüyorum görmüyor musun?."
"Durucaksın Sumru olmaz."
"Yapma bunu işte yapma sen bu değilsin. Az önce yanımda uyuyan adam bence bu değil içinde bam başka biri var ama, dışarıya farklı yansıtıyorsun."
"Sumru senin derdin ney?"
"Ya neden anlamıyorsun be adam bu kadarmı körsün?"
"Sumru derdin her neyse şuan burda şu dk bitiyor ve benden uzak duruyorsun."
"Hayır lütfen yapma böyle durmak istemiyorum ".
"Sumru cidden bir daha hiç görüşmeyelim".
Böyle diyince artık daha kötü oldum. Ağlamaya başladım. Benim sesime kızlarda odaya geldi. Hakan'ı görünce şaşırdılar ama olanları anlamaya çalıştılar. Hakan onlara olan olaylarla ilgili kısa bilgi verdi hemen yanıma gelip sarıldılar. Tam kapıdan çıkarken arkasından" yapma nolur ben seni yanımda istiyorum neyini anlamıyorsun"?. Ben artık anladımki bu kaba saba adama aşık olmuştum. Odanın kapısından dönüp kızlara doğru bakarak; "kuzeniniz iyi değil yanında olun sıkıntılı bir durum olursa Kaan'la Ali hemen yan tarafta onlara haber verin" diye tam çıkacaktıki yataktan kalkıp yanına doğru gidip önünde durdum. Ellerimi göğsüne doğru koyup kafamıda yaslayıp ağlamaya başlayarak; "gitme ne olur Yüzbaşı. Yanımda kalmanı istiyorum. Anla be adam anla işte senden etkileniyorum yapma bunu bana."
Biran ellerimi tutup kendinden uzaklaştırdı.
"Sumru lütfen. Bir daha karşına bile çıkmayacağım. Sende çıkmazsan iyi olur." diyerek çıktı evden . Yere çöküp ağlayarak arkasından perişan oldum. İnşallah sen benim peşimden bir avuç sevgi dilenirsin. O zaman sana bu yaptıklarını hatırlatacağım. İyice ağlarken kızlar yanıma gelip bana sarıldı.
Delal; "kuzum sen bu adama cidden bu kadar aşık mı oldun ya?".
" Bende haydut seviyormuşum Delal bunu anladım. Hayatım boyunca kibar, romantik, kadın ruhundan anlayan biri istiyorum hayatımda dedim ama meğer ben narsist seviyormuşum baksana şu halime" diyince gülüp birbirimize sarıldık.