Ben Rizeli Ayşe. Herkes bana "Gül Ayşe" derdi. Bu topraklar, benim inadımı anlata anlata bitiremezdi, çünkü damarlarımda Karadeniz'in inatçı suları akar. Asi ruhumun kendisi olan simsiyah, kıvırcık saçlarım, Mezopotamya geceleri gibi simsiyah gözlerim ve bembeyaz tenimle her zaman dikkat çekmiş, bir mıknatıs gibi üzerime çekmişimdir bakışları. Görücüler deseniz, kapım her akşam en az iki üç kez çalınırdı. Sanki görücü alayı değil, düğün konvoyuydu kapıma dayananlar. Ama benim inadım, o tüm konvoyları dağıtmaya yeterdi. İnatsa inat! Çünkü bu inadım olmasaydı, bu topraklarda okuyup da öğretmen olan tek kız Ayşe olmazdım. Okumak için neler yapmadım ki? Bu köyde kızlar sadece ilkokulu bitirir, ortaokula zar zor giderdi. Lise mi? O tamamen bir hayaldi, erişilmez bir gökyüzü gibiydi. Ama ben,

