Çalışma odamdan çıkıp yatak odama girdim. Her adımımda bir boşluk hissi vardı. Telefonu yatağın üzerine fırlattım. Gözlerim hâlâ o boş nüfus kâğıdındaydı. Yanan bir sigara gibi, içim içimi kemiriyordu. Bu sadece bir kâğıt parçası değildi, bu benim kimliğimdi, geçmişimdi ve sanki elimden kayıp gitmiş bir benlikti. Bir yabancı gelip beni benden almıştı. O trafik ışıklarında karşıma çıkan kızın tehdidi bir şimşek gibi aklıma düştü: "Gelmişini geçmişini silerim." Ama hayır, o olamazdı. O parmağında, bir hayatın ağırlığını taşıyan bir yüzük vardı. Evliydi. Evli bir kadın benimle neden uğraşsın? Mümkün değil. Bu işin arkasında başka biri vardı. Belki de en yakınımda duran bir düşman, yüzünü gizleyen bir hain. Sinirle telefonu elime aldım, o özel numaradan gelen mesajları tekrar tekrar okudum:

