Yazardan Hazar her gün bir gölge gibi Derya'nın peşindeydi. Oysa Adar Ağa'yı ne aramış ne de karşılaşsalar tek kelime bile etmemişti. Onun varlığını inkâr eder gibiydi, yüzüne bile bakmıyordu. Sanki Adar, hiç olmamış bir hayalden ibaretti. Bu sessizlik, Adar'ın canını fena halde sıksa da eli kolu bağlanmıştı. Nasıl çözüleceğini bilmiyordu. Bir yandan da Jehat'ın düğünü ve o meşhur yabancıların toplantısı... Tüm hazırlıklar Adar'ın omuzlarındaydı. Bir gün dayanamayıp karşısına dikildi: “Affet beni be kıvırcığım. Hadi, al şu yüzüğü de telefonu da, barışalım artık. Bu sessizliğin yüreğime ağır geliyor,” derken elini kalbine götürdü. Derya ise tek kelime etmeden, sadece gözlerinin içine uzun uzun baktı. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi yanından geçip gitti. Bu durum Adar'ın içindeki o del

