"HAYAT BENİ ANNEMDEN VURDU!"

1074 Words
Zilan Beni attıkları yer ahırdı. Ve ne kadar pis koksa da fareler yoktu. Annem gibi beni dövmediler mesela! Öylece yere fırlatıp kapıyı kilitlediler. O insanların korkulur rüyası olan ve üstüne üstlük Yalçın abime sıkan korkunç adam "Burası senin için temiz ve güzel."Demesi canımı hiç acıtmadı bile, Çünkü doğru söylüyordu. Annemin beni attığı oda hem karanlık hemde küçük fındık fareleri ile doluydu. Kapıda iki tane koruma koyup, "Bakın eğer bu kız kaçarsa kendi kafanıza sıkın beni yormayın!"Diyip giderken korumalar tedirgin bakışlarla bir birilerine baktılar. Samanların üzerine çıkıp oturdum. Başımı dizime koyup ağlarken 'Hamit abim beni bulur. Bulur ama o eve gidersem annem beni daha çok cezalandırır. Allah'ım kendimi sana emanet ediyorum. Benim hiç bir suçum günahım yokken bu hallere düştüm. Sen yardım et.' Diye dua ederken içimden uyuya kalmıştım. Ne kadar süre geçti bilemezken kapı sesi geldi. "Aslan! Bize bu mu yakışır oğul!"Diye ses duyunca başımı daha çok dizlerime gömdüm. Artık başka başka olaylar kaldıracak mecalim kalmamıştı. Adam başımda dikildi. "Hele kızım, adın ne senin?"Demesiyle ayağa kalkıp başımı eydim. Adam üstüme başıma baktığını hissediyordum. 'Acaba beni buna mı berdel verdiler?"Diye düşünürken"Baba bırak kalsın! Onlar Evin 'i kaçırmadan önce düşünecekti."Demesiyle 'Bu onların babası."Dedim içimden. "Arslan, biraz daha konuşursan inanki hiç istemediğim şeyler olur. Git karın ve çocuklarınla uğraş. Ben hallederim." "Ama baba!" "Aması falan yok. Hem Botan nerede?"Diye sorunca tırnaklarımla oynamaya başladım. "Bugün İtalya'dan dönecek. Belki gelmiştir?"Demesiyle o yaşlı adamın bağırması o kötü adamın üzerinde etki yapmışa benziyordu. Çünkü daha sakindi. Adam bana dönüp "Kızım, adın ne senin?"Diye sorunca "Zi Zilan"Diyip eyilmekten kambur olacaktım artık. "Beni takip et."Diyince hemen arkasından gittim. Alışmıştım artık oraya git denilince gitmeye. Gel denilince gelmeye. Kendimi savunmaya asla hakkım yoktu. Annem hepsini elimden almıştı. Arabaya binip yola çıkarken ödüm kopuyordu. Çünkü bu yaşlı adam değilde o korkunç adam her an boş bir zamanda kafama sıkacakmış gibi duruyordu. Araba kocaman labirent gibi bir villa desem değil! yalı desem değil! Konak desem o da değildi. Malikane gibi bir yerdi. Araba önünde durdu. Arabadan inip kapıda dururken bir tane kadın etrafında yedi bilemedim on kişi kadın vardı. Ama o kadın öyle heybetli öyle kötü duruyordu ki bir an 'anneme kötü diyerek haksızlık mı ettim.' Diye düşünürken o kadın "Bu mu? Bunumu Evin 'imle eş değer tuttular?"Diye bağırınca "Ayşe hanım, Kendine gel! O artık bu evin gelini. Ona göre hareket edilecek." Diyip hepbetle konuşunca hayatımda ilk defa biri beni savunuyordu. Aslında soyadını düşünüyordu. Gözlerimden yaşlar süzülürken "Şimdi herkes buradayken söylüyorum. Zilan artık bu evin gelini içeride biliyorum ama dışarıda bizi temsil edecek. Bu evin artık üç gelini var. Ayşe hanım, eskiden hasım şimdi işe hısım olduğumuz ailenin kızı. unutma bizim kızımız o evde, Evin orada Zilan burda, Üç güne düğün var. Hazırlıklar başlasın. Şanımıza yakışır bir şekilde düğün yapalım. Ha şunu unutmayın Botan Xamerzan 'ın düğünü olacak yedi cihana duyurulsun."Diyip kükreyince herkes karşısında heykel gibi durmuştu. Adam içeri girince ben kapıda öylece kaldım. Birtane kadın benim yanıma yaklaştı "Merhaba. Ben Güler, bu evin yardımcısıyım. Gel seni odana çıkartalım."Diyince yüzünü çevirdi çünkü üstün başım tezek kokuyordu. "Be_ben Öz_Özür dilerim."Dediğimde gözlerime bakıp "MAŞALLAH"Diyip diğer kadına baktı. "Kız o nasıl gözler!"Diyip şaşkınlığını gizliyememişti. Onlar öyle diyince başımı daha çok önüme eydim. İçeriye girince o korkunç adamın annesi "Nereye?"Demesiyle kapıda durduk. Evin çalışanları "Hanımım, Zilan hanı_" "Neyin hanımı? O bu evin anca hizmetlisi olur."Diyip bağırınca bu tür sesler normal geliyordu artık. Ama kaçmayı aklıma koyup kadın sığınma evine gitmek için kafamda planlar yapıyordum. "Mutfakta yapılması gereken işler var. Götürün gösterin." Bağırdığında beni oda yerine mutfağa götürdüler. Güler Abla "Kuzum, sana yiyecek birşeyler verelim. Sonra üstünü başını değiştirmeye çıkarız."Diyince sesi titriyordu. Acımıştı bana, üzülmüştü belli oluyordu sesinden. Ben oturup ellerimi sıkarken yine elim kanamıştı. Elime bakınca hem kötü kesilmişti ve çok kötü enfeksiyon kapıştı. Güler Abla elimi görünce "Ayy ne oldu senin eline?"Diyip elini ağzına kapatınca gözlerine baktım. Hayatımda İlk defa bir insanla göz göze geldim. "Be_ben ke_kestim."Dememle "Sen kekeliyorsun! Sonrada mı yoksa doğuştan mı?" Dediğinde gözlerine dalgın bir şekilde baktım. Bana tuhaf bakınca"Tamam. Anlatmak istemiyorsanız anlatmayın. Ama elinize banamam gerekiyor."Diyince elimi çektim. "Ge_ Gerek yok. Te_ Teşekkür ederim."Diyip başımdaki siyah uzun eşarbın ucuyla sardım. Kimseyi tanımıyorum. Konuşamıyordum. Ayağa kalkıp "Ya_ Yardım edilecek bi_bir şey_" "Yok. Siz oturun ben hallederim." Diyip tebessüm ederken o kötü kadın kapıda belirince "O bu evde her işi yapacak. Oturmaya mı geldi? Paşa'nın kızımı ki?"Demesiyle başımı eydim. Tamda bu yüzen, tanımadığım insanlara bile kendimi hep mecbur hissettim. Ediyorum da. Annem bir kere, bir kere ya elini başına sürüp 'Gönlün kırılmasın sinirimden yaptım.' Deseydi. Yada bırak onu da yapmasın. ' Kızımı vermem.' Deseydi keşke. Ama işte hayat beni annemden vurdu. En çok insanın ihtiyaç ve muhtaç olduğu insan annesi. Ben annem yönünden vurulmuştum. "Sen benim Evin 'imin yerini tutamazsın. Anladın mı? Sen bu evde hiç rahat olmayacaksın. Bak! İyi bak evin yardımcıları rahat hereket ediyor. Ama sen öyle olmayacaksın."Diyip başım eyik yüzüme bağırınca tükürüğü yüzüme geldi, Ama silemedim. Hırslı bir tavırla burnundan solup geri dönerken sessiz bir şekilde yine göz yaşı döktüm. Başımı kaldırıp tezgahın olduğu yere baktım. Mutfak devasa gibi birşeydi. Geçip hemen çay falan koydum. Yardımcılar bana şaşırmış şekilde bakarken dolapları tek tek açmaya çalıştım. Tencere dolabını bulunup aklıma yer edinirken o kötü adam gelip "Bunun burda ne işi var?" Demesiyle dolaplara dokunmayı bırakıp ellerimi önümde bağdaş kurup gözlerimi yere sabitledim. "Aslan bey, Ayşe hanım, söyledi."Demesiyle "Bu evdeki hiç bir şeye dokunmayacak. Dokunduğu ne varsa atın çöpe."Diyip kükreyince Güler abla"Tamam. Beyim, hiç bir şeye dokunmasına izin vermeyeceğiz." dedi. Ondan korktukları belliydi. Bana kötü kötü bakıp giderken Güler abla"Allah'ım ne biçim aile ya, Biri hizmet etisin diyor. Diğeri yapmasın, dokunmasın diyor. Ben. hiç bir şey anladım valla."Diyip Sitem ederken ben köşeye çekildim. Mutfağa iki tane kadın gelince yine kimsenin gözüne bakmamak için başını eymiştim. "Berdel olarak gelen sen misin?"Sesi ağlamaklı gibi gelen kadın dibimde bitince yine hakaret eder diye bekledim. Çenemi tutup kaldırınca gözlerim yeri izliyordu. Elini çekip "Adın ne senin?"Diye sorunca sesinde kırgınlık barındırıyordu. Gözlerine bakınca "Zi_Zilan"Dedim. "Sen ne güzelsin öyle Zilan, ben de Bade"Diyip elini uzattı. Ben sadece gözlerine bakmakla yetindim. "Tamam. O zaman. Daha beni, yani bizi tanımadığın için yabancılık çekiyor olabilirsin olur öyle şeyler. Sen bir şeyler yedinmi bakalım?" Neden samimiyeti bana çok ılımlı geldi bilemezken sonradan 'O da kötü davranır.' dedim içimden. Yardımcılarının hazırladığı tepsiyi önüme koyunca"Hade tatlım, bir şeyler ye"Demesi böyle içimi bir hoş ediyordu. Bir kaç lokma yemek yerken, evde sanki kıyamet koptu. "EVİNNN, ANNE EVİN NERDE?" Diye birisi bağırınca benle o kadın göz göze baktık. "Botan abi, geldi." Demesiyle kadının ödü koptu. Ne yani bunların bu kadar kötülüğü bu içerde bağıran yaban öküzünün sakin versiyonu muydu?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD