Babam, bu ilginç atmosferi bozarak, “Siz tanışıyor musunuz?” diye sordu. Buğra, ne söyleyeceğini bilemeden, evet anlamında başını salladı. Babam oldukça meraklıydı; “Öyle mi? Nereden tanışıyorsunuz?” dedi. Buğra, “Birkaç ay öncesine kadar İzmir’de alt komşumdu,” diye yanıtladı. Babam bu tesadüfe oldukça şaşırmıştı; “Tesadüfe bak,” dedi gülümseyerek. Ama babam, durumu daha netleştirip, “Yine de ben sizi resmi olarak tanıştırayım,” dedi. “Bu, kız kardeşin Güneş; bu, erkek kardeşin Göktuğ; bu da erkek kardeşin Buğra,” diye ekledi. Buğra, gözünü benden ayırmıyordu; babamın "kardeş" kelimesini kullanması, yüzünde tam bir hayal kırıklığı ifadesi oluşturmuştu. O an, aramızdaki bağın ağırlığı ve anlamı derinleşti. Gözlerimi Buğra’dan ayırıp, Güneş ve Göktuğ’a yöneldim. Birden iki kardeşim olmuşt

